Artık arzularımız sığmıyor evrene
Leş yiyen akbaba edasıyla uçuşuyoruz
Afetler alacaklı gibi geziyor tepemizde
Toprağa yağmur gibi, damla damla düşüyoruz
Işıktan dağılıyor, kararıyor ışık
Ruhlarımızı örten gölgede neyin nesi
Yalan ile hakikat birbirine karışık
Kulaklarımızdaki uğultu, felaketin mi sesi
Terkedilmiş köy kadar tahrip
Yağmalanmış bir şehir gibi dağınık
Düştüğümüz bu hâl tanıdık değil, garip
Sade uykular değil, uyanıklıkta bulanık
Eski düzen, yeni düzen ve gelecek
İstikbal sisler ardında belirsiz
Toprak altında, yatak hazırlıyor melek
Yatağa yatacak olan, hâlinden habersiz
Bu ahval iyi değil, ürkütücü
Zihnimiz, fikrimiz, her yanımız uyuştu
Hangi tılsımlı tütsüyle büyüledi, büyücü
Önümüzde göz, göz kuyular, her sokak kuytu
Sinsi bir plan, sinsi bir düzenekte
Öz fikrimizle, yürüdüğümüzü sanıyoruz
Yokuşları aşıp, varsak ta düzlüğe
Beynimizin orta yerinden vuruluyoruz
Bizleri, bizlere yabancılaştıran bir şeyler var
Uykudayken dahi sezebiliriz onları
Cebimizde, inimizde, yatak odamızdalar
Sarmaşık gibi, sarmışlar her yanımızı
Üzerimizdeki, esvaptan iç çamaşırlarımıza kadar, onların
Tam olarak onların hedeflediği noktadayız
Bitmeyen isteklerle böğrüne koşarken, karanlıkların
Sarhoş bir zihinle, korkunç bir sokaktayız
Kulak verin bana ve dinleyin iyice
Bizleri yönlendiren, yöneten bir şeyler var
Damarlarımıza, kanımıza sızdılar gizlice
Bizi Mankurtlaştıran, köleleştiren, birileri var