O gözler büyüyecek elbet
İlk andan beri dimdik duran gerçeğin karşısında iki büklüm
İçine doğduğun şehirden önce yaşlandığında
Kaybettiğin bir şeyi ararcasına
Telaşla sağa sola bakınırken
Beni tesadüfen göremeyeceksin
Hiçbir sokak arası bana çıkmaz
Hiçbir cadde levhasında adıma rastlayamazsın
Ayaküstü öğlen saatleri
Kızıla çalan akşamüstü
Hatta sabahın ilk ve serin saatleri
Yetmeyecek içindeki boşluğu doldurmaya
Şu an neye benzediğini bilmiyorum
Ayın arka yüzüne benziyor olabilirsin
Jüpiterin halkaları gibi olabilir gözaltların
Kurumuş fidan gibi solgunsundur belki
Soyut hayallerini beslerken zihnindeki hayalet
Beni en somut hâlimle karşında görünce
O gözler büyüyecek elbet
Devrik yüreklerin üzerine doğunca güneş
Kükreme sesleri çınlatacak gökyüzünü
Namazı kılınmış ölüler çıkacak tabutlardan
Bulutların kimi kaçar, kimi yerle yeksan olur
Büyük bir nedametin gölgesi düşecek yeryüzüne
En uzak ufuklara inat
Beni canlı kanlı karşında görünce
O gözler büyüyecek elbet
Okşanan gururun doymak nedir bilmedi
Kirpik uçların nereye battığından habersiz
Kar altında saçların nasıldır bilirim
Sen bilmezsin benim kim olduğumu, neye benzediğimi
Hiçbir aktör beni oynamaz
Hiçbir yazar yazmayacak beni
Hissediyorum, benim dönemimde kopmayacak kıyamet
Yine de beni hiç yoktan görünce
O gözler büyüyecek elbet
Kısma, bırak büyüsün gözlerin
Islak baharların göğsünde uyusun ay
Yağmur varsın kara bulutlara dolsun
Yıldırımlar düşsün verimsiz tarlalara
Kimsesiz çocuklar sessizce büyüsün
Şuh kahkahalara inat
Ağlasın imanlı yürekler
Unutma, yavaş yavaş vücut bulur ihanet
Sakın olmaz deme
Beni görünce
O gözler büyüyecek elbet