Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, son zamanlardaki pek çok konuşmasında aile ve çocuğa vurgu yaparak ailenin öneminden, doğurganlık hızının bitme noktasına geldiğinden ve aile birlikteliğinin zemin kaydettiğinden bahsediyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aile üzerine uyarıları çok önemli olduğu kadar mutlaka dikkate alınarak çözüm üretilmesi gereken sorunlar arasındadır. Ancak önce sorunun kaynağının nedeni belirlense belki de bu yazıları hiç yazmak zorunda kalmayacağız ve bu konuya zaman harcamak yerine farklı analizleri aktarmak için emek harcayacağız.
Öncelikle bugün aile yapısının çatırdaması ve doğurganlık hızının azalmasının en önemli nedeni ekonomidir ve bu gerçeğin bilinmiyor olması yetkiyi elinde bulunduranların eksiği ve ayıbıdır. “Bilinmiyor,” diyorum çünkü eğer bu gerçek bilinse “AK Parti Kadın Kolları Başkanlığı, gençlerin neden evlenmek istemediğini ve evlilikle ilgili çekincelerini anlamak amacıyla ülke genelinde bire bir görüşmeler yaparak araştırma başlatmazdı!
Aile ve çocuk sorunlarının altında yatan nedenler bilinse yada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan doğru bilgilendirilse evlilik için verilen ve sadece düğün salonunun kurabiye ve pastasını bile karşılamayan 150 bin lira faizsiz kredinin miktarı yüksek tutulurdu. Bugün 1 kilogram meyvenin 100 lira olduğu bir ortamda verilen 1500 lira çocuk yardımı haftalık meyve ihtiyacını karşılamadığı gibi 3 günlük mama ve çocuk bezine dahi denk gelmiyor.
Şimdiki zamane çocukları vardan, yoktan, yoksulluktan ve kiradan anlamıyor. Arkadaşında varsa aynısından kendisi de istiyor. Bizler çocukken bir yakınımızın küçülen giysisini gurur yapmadan giyerdik, yeri geldiğinde hem çalışır hem okurduk. Ancak şimdiki çocuklar ve gençlik tüm ihtiyaçlarını eksiksiz, tamtakır istiyor. Tabi şu gerçeği de göz ardı etmemek gerekiyor ki hiç bir baba, arkadaşları kantinde, kafede istediğini yer içerken kendi çocuğunun onların ağzına bakmasını istemez. Hangi baba, çocuğu sinemaya gitmek istediğinde veya bir hamburger talep ettiğinde “hayır” dememek için farklı bahaneler üretmek ister ki! İşte bu nedenle gençler ya evlenmek istemiyor yada evlenenler çocuk yapmıyor.
Ülkemizde asgari ücret 22 bin 100 lira ve ailenin geçimini sağlamak zorunda kalan baba, bu ücretle geçinemediğinden mecburiyetten evin hanımına iş aramak zorunda kalıyor. Mesela Erzurum’da yeni açılan bir pasta imalatına onlarca ev hanımı çalışmak için müracaat etmiş. Şimdi soruyorum sizlere ve araştırma yapan yöneticilere; karı koca çalışan ve evlerine çift maaş girdiği halde geçinimini zar zor sağlayan bir aile, çocuk yapar mı? Yapsa bile çocuğuna, çocuklarına kimin bakacağına çözüm var mı?
Tabi maddiyatın yanında yoğun iş gücü, teknoloji ile gelen bireysel yaşam, sabah programları, sosyal medya gibi etkenlerin aile ve çocuklar üzerinde önemli ölçüde baskısı var. Ancak en başından dediğim gibi ekonomik sorunlar çözüldüğünde tüm bu baskılara rağmen aileler güçlenecek, gençler korkusuzca evlenecek ve çocukların geleceğinden kaygı duymayacaklar.
Ekonomik sıkıntılar sorun olsa da ülkemiz bu sıkıntıları aşacak güçte ve halkın tek istediği aylık 1500 lira yardım değil, eşit olmasa bile dağılım arasında ki uçurumun kalkmasıdır. Bu fark azaldığında doğurganlık hızının arttığı günlere hep birlikte şahit olacağız.
Değerli kardeşim, ülkenin kanayan yarasını çok güzel yazınla kaleme almışsın. Ancak unutulmaması gereken hususlardan birincisi; çocuk sevgisinin, hayvan sevgisinin önüne geçmesi olacaktır. Şimdiki gençler kedi- köpek sevdikleri kadar çocuk sevmiyorlar. İkincisi ise, kadın istihdamının azaltılması ile mümkün olur. Kadınlarımız kariyer yapma derdine düştüğünden çocuk yapma gibi düşüncelerden uzaklaşıyorlar.