Dostum hüsran, var kendini bana sevgili san
Bil ki seni de düş kırıklığına uğratmam
Ben ki geceyi gündüze satmadım
Aşkı şehvete mey diye uzatmadım
Alçaktır cefadan irkilip korkan
Ekmeği şarabın günahından sakladım
Ne vakit kapımı çalmış gönlümün yâri
Mezarsız bir türbede gezinen hayalet
Uzak bir diyar gibi meraktan ibaret
Kaç zamandan beri beklerim keramet
Beklenene ne oldu, neden gelmedi
Geriye kalan kuru bir kemik, bir dirhem et
Ne gamzelerim var zayıf yanaklarımda
Ne de gözlerimde bir nebze çapkınlık
Yalnız kursağımda kalan birkaç yaşanmamışlık
Loş uykudan kızıl bir sabaha uyanmamışlık
Hicrandan muzdarip kan damarlarımda
Umutsuzca gezindiği içindir, bu olmamışlık
Kulağıma vuruyor inceden bestenigar
Şarkılardır müsebbip bu Şeyda hâllere
Yine ne varsa şiirde, gazel ve kasidede
Hikayeleriyle Korkut denilen dedede
Zulamdaki antika çerçeveli Nigar
Bana çok eski zamanlardan hediye
Pürmelal bakıyorum dünya denen harabeye
Zamanın gazabı ne kadar da zalim
Nehir gibi akıyor toprağa bedenler
Hayalin treninde hakikate gidenler
Yeise düşüp başlamadan bitenler
Budur ahval, benim de budur hâlim