Erzurum’da yüzlerce kafe ve pastane var. İmal edilen çeşitlerin pek çoğu da meyve üzerine kurulu. Meyveler arasında en önemli, ulaşılması zor ve oldukça pahalı olanı ise çilek.
Pastane ve kafelerin her biri günlük ortalama 10 kilogram çilek tüketiyor ancak gerek fiyatı, gerekse erişim noktasında pek çok zorluklarla karşılaşılıyor.
Mesela sektör temsilcileri yaz aylarında çileğin kilogram fiyatını 460 liradan Tokat ilinden otobüslerle getirerek ürünlerinde kullandılar. Kasalarla getirilen çilekler, bozulma tehlikesine karşı günlük veya iki günlük şeklinde alındı, hala aynı şekilde alınıyor. Tabi bu süreçte geç kalma, bozulma, kaybolma, sıcaktan sulanma gibi olumsuzluklar göze alınarak getiriliyor.
Soğukların hissedilmesiyle ise çileğin kilogram fiyatı 650 lira oldu ve ilerleyen günlerde 800 ila 1000 lira arasına çıkacağı söyleniyor.
Düşünsenize şehrimize 1.200 kilometre uzaktan, otobüslerle ve kilogram fiyatı 650 liradan meyve getiriliyor ama Erzurum çiftçileri, iş adamları, girişimcileri, kooperatifleri hiç bir şey yapmadan seyrediyor.
Üstelik Erzurum’da geçmiş yıllarda çilek üretildiği halde, üstelik pek çok yerde ulaşılabilecek jeotermal enerji olduğu halde, üstelik ekilecek dönümlerce arazi olduğu halde, üstelik resmi kurumların her türlü desteği verdiği halde, üstelik getirisi oldukça iyi olduğu halde kimse bu konunun üzerinde durmuyor.
Şehrimizde çilekle üretime başlanıldığında elde edilecek hasıla, pek çok sebze ve meyve alanında teşvik ve örnek olacak, başka çiftçiler de farklı yöntemlerle üretim yapacaklardır. Sonucunda ise hem GSMH’ya katkı sağlanacak, hem üretimde artış olacak, hem tarım arazileri değerlendirilecek, hem de soğuklar nedeniyle dillendirilen bahane ortadan kalkacaktır.
Asgari Ücretliye, Emekliye Yok ama...
Ortalama 100 bin liraya yakın maaş alan kamu üst düzey yöneticilerine güncel gelecek zam haricinde 30 bin liraya kadar da seyyanen zammı öngören düzenleme, hafta içi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilmişti. Tabi ki bende sizler gibi asgari ücret 22 bin 100 lira, en düşük emekli maaşı 16 bin 800 lira iken “ne gerek vardı” diye sormuştum. Ama karar verilmişti bir kere!
Aralık ayında asgari ücret ve emekli zammı belirlenecek. Ortalama 27 bin liraya çıkacak olan asgari ücret, kamu üst düzey yöneticilerine verilecek seyyanen zam kadar dahi olamıyorken bu zam alt gelir ile üst gelir arasında ki maaş farkını daha da açacaktı.
Bizler her platformda aradaki “makas çok açılıyor” dedikçe, daha fazla açmak için gösterilen bu çabayı inanın anlamakta zorlanıyorum.
Geçen hafta köşe yazımda detaylıca ele almıştım. Ülkemizde 3 ve üzeri çocuk yapan kesim kırsalda yaşayan halktan oluşuyor. Ve ülkeyi yönetenler gelir dağılımındaki farkı artırdıkça gençler evlenmeyecek, evlenenler çocuk yapmayacaktır...
İlginç olan ise vatandaşlar düzenlemeye itiraz ederken ne muhalefet partilerinden ne STK’lardan bu konunun üzerine kapsamlı giden olmadı. Hatta bazı muhalefet partilerinin destek verdiği dahi konuşuluyor. Anlaşılan o ki ülkenin gerçeklerinden sadece iktidar yetkilileri değil, muhalefet partileri de bihaber. Kim bilir, belki de bu seyyanen zam tuzu kuruların tamamının işine gelmiştir.
Her şey birilerinin istediği gibi ilerliyorken ülke genelinde özellikle alt ve orta gelir grubun baskılarıyla yer yerinden oynuyordu. Seyyanen zamma kamuoyunda öyle yoğun tepkiler verildi ki düzenleme istemeyerek de olsa geri çekildi.
Aslında burada önemli olan, bu düzenlemeyi geçirmek veya geri çekmek değil. Zihniyetin sadece belirli gelir grubun üzerinde yoğunlaşması, alt gelir grubunun da görmezden gelinmesidir! Yoksa farklı harcamalara bakıldığında 30 bin kişiye 30 bin lira aylık ülkemiz için çerez parası bile değil. Ama göreceksiniz, gündemin yoğun olduğu bir zamanda bu düzenleme tekrar geçirilmeye çalışılacaktır.