Zincir marketlere istihdama sundukları katkıdan dolayı her platformda destek verdim ve yapılan tüm eleştirilere karşı savundum. Ancak işçi hakları noktasında bazı marketlerden o kadar çok şikayet alıyorum ki bir zamandan sonra bırakın savunmayı eleştirmek zorunda kalıyorsun.
Aslında hakkaniyetli davranış açısından benim savunduğum yaklaşım kötü bir bakış açısı değil. Her ne şartlarda olursa olsun bir ailenin geçimine maddi olarak katkı sunulmasından dolayı taktir edilecek yatırımları insana saygı gösterdikleri taktirde eleştirilere aldırış etmeden yine savunurum.
Size çok basit bir örnek vereyim. Bir işçiyi ayakları şişene kadar çalıştırdıktan sonra marketin yönetim politikası gereği bırakın günlük izini, terlik giymesine dahi izin verilmemesine, o şekilde çalışmaya vicdanı olarak rahatsızlık duyulmamasına ne yazılabilir, ne söylenebilir ki!?
Şu soruyu sormadan da geçemeyeceğim, acaba kendi çocuklarını o şekilde çalıştırırlar mı? Allah aşkına kasanın yanına yüksek ayak sandalye koyulsa ve o gençler hiç olmasa boş zamanlarında birazda olsa ayaklarını dinlendirseler olmaz mı? Ama yok, duvara yaslanılsa dahi yasak, ‘kameradan görünürse sıkıntı olur” diye bir de tehdit vari yaklaşımları var!
Düşünsenize günlük 100 bin lira ciro çeken bir marketin sadece dört personeli var. Yarı zamanlı çalışan işçi, 7,5 saatten aşağı çalışmıyor ve hiç bir şekilde mesai ücreti alamıyor. İşçinin işe ihtiyacı var diye bu haksızlığa devam edilmesi yasalara aykırı olduğu kadar kul hakkı olduğu da gözetilmiyor.
Bu yazılanlardan önce işçilerin seslerini duyurması ve haklarını araması gerektiğini defalarca belirttim. "Onlar çok güçlü pek çok avukatı vardır" diyerek sessiz kalınması o işletmelere cesaret veriyor ve haksızlığı karşı daha katı davranış sergileniyor. Bu nedenle işçilerin tüm hakları 4857 sayılı İş Kanunu’na göre belirlenmiş olduğundan işçiler korkmadan kendi haklarını aramalıdır. İş mahkemeleri işçilerin haklarını en ince ayrıntısına varana kadar inceleyip öyle karar veriyor.
Maliye bakanlığı yetkilileri her akşam bir işletmeyi ziyaret ederek eksik evrak ya da fatura kesiminden dolayı denetim yapıyor. Aynı ziyaretleri çalışma ve sosyal güvenlik Bakanlığı da yaparak işçilerin kaç saat, hangi şartlarda çalıştığını denetleyebilir. İşçilere ani baskınla kaç saattir buradasın gibi sorular yönelterek net bilgilere ulaşılabilir.
Çalışan bir işçi hiç bir mazeret göstermeden işten ayrılırsa tazminat ve işsizlik maaşı alamıyor. Ancak yarım saat bile fazla mesai yapıp ve bunun ücretini alamayan işçiler işten ayrıldıklarında "tüm haklarımdan feragat ettim" diye belge imzalasalar dahi iş mahkemesinden olumlu sonuç alırlar. Bu nedenle ister çalışırken, ister işten ayrıldıktan sonra uygulanan hak kaybı mutlaka dava edilmeli ve yapılan zulme sessiz kalınmamalıdır.
Tabi ki işçi hakkını gözeten, hakkını kuruşuna kadar hesaplayıp yansıtan marketlerde var. Tüketiciler bu marketleri araştırıp, alışverişlerini oralardan yaparak, işçilere büyük oranda katkı sağlayabilirler.
Tebrikler Nihat bey bizlerinde üzülerek izlediğmiz bir durumdu. Umarım marketler bu konuda duyarlı davranarak acilen gerekli uygulamayı başlatır.