Erzurum, tarih boyunca yalnızca bir şehir olmadı; bir geçit, bir kavşak, bir medeniyet durağı oldu. İpek Yolu’nun serin rüzgârını hissetmiş, kervanların ayak sesine aşina olmuş bu kadim şehir, ne yazık ki son yüzyılda aynı hareketliliği yakalayamadı. Oysa bugün önümüzde, Erzurum’un makûs ekonomik talihini değiştirebilecek güçlü ve somut bir fırsat duruyor: hızlı tren.
Hızlı tren, yalnızca bir ulaşım projesi değildir. O, bir şehrin kaderine dokunan, ticareti canlandıran, turizmi harekete geçiren, yatırımcının yönünü değiştiren stratejik bir damardır. Erzurum’a ulaşacak bir hızlı tren hattı, bu şehri yeniden bölgesel bir merkez haline getirebilir. İstanbul’dan, Ankara’dan saatler içinde ulaşılabilen bir Erzurum; sadece kış turizmiyle değil, tarihiyle, doğasıyla, kültürüyle dört mevsim canlı bir destinasyona dönüşebilir.
Bugün Palandöken’in zirvesinde kayılan bir günün ardından, ziyaretçinin aynı akşam geri dönebildiği bir ulaşım ağı, turizmin çehresini değiştirir. Sadece turist değil, iş insanı da gelir. Üniversite için gelen gençler daha kolay ulaşır. Kongreler, organizasyonlar, kültürel etkinlikler artar. Kısacası şehir nefes alır.
Ancak mesele sadece Erzurum’a kadar gelen bir hatla sınırlı kalmamalıdır. Asıl vizyon, bu hattın doğuya doğru uzanmasıdır. Azerbaycan’a, İran’a ve hatta uygun diplomatik zemin oluştuğunda Ermenistan’a kadar uzanan bir demiryolu ağı, Erzurum’u yeniden bir ticaret kapısı haline getirir. Bu hat, sadece yolcu değil; yük taşır, üretimi teşvik eder, ihracatı hızlandırır. Erzurum böylece sadece tüketen değil, üreten ve dağıtan bir merkez konumuna yükselir.
Unutmayalım ki şehirler, yalnızca coğrafyayla değil, bağlantılarla büyür. Bağlantısı olmayan şehir, zamanla içine kapanır. Erzurum’un ihtiyacı olan şey tam da budur: güçlü, hızlı ve sürdürülebilir bağlantılar.
Bu noktada sorumluluk yalnızca merkezi yönetime ait değildir. Erzurum’un siyasetçisi, bürokratı, iş insanı, yazarı, akademisyeni ve en önemlisi halkı bu hedef etrafında birleşmelidir. Bu mesele bir parti meselesi değil, bir şehir meselesidir. Ortak akıl ve ortak irade ile hareket edilmezse, bu fırsat da diğerleri gibi kaçıp gidebilir.
Artık Erzurum’un bekleme lüksü yok. Zaman, izlemek değil yön vermek zamanıdır. Bu şehir, tarih boyunca nice zorlukların üstesinden gelmiş bir iradeye sahiptir. Bugün de aynı kararlılığı göstermek zorundayız.
Raylar döşendiğinde sadece trenler ilerlemez…
Bir şehrin umudu, bir milletin istikameti de o rayların üzerinde yol alır.
Erzurum, yeniden yolun kendisi olmalıdır.