
Lev İvanoviç Yaşin, kısa adıyla Yaşin…
Sovyetler Birliği’nin A Millî Futbol Takımı’nın kalecisiydi. Uluslararası Futbol Tarihi ve istatistikleri federasyonu (IFFHS ) tarafından, 1900’lü yılların yani 20. Yüzyılın en iyi kalecisi seçilmişti.
Lev Yaşin, 1950'lerde dünyadaki kalecilik anlayışını değiştirmiş, o güne kadar altı pas içindeki kale çizgisini terk etmeyen, altı pas dışına pek çıkmayan bir kaleci tipi yaygındı dünya futbolunda…. Ancak Yaşin, bu anlayışı değiştirdi. Ceza alanına giren ve yaklaşan topları tutmak için kalesini terk etmekten çekinmiyordu. Ayrıca çok da iyi yer tutan bir özelliği vardı.

Eski SSCB A Millî Futbol Takımı’yla (Rusya), Avrupa şampiyonu ve Dünya dördüncülüğü unvanlarını kazanan Yaşin, 1949'da girdiği SSCB İçişleri Bakanlığı'nın resmen takımı olan Dinamo Moskova'daki ilk yıllarında, bakanlıkla sorunlar yaşamıştı. Buna rağmen takımdan hiç ayrılmadı. Doğduğu Moskova’da hayata veda ettiğinde, yaşı Trabzon’un il plakasını taşıyordu 61!

Yıllar önce, Trabzon amatör futbolunda da bir kaleci vardı. Profesyonel değildi, olmadı, olamadı da. Ama oynadığı süre içerisinde o zamanın en iyi kalecisi Yaşin’e; gençliğinde sarışınlığıyla, yakışıklılığıyla ve tip olarak benzerliğiyle çevresi artık ona Yaşin demeye başlamıştı. O da sarışındı ve lakabı Sarı Nail idi.
Yaşin gibi değildi ama Lev Yaşin’e fiziksel olarak, sima olarak çok benziyordu. Zaman zaman da 1.75’lik boyuna rağmen kalesinde çok iyi maçlar çıkarıyordu.
1932 yılında Trabzon’un Gülbahar Hatun (Atapark) Mahallesi’nde, şimdilerde yıkılmış olan üç katlı bahçeli müstakil tipik bir Trabzon evinde dünyaya geldi. Ayakkabıcı rahmetli Ahmet Memiş ile Hafız olan annesi Melahat Memiş’in oğluydu. Tam altı kardeştiler. İki kızdan ablası olan Büher rahmetliydi. Diğeri Emine. Geri kalan dört erkek kardeşten Emin rahmetli, diğer ikisi Şeref ve Ali idi. Nail, ailesinin üçüncü çocuğuydu.
*

Okul hayatına Gülbahar Hatun İlkokulu’nda başladı. Ülkü İlkokulu ile devam etti. Bahçecik rampasındaki Gazipaşa İlkokulu’nda da ilkokulu nihayet tamamlayarak mezun oldu. En son olarak ise Kavakmeydan semtindeki zamanının Sanat Okulu’nun orta kısmından mezun oldu.

Boyu şimdiki kaleciler gibi çok uzun değildi ama kale içinde bazen boyu uzuyordu sanki! Gülbahar’ın Mahallesi’nin dar ara sokaklarından, Trabzon Lisesi’nin bahçesine, oradan da fark edilince yolu kentin en iyi takımlarından İdmangücü’ne uzandı.
Futbol oynamasına pek sıcak bakmayan rahmetli babasından fırsat buldukça, idmanlara ve maçlarına gizli gizli kaçıyordu. 1951-52-53 yılları yeşil-beyazlı İdmangücü’nün kalesini korumakla geçti. İddialıydı, belki çok daha iyi bir kaleci olabilirdi. O yıllarda profesyonelliğe imza atabilirdi ama babası futbol oynamasına pek sıcak bakmıyor, çok da izin vermiyordu.

O aralar askerliğin yolunu tutmak zorunda kaldı. Kütahya, İzmir ve Malatya’da içtimalara çıktı! Havacıydı. Kaleci olduğu öğrenilince, Malatya’da askeri Havagücü takımında kaleye geçti.
Şimdiki gibi altı ay değil, baba gibi! 24 ay askerlik yaptı. Havagücü takımıyla Malatya’da ve çevre illerde eldivenlerini giydi maçlara çıktı. Grup şampiyonlukları yaşadı. Diyarbakır’da finallere gittiler. Final de Diyarbakır Havagücü’ne 2-1 yenilince, Türkiye’deki Havagücü takımları arasındaki bu şampiyona da 2. oldular.

Vatan görevi bitince bir ara idmanocağı ile antremanlara çıktı ama kendisini 1956 yılında bir anda Yolspor’da buldu. Turuncu siyahlılarda beş sezon kaleyi korudu. Sarışın olduğu için genelde Sarı Nail olarak tanındı. Döneminin dünyadaki en iyi kalecisi Yaşin’e yüzü ve tipi benzediği için Yaşin damgasını da yiyince; oldu nam-ı diğer adı: Yaşin Sarı Nail!
Yolsor’un Kulübü’nün başkanı rahmetli Doktor Ahmet Özpeker idi. Burada oynarken kendisine para yerine kadrolu iş teklif edildi. Karayollarının futbol takımı olan Yolspor’da eldivenleri ve keleci kazağını giydiği için, Trabzon’da Karayolları 10. Bölge Müdürlüğü’nde işe alındı. Çalışırken oyuncu olduğu için izinli olarak idmanlara ve maçlara gitti ve de sahaya çıktı.

Takımında 1. kaleciydi. İyi 90 dakikalar çıkarınca Trabzon Futbol Karması’na seçildi. Kenan Kayıkçı antrenörleriydi. Kenan Hoca rahmetli olunca, Nail Memiş hem takımın kalecisi hem de antrenörü olarak Trabzon Amatör Küme’nin çok güçlü takımı Yolspor’da görevine devam etti. Bir ara önemli bir Doğanspor maçında çok ciddi şekilde sakatlandı ve diz bağı koptu. Nail Memiş’i kulübü, o zamanki şartlarda yolcu vapuruyla Trabzon Limanı’ndan İstanbul’a tedaviye gönderdi. Hem de Fenerbahçe Kulübü‘nün doktoruna…
Kaleci Sarı Nail’in sağ dizi alçıya alında. İki hafta alçıda kaldı. Ayağı resmen tutuldu, kaskatı kesildi. Alçıları çıkardıktan sonra kendisine yeniden sahalara dönebilmesi için Trabzon’da, her kimin fikri ise bir ilkel yöntem kullanıldı. İsterseniz gelin bu kısmını artık günlerini evinde geçiren 94 yaşındaki ondan, bizim Ataparklı Lev Yaşin’den! Dinleyelim:
‘’ Ayağımı oynatabilmem ve açılması için 6 woltluk bir akü buldular getirdiler. Dedim ki bu nedir arabayı mı şarj mı edeceksiniz? Vurduracak mısınız beni? diye espri de yaptık, gülüştük. Dediler ki; ‘seni değil ama kablonun uçlarını dizine takıp vurduracağız.’ Baktım bunlar ciddi. Akünün kablolarının bir ucunu dizime tutuyorlar, diğer ucunu aküye tutuyorlar. Bunu bana yaklaşık 15 gün her gün uyguladılar. O zaman ki tedavi detayı işte! Güler misin ağlar mısın? Akünün faydası odlumu bilmem ama (bu ara gülüyor) bir ay sonra ayağım yavaş yavaş kendine gelmeye başladı. Yine de sakat sakat kaleye geçtim. İnanır mısınız? Kolay kolay da gol yemiyordum. Bazen beni aşıp iç filelere doğru gol olmaya giden topun arkasında hüzünle de bakıyordum bakmıyordum değil!’’

*
Futbolu bıraktıktan birkaç yıl sonra, O dönemki Yolspor Kulüp Başkanı Osman Saka ile bir yerde oturmuş sohbet ederken bana güzellik olsun diye birden bire :
‘’Nail, gel sana Jubile maçı yapalım’’ dedi. ‘’Ama ben istemedim.’’
Sarı Nail, futboldan sonra bir ara yüzme antrenörlüğü ve atletizm hakemliği de yaptı. Futbolcuya kız vermedikleri dönemde 1962 yılında dünya evine girdi. Tirebolulu komşuları Nazire Hanım bir ara ameliyat olunca, sonrasında kız kardeşi Ruhşen Hanım, bir gün onlara ziyarete memleketlerinden geldi. Hava almak için pencereye çıktığında Sarı Nail’in göz markajına girdi. O akşam rahmetli annesi Nail Memiş eve gelince: ‘’Oğlum… Nazire Hanım’ın kız kardeşi ablasına geçmiş olsuna Tirebolu’dan geldi. Çok güzel bir kızcağız, gördüm.’’ der demez. Sarı Nail’de: ‘’ E, ne duruyorsun dedim. Gidin isteyin o zaman.’’ Diyince, Nail Memiş ile Ruhşen Kadıoğlu evlilik kervanına katılmış, bundan tam 64 yıl önce.
Yaklaşık yedi yıl kadar önce kalçasına protez takıldı. O gün bugündür evin içinde koltuk değnekleri yerine, yaşlıların kullandığı bir yürüteç olan walkeri ( dört ayaklı, tekerlekli, alüminyumdan yapılmış destek aleti) destek kullanarak yürüyordu.
Evin içinde artık 82 yaşında olan hanımı en büyük destekçisi, kendi de 94’üne girdi. Tülay ve Nuray adlı iki yetişkin kız, bir de Muzaffer diye yetişkin evlatları var. Gençlik çağlarında olan toplam dört torun sahibi de olmuşlar.
Kızlarından Nuray Hanım ev hanımı. Tülay ise marifetlerini sergiliyor. Butik pastacılık mesleğiyle meşgul. Oğlu Muzaffer ise Edirne’nin en tanınmış beyin cerrahlarından biri.
Yolspor’un kalesini koruduğu dönemlerde galibiyet primi olarak on lira sözü verirlermiş, onu da alamazlarmış. Alınan galibiyet primlerinin hepsini toplayarak sezon sonu öderiz demiş başkanları rahmetli Dr. Ahmet Özpeker ve yönetim kurulu. Sezon bitince de primlerini isteyen takım kadrosuna ‘’Ne yaptınız da, ne istiyorsunuz? Lig de 3. oldunuz’’ diyerek, sezon boyunca alınan galibiyetlerin biriken primlerini vermemişler. Haliyle sezon sonunda yaşanan bu duruma oldukça da üzülmüşler.
Malatya Havagücü’nün kalesini korurken, başından geçen bir anısını da bize aktarmak istedi Sarı Nail. Elindeki walkeri bıraktı. Yavaş yavaş oturdu arkasına doğru yaslandı. ‘’ O sezon çok iyi kalecilik yapmıştım.’’ diye söze başladı ve devam etti: ‘’ Deplasmandaki diğer maçlara G-47 askeri uçağıyla giderdik. Malatya’da maçlar bittiğinde, askeriyenin altı ayrı futbol takımı bayramdaki okullar gibi sahanın kenarına dizildik. Karşımızda subayla, paşalar… Paşa’nın yaveri direk benim yanıma geldi. Herkes döndü merakla bakıyor. Dedi ki, yani paşa zahmet edip gelmedi yanımıza. Paşa adına dedi ki.’’ Paşam seni gözlerinden öpüyor ve tebrik ediyor. Tabi ben hem gururlandım. Hem de kendisi gelip niye söylemiyor diye de biraz üzüldüm. Ama arkasından, bana 15 gün kafa izni verdiğini öğrenince çok sevindim.’’ Bunu anlatırken yine gözlerinin içi parıldadı.
*
1958 yılında zamanın en iyi takımı olarak gösterilen İdmanocağı’dan teklif aldı. Sarı kırmızılıların yöneticilerinden rahmetli Nihat Karanis, kendisine 3 bin 500 lira transfer teklifi yapmış ama o gitmek istemediğini söyledi. Çünkü İdmanocağı’nın kalesinde zor bir rakibi vardı. Rahmetli nam-ı diğer Hantal İbrahim.
Yıllar önce 1977 yılında emekli olan asırlık çınar! Şimdi Kavakmeydan semtinde yol üstündeki apartman dairesinde, hayat arkadaşı Ruhşen Hanım ile kış günlerinde buğulu pencerelerin arkasından, yaz günlerinde balkonlarından, bir zamanlar yan yana duran ve Trabzon futbolunun kalbi olan Merkez İnzibat Karakolu’nun karşısındaki eski Taramalı Sahayı, Yavuz Selim Sahası’nı ve Avni Aker Stadyumu’nu arıyor ışıldayan gözleri ama yerinde yoklar.
Bulamıyor, hüzünleniyor ve eski anılarına doğru, sağ elinin içini çenesine yaslamış, oturduğu yerden uzaklara doğru dalııııp gidiyordu.