Hiçbir şey hakikati teslim alamaz
Kutsal hazinedir deli ruhlar
Tılsımlıdır köşe başları, tutulamaz
Uhrevi meskenlerde, sonsuz sokaklar
Görünmeyeni gören gözler
Yedi kat arşın göğü bilir
Muhabbeti hoş, sihirli sözler
Göz ve söz arasında, madde silinir
Aşık olana mey gerekmez
En ayık hâlinde sallanır dünya
Ruhun ağırlığını kantar çekmez
Akıl her kapıyı açarmış güya
İnsanın kötüsü, canlıların en kötüsüdür
Cansızlar bile ürker ondan ve ürkmeli
Her insan zehir ve panzehirdir
Tüketici olan, zehri de tüketmeli
Herkes bir defa gelir dünyaya
Herkesin gölgesi kendine hastır
Değil bir defa, gelse de bin defa
İnsan yaşam kadar, ölüme de muhtaçtır
Hangi giysi örtebilir kabarık kibri
Sesler onu anlatmalı, renkler onda solmalı
Emri yerine getirince ölüm meleği
Onun mezarı şato gibi olmalı
İnsanın gözümü açtır, iştahımı gümrahtır
Bu ikisi kardeş, birbirine eş
Tıka basa doyursan kâr etmez, o yine açtır
Yeteri bilmez, doyuma serkeş
Zaman, en yaman keskin nişancıdır
Hedefine aşık, asla ıskalamaz
Açtığı yara yavaş yavaş ağırlaşır
Onu kuran dışında kimse durduramaz
Nefsine sadık köledir insan
İnancında, ibadetinde bile ona yer var
Sınavın en büyüğü nefis ile olan
İnsan, kendi ihtiraslarıyla solar
Gözüne bakan aynadaki göz yalan
Varlığını görür, yokluğunu göremez
Varlık ancak yokluktan doğan
Yokluğun ülkesinde varlık hüküm süremez
Boyu posu devrilir en kudretli devletin
Gelen gider, kimse kalamaz burada
Soyu sopu silinir benim diyen milletin
Kralların tamamı şimdi tozlu raflarda
Ölülerden korkmak ne garip iş
Oysa her beden toprağa mahkum
Yaşam, ölüm var da, yok mu diriliş
Birbirinden bağımsız mı, toprak ve kum
Ölümün şanlısı, herkese nasip olmaz
Korkak insan, beklemesin şerefli ölümü
Cesur insana, sonu sorulmaz
Kim demiş ebediyen öldüğünü
Yakası açılmamış cümlelerin mimarı
Hep şairler değildir, küfürbazlardır
Loşluğun, çıplak günahkâr sokakları
Varoşlardan ziyade, soylulardan mirastır
Boş yaşayıp boş yaşlanan, viran tapınağa benzer
Geriye dönebilse, ödemeye razıdır tüm bedelleri
Vakur bilge, ilmin ovalarında hür gezer
Sevgiliye kavuşmak varken döner mi hiç geri
Uykuda karun olan, uyanınca hiç olur
Yaşarken, mahareti hep kendinde sayar
Devliği hayal eder de gider cüceyi bulur
Kazandığı her zafer, kendine zarar
Asil olunmaz, asil doğulur diyenler
Yaratanın, kullarını kayırdığını mı düşünür
Muhatabının asaletini sual edenler
İçerden çürükse de, dışardan asil görünür
Beden, ruh, yaşam ve ölüm bir bütündür
Hiçbir canlı, insan kadar bağlanmaz dünyaya
Bin yıl yaşayana sorsan, yaşadığı üç gündür
Her gün cenaze görse de öleceği gelmez aklına
Metruk binalarla özdeştir müptezeller
Dünya, insan için metruk binadır aslında
Kıymetli üstatlar, bıraksa da eserler
Bir gün, her şey girecek yerin altına