Artık kimse fark etmiyor kuşluk vaktini
Oysa bir kuşluk vaktinde, fark edersin sensizliği
Sensizliğin sesi ürkütür
Koşmak istersin kalabalıklara
Bedeninden bağımsızlaşır ruhun
Korkuların, taşınmayacak kadar ağırlaşır
Farkındasındır artık, yolun sonundaki sonun
Atarsın kendini yaka paça sokaklara
Yüzsüz bir yalnızlığın yarenliğinde
Uğursuz bir hissiyatla yürürsün
Akılsız başın derdini ayaklar çekermiş
Oysa akıl her zaman doğruyu söylemez
Ancak akıl ve kalp bir araya gelince diner sızı
Heder olan bir ömür üzerine
Şekilsiz bir pişmanlık kaplar benliğini
Mantık ve duygu arasında sıkışırsın
Seni duygularına düşman eden, mantığına kızarsın
Pervasız bir arzu çöreklenir zihnine
Uykular tetikte, rüyalar düşman
Aynadaki gözler senin, yüzün bir başkasınındır
Parmakların çirkin, uzun kirli tırnakların
Dökülür gençliğin, yerçekimine yenik düşer kanatların
Kimse anlamaz, göremez, kimse seni çözemez
Saçının ne zaman seyreldiğini, kimse bilemez
Sorgular esir alır zihnini, ben kimim, neyim diye sayıklarsın
Nihayetinde çıplak geldiğini ve çıplak gideceğini hatırlarsın
Sol iç cebinde taşırsın ölümü
Ölümün bir şey kazandırmaz
Ve hiçbir şey kaybettirmez kainata
Zaman, soğukkanlı cisimsiz bir katildir
Ağır ağır çeker seni toprağa
Her saniyede toprağa akışını sezemezsin
Kül rengi bir ikindi vakti dalarsın uykuya
Akşam ezanıyla irkilip, uyanmaya kızarsın
Denizde imbat fırtınaya döner ansızın
Köpürür deniz, dalgalar delirir
Keskin bir korku sarar tüm sekülerizmi
Yağmura karşı şemsiye açar insanlar
Geriye kalanlar hızlı adımlarla, hatta koşarak kaçar
Utanmadan, birde yağmur üzerinden edebiyat yaparlar
Sıkılırsın insanlardan, tenha sokaklara kaçarsın
Hangi sokağa girsen, çıkmaz sokak olur
Çıkmaz sokakların komşuluğu sıkıdır
Fakat gevşektir ağızları
Sırlar dökülür, olmadık yerde ortalara
Evler, çocukları veremli gibi öksürür sokaklara
Çıkmaz sokakların çıkmazlığına kızarsın
Kuşluk vaktinde anlarsın kimse olmadığını
Kimse olmamanın vahameti kaplar her yanını
Devrik birkaç cümleyle haykırırsın şehrin girdaplarına
Yaşadığın şehrin senden haberi yoktur aslında
Yürüdüğün caddeler seni tanımaz
Büyüdüğün mahalle selam vermez, selam almaz
Bilirsin, hissedersin var olduğunu
Ama buna kimse inanmaz
Kimse olamamaya kızarsın
Bıçkın bir ayaz ikiye bölerken yüzünü
Cami alemi ile semanın kesiştiği çizgiye bakarsın
Gökyüzü ağlayan bir ana gibi hüzünlü
Canavarca bir hisse kapılıp, kalbindeki karanlığı parçalamalısın
Lambalar suni aydınlıktır, ancak bedelini ödersen yanar
Mezarlıklar zengin fakir ayırmaz, hep karanlıktır
Loş ışıklar nedense hep zinayı andırır
Yosma bir fikir düşer aklına, seni kandırır
Böyledir buhran, olmadık düşüncelere salar
Sinsidir buhran, en savunmasız anında yakalar
Ve ansızın hatırına gelir ilkokul günleri
Özlediğini fark edersin, evden okula koşarak, telaşlı gidişlerini
Okumaya çıktığın günü ve göğsüne takılan kurdeleyi anımsarsın
Kendi adını unutur ama ilkokul öğretmeninin adını hep hatırlarsın
Teneffüste ziyan ettiğin çocukla karşılaşır, kelam etmeye utanırsın
Ziyan ettiğine, ziyan olduğuna kızarsın
Zararın neresinden dönsen kârdır
Kârın zararının karşısında zerreyi miskaldir
İnsan olmanın yolu akıl ve erdemden geçer, bunu bilirsin
Ama ne akıllı olabilirsin, ne de erdemli
Her yaşam ölüme namzettir
Ama bununla yaşayamaz, hatırından silersin
Sıkış tepiş, sevimsiz bir yaşam
Bordo bir ceket kadar, rüküş bir gayret
Ve hayat bir merdiven
Tekrar merdiven
Bir daha merdiven
Hep merdiven
Merdivenlere de kızarsın.