Yine bir infaz düzenlemesi ile daha karşı karşıyayız. Bana sorarsanız, her infaz düzenlemesi, bir vicdan terazisi meselesidir. Bir yanda cezaevindeki binlerce hükümlü, diğer yanda mağdurlar ve onların yakınları... Bir yanda toplumsal güvenlik, bir yanda yeniden topluma kazandırma umudu...Göreceksiniz 11. Yargı Paketi de diğer infaz düzenlemeleri gibi bu dengeyi tutturmaya çalışacak ama kimseyi tam olarak ikna edemeyecek. Bu yazımda Polyana bakış açısıyla fazla iyimser olamayacağım ancak bu felaket tellalı olduğum anlamında da gelmiyor. Gerçekçi bir bakışla soruyorum: Bu paket ne getirecek veya ne götürecek? Tek ve en büyük sorum, denge mümkün mü? Her yargı paketi gibi, Bu yargı paketi’nin resmi hedefleri de diğerleri gibi. İnfaz sisteminde eşitliği sağlamak, ceezaevlerindeki yoğunluğu azaltmak, daha önceki af ve denetimli serbestlik uygulamalarında dışarda kalanlara fırsat tanımak, belirli suç tiplerinde cezaları artırarak caydırıcılığı artırmak, denetimli serbestlik sistemini genişletmek. İlk bakışta olumlu ve kulağa hoş geliyor değil mi? Ama mesele detaylarda gizli. Şu bir gerçek ki cezaevleri Türkiye’de ciddi anlamda dolu. Kapasitenin çok üstünde tutulan mahkumlar, personel yetersizliği, rehabilitasyon eksikliği... Daha bir sürü şey sayabiliriz. Bu ortamda sadece cezayı çekmek değil, insanca yaşamak bile zor. Yani bu düzenleme, cezaevlerindeki aşırı yükü hafifletirse bir nebze olsun nefes aldırabilir. Ama sorun şu, cezaevi yükü sadece sayıdan ibaret değil. Sorun rehabilitasyon, tekrar suç işleme oranı, denetimli serbestlik mekanizmalarının yetersizliği...Tahliye ettiniz diyelim, ama sonra? Denetim var mı? Takip sistemi güçlü mü? Psikososyal destek sunuluyor mu? Eğer bunlar ihmal edilirse, tahliye edilen kişi topluma geri kazandırılamaz, sadece geri döner, tabi ki cezaevine. Daha önce birçok kez yazdım köşemde, içeriye giren heybesini dolduruyor, yeni suçlar öğreniyor. Dışarı çıkınca da yeni fırsatlar doğuyor. Her infaz indirimi ya da şartlı tahliye düzenlemesi, kamuoyunda endişe yaratıyor doğal olarak. Özellikle şiddet, cinsel suç, kadınlara karşı işlenen suçlar söz konusuysa bu endişe katlanır. Yine mi erken çıktı?, Mağdur ne olacak? soruları sizce de yerinde ve haklı değil mi? Bu pakette şiddet ve cinsel suçların kapsam dışı bırakıldığı belirtiliyor. Ancak infaz indirimleri veya denetimli serbestlikte yaşanan uygulama esneklikleri, zamanla sınırları esnetebilir. Bunun hepimiz açısından yerinde bir kaygı olduğu kanısındayım. Gerçekçi konuşalım, cezaevinden erken çıkan birinin yeniden suç işlemesi, sistemin zaafı olur. Her olay bakın işte, diye manşetlere taşınır ve düzenleme hedefine asla ulaşamaz. Paketin en tartışmalı yönlerinden biri de 31 Temmuz 2023 öncesi suç işleyenlere yönelik olması. Yani aynı suçu işlemiş iki kişi, sadece zaman farkından dolayı farklı infaz rejimlerine tabi olabilir. Bence bu, toplumda adaletsizlik duygusu yaratır. Hukuken geriye yürüme yasağı vs. gibi prensiplerle açıklansa bile, halk gözünde torpilli çıktı gibi bir karmaşa yaratır. Bence, bu düzenlemelerin daha evrensel kriterlerle, suçun niteliği üzerinden yapılması gerekirdi. Kimin ne zaman suç işlediğinden çok, ne suç işlediği ve bu suçun mağdura veya topluma etkisi belirleyici olmalıydı. Her açıklamada bu bir af değil deniyor. Evet, teknik olarak af değil; çünkü suç ortadan kalkmıyor, cezanın infazında değişiklik yapılıyor. Ama pratikte, halkın algısında bu bir af. Çünkü cezaevinden çıkmak af gibidir, açık olmak gerekir toplumda yarattığı his tam olarak budur. Şahsi kanaatim, Erken tahliye veya denetimli serbestlik yalnızca belirli suç grupları için geçerli olmalı. Her çıkan kişi, bir rehabilitasyon programına dahil edilmeli. Denetim ve gözetim sistemleri güçlendirilmeli; kişi sadece dışarı bırakılmamalı, takip edilmeli. En önemlisi de topluma doğru anlatılmalı. Bu reform neden yapılıyor? Hangi sorunu çözüyor? Ne hedefliyor? Bu şartlar sağlanırsa, 11. Yargı Paketi hem adaletin yükünü hafifletir, hem vicdanları fazla rahatsız etmez. Bu noktada devletin sorumluluğu, kamuoyunu doğru bilgilendirmek. Kim çıkacak?, Hangi şartlarla?, Nasıl denetlenecek? bunların çok açık ve net ifade edilmesi gerek. Yoksa sosyal medyada dolaşan spekülasyonlar, tüm reformun üstünü örter. Yargı reformu, hele ki infaz düzenlemesi gibi hassas konular elbette ki kolay değildir. Kimseyi %100 memnun edemez. Ama doğru iletişim, adaletli uygulama ve güçlü denetimle, sistem hem insani olur hem güvenli. Ben bu paketi ne af, ne felaket diye görüyorum. Doğru uygulanırsa umut olabilir; ama yanlış uygulanırsa sistemin inandırıcılığını zedeleyecektir.
Teşekkürler başarılar