Gazze’de yıllardır süren kan, gözyaşı ve yıkım…
Çocukların cansız bedenleri, bombalanan hastaneler, yok edilen şehirler…
Açlığın sopa olarak kullanıldığı bir dünya...
Bu vahşeti artık herkes biliyor, görüyor...
Ancak son aylarda sokaklarda Filistin için çıkarılan en güçlü ses, Müslümanlardan değil, gayrimüslimlerden yükseliyor...
Gazze’ye yönelik en güçlü, en örgütlü tepkiler çoğu zaman gayrimüslimlerden geliyor.
Yaşanan insanlık dramı artık sadece İslam coğrafyasının değil, tüm dünyanın vicdanını sarsan bir meseleye dönüştü. Avrupa ve Amerika’da düzenlenen protesto gösterilerine katılan yüzbinlerce vicdan sahibinin büyük kısmı, gayrimüslimlerden oluşuyor.
Hristiyan ve Yahudi kökenli aktivistler, hatta ateistler bile, “insanlık” temelinde katil İsraile tepki gösterip Filistin’e destek veriyor...
Hatta bazı batılı gazeteciler ve meşhur sanatçılar, işlerini kaybetme, kontratlarını iptal etme pahasına katil İsrail’in politikalarını eleştiriyor...
Yaşanan vahşet, sadece Filistin için değil, dünyada adalet ve barış için de yeni bir dayanışma zemini oluşturuyor.
Peki İslam ülkeleri ne yapıyor?
Petrol ve ticaret anlaşmaları...
Güvenlik kaygıları...
Yöneticilerinin şahsi çıkarları...
Batı ile ilişkiler...
Birçok İslam ülkesinin güçlü bir şekilde ses çıkarmasını engelliyor!
Gayrimüslimlerin sokaklarda polis tarafından tartaklanma hatta gözaltına alınma pahasına omuz omuza verdiği bir dönemde, bazı İslam ülkelerinin İsrail’i kınamaktan öteye gitmeyip diplomatik ve ticari ilişkilerini geliştirmesi tarihe kara bir leke olarak geçiyor...
“Adalet, sadece Müslümanların ya da Hristiyanların meselesi değil, ortak bir insanlık meselesidir.”