Markete girerken aklımızda kocaman bir liste oluyor. Çıkarken ise poşetlerde o listede hiç olmayan ürünler… Eminim bunu birçoğumuz yaşamışızdır. Eve geldiğimizde de kendimize aynı soruyu sorarız: “Ben bunu ne ara aldım?”
İşte tam da bugün bunun cevabını konuşalım istiyorum.
Çünkü markette verdiğimiz her karar tamamen bize ait gibi görünse de, aslında bulunduğumuz ortam bu kararları fark etmeden etkileyebiliyor. Buna davranış biliminde “çevresel ipuçları” deniyor. Yani bazen seçimimizi açlığımız değil, gördüğümüz, kokladığımız ya da kolay ulaştığımız şeyler belirliyor.
Örneğin, markete girdiğinizde sizi çoğunlukla taze meyve ve sebzeler karşılar. Bu, sadece hoş bir görüntü oluşturmak için yapılmaz. Araştırmalar, alışverişe sağlıklı ürünlerle başlamanın kişide olumlu bir his oluşturabildiğini gösteriyor. Sonrasında “Bir paket bisküviden bir şey olmaz.” demek de biraz daha kolaylaşabiliyor.
Rafların düzeni de düşündüğümüzden çok daha önemli. Göz hizasında duran ürünler, doğal olarak daha fazla dikkat çekiyor ve daha sık tercih ediliyor. Kasaların yanındaki çikolata ve şekerlemeler de son dakikada verilen küçük kararların ne kadar güçlü olabileceğini bilenlerin yerleştirdiği ürünler.
Bir de kokular var… Fırından yeni çıkmış ekmek kokusunu duyduğunuzda gerçekten sadece burnunuz mu etkileniyor? Hayır. Bu kokular iştahı uyarabiliyor ve planımızda olmayan ürünleri sepete eklememize neden olabiliyor. Benzer şekilde mağaza içinde çalan sakin müzikler de daha yavaş dolaşmamızı sağlayarak alışveriş süresini uzatabiliyor.
Bunları anlatmamın nedeni marketlerden şüphe duymanızı sağlamak değil. Tam tersine, seçimlerimizi etkileyen bu küçük ayrıntıları fark ettiğimizde kontrol yeniden bize geçiyor.
Bu yüzden alışverişe çıkarken size tek bir önerim var: Listenizi hazırlayın, mümkünse tok karnına markete gidin ve ara sıra kendinize şu soruyu sorun: “Bu ürünü gerçekten ben mi seçtim, yoksa bana seçtirildi mi?”
Bazen sağlıklı beslenme, tabağımıza ne koyduğumuzdan önce alışveriş sepetimize ne koyduğumuzla başlıyor.