Bakmak ve görmek arasındaki o ince çizgi
Kağıt gibi yırtsın manasız bir geleceği
Ustasız bir çırak ne kadar mahirse
O kadar mahirim işte
Hükümdarlık taslayan karanlığa inat
İnce bir ışık huzmesini büyütüyorum
Küçük küçük sızılarla, büyük bir savaşçı eğitiyorum
Çiçeklerin olmadığı baharı kim neylesin
Yabancısıyım ruhuma uymayan bazı ayların
Hasmıyım içimin almadığı tüm zamanların
Erkenci bir mermi delip geçse de beni
Yine de vazgeçemem asil dertlerimden
Kırık not aldığım sınavlardan ben mesulüm
Zapta geçsin
Ellerim gassal elidir, nice cesetleri pak ettim
Hoyrat ve hışırtılı sesimle ipeksi seslere meylettim
Bedeviler çölde, ben şehrimde kaybederim yolumu
Kaybederim benliğimi, varlığımı ve çokluğumu
Dilimde, duruşumda, tembelliğimde taşırım aşkın cenazesini
Ve asla ıskalamam hayal kırıklığının düşük ifadesini
Sevdiğim küfürler yok değil
Lakin hoşnut değilim ağzımın kir ve pasından
Yüzüme karşı söyleyemediklerimi
Söyledim yüzümün arkasından
Bir çok günahımı inkâr ettim
Zapta geçsin
Ben istemez miydim aşk-ı tabiat şiirleri yazmak
İsterdim elbet sevda şiirlerinin aranılan şairi olmak
Mazlumların feryatları nefessiz bırakırken atmosferi
Nasıl kağıda dökebilirdim ömrümün saadet demlerini
Meşrebim müsait değil ağlayanlar içinde kahkaha atmaya
Sefalete şahit oldum, gönlüm yok şatafata akmaya
İçimde ince bir sızıdır yoksul mahallelerinde çıkmaz sokaklar
Zihnimin gizli mahzenlerinde damıttığım günahsız şaraplar şahit
Bana can üfleyeni inkâr edecek kadar sarhoş olmadım
Zapta geçsin
Hazmı zor ve muğlak bu hayatta gezinen şuursuz, ahmak insanlar
Şaşırtıyorlar yönümü ve unutturuyorlar karnımdaki sözümü
Kırık yaz akşamlarında tütünümü gönül yarama merhem eyledim
Sevdalanmak ne demek
Ne demek aşk
Gururun çelik elleriyle kalbimi lime lime dilimledim
Ağlamaya utandığı için gözlerim
İçime akıttığım yaşlardan telli duvaklı gelin eyledim
Ve inkâr etmiyorum
Ömrüm boyunca beşinci bir mevsim bekledim
Zapta geçsin
Kan damardan çıktı, sızdı derimin altına
Mosmor kesildi istikbal ve mazim kimin umurunda
Tesadüfen yaşamazmış insan
Gelişi güzel geçmemeliymiş zaman
Aynı hissi verdi bana kilise duvarlarına sinen kasvet
Ve cami avlusunda avuç açan dilenci
Farkındalık güzel
Lakin geç kalmak büyük lanet
Randevuma bir ömür geç kaldım
Zapta geçsin
En güzel renk, ilk sevdiğim renkti
Gerisi alacakaranlık
Geçmişteki kokular ve dokulardır bugünü yaşanılır kılan
Zaman, yüzümde kalpazandır aynalara yansıyan
Bu saatten sonra gülden, bülbülden dem vursam ne yazar
Az mı sapanla seçe vurdum
Sorumsuzca attığım taşla kim bilir kaç kurbağayı korkuttum
Ve itiraf ediyorum
Annemin son çiçeğini ben kuruttum
Zapta geçsin
Kalemimin içinde telaşlı ve kaygılı mürekkep
Hayra yorduğum rüyalar gülüyorlar arkamdan
Evimin çatısı misafirperverdir kuşlara
Lakin zemin katı mesken olmuş heyhatlara
Hayat gailesi uzak tutmuş beni varlık gayemden
Masallarla uyutulmuş, yoksun kalmışım hikayemden
Bilmiyorum dediğim birçok şeyi bildiğimi kimse bilmiyor
Gizliyorum ürkek bir yalanın bıçkın gerçeğini
Söylediklerim, söylemediklerimin yanında zerreyi miskal
Kırk yılın emeği ustalık eserim, ihtişamlı bir hayal
Yanlışa çok defa ölüp
Doğruya nadiren dirildim
Zapta geçsin
Yeni dünyanın sureti bana yabandan daha yaban
Asi bir evlat gibi dik başlıyım mevcut düzene
Anaların feryatları karartırken semayı
Sağır yüreklere tahammülüm kalmadı
Geldim, gidiyorum ve bu hayat beni sarmadı
Hakikatin gücü ifadenin ve anlamın çok ötesinde
Fark edilmeyen silik bir mücellit gibi
Elimin eriştiği tahribatları, tamir ediyorum yuvarlak bir odada
Mantığımı gölgeleyen cehaletim değil, cesaretim
O cesaret ki, eli kolu bağlı, bir yanı felçli
Güneşin alnında başı dik gezmek maharet
Yağmurun altında yürümek aşığın hakkı
Ve herkes gibi olmak
Görünmeden yaşamak demek
Zapta geçsin
Demirleri çürümüş bir balkon gibi, tutunmuşum metruk bir binaya
Ben geldim diye mi kasvet çöktü, hafif meşrep bu dünyaya
Deliriyorum, küçük küçük, kıyım kıyım deliriyorum
Duyuyorum kemiklerimin çatırtılarını
Ve hissediyorum zerrelerime kadar sirayet eden eskimeyi
Derin düşünceler zihnimi sarmış ince bir hastalık gibi
Soğuk bir intikam hissiyle büyüyor içimde simsiyah bir inci
Damağımda, eksik bir heyecanın tadı
Sırtımda, adaletin devrik tahtı
İçine doğduğum çağ, maalesef kötünün iyisi
Kokoş elbiseler kuşanmış ihtiyar kadar iğreti
Ey adaletsiz düzenin sürtük kırbacı
Başına bir felaket gelirse
Faili benim
Zapta geçsin