Cuma hutbesinde “Kardeşlik” anlatılırken zihnimde “Biz gerçekten kardeş miyiz?” Yoksa kardeşliğimizin bir sınırı mı var? Sorusu belirdi.
“Bizim gibi düşünüyor, bizim partiye oy veriyorsan, liderimizi seviyorsan, bizim cemaattensen, bizim tarikattansan, bizim taraftaysan kardeşiz. Ama itiraz edersen, yanlışımızı söylersen, kutsadığımız ismi eleştirirsen, partimize destek vermezsen, liderimize biat etmezsen kardeşimiz değil, düşmanımızsın.” İşte taassup tam da burada başlar.
İnsan düşüncesine, partisine, liderine, cemaatine, tarikatına sorgusuz bağlanınca bunları hakikatin kendisi sanmaya başlar. Artık hakikati aramaz; haklı çıkmayı arar.
Kur’an açıkça, “Müminler ancak kardeştir” buyurduğu halde kendi adamının yanlışına mazeret bulur, karşı tarafın yanlışına ihanet damgası vurur. Kendi tarafının yalanına “siyaset”, karşı tarafın doğrusuna “fitne” der.
Kendi liderinin hatasına “insanlık hâli” der, altında “hikmet” arar. Karşı tarafın hatasını “memleket düşmanlığı” ilan eder. Kendi putunu korurken, başkalarının putlarına saldırır.
Hal böyle olunca da partiyi, ideolojiyi, lideri, cemaati, tarikatı kardeşliğin önüne koyarak; lideri hakikatin ölçüsü, cemaati ve tarikatı ise kurtuluşun adresi hâline getiriyoruz. Sonra da gönüller kırıyor, insanları ötekileştiriyor ve haddimizi aşıyoruz.
Kardeşliğin bu olmadığını unutan bizler, hakikatin kimsenin tapulu malı olmadığını, sevmediğimiz insanın doğrusunu yanlış, sevdiğimiz insanın yanlışını doğru kabul ederek hakikatin taraf tutmadığını da unuttuk.
Dile güzel sözler koyup kalbe kin doldurmak kolaydır. Dindar görünmek kolay, adil olmak zordur. İnsan olmanın ve kardeşliğin gerçek imtihanı da burada başlar.
Çünkü kardeşlik, herkesin aynı şeyi düşünmesi değil “farklı düşünürken bile birbirinin insanlığını inkâr etmemektir.”
Bir millet için tehlike, aynı vatanın evlatlarının birbirine düşman edilmesidir. Aynı sofrada oturanların birbirinin lokmasına zehir katması, aynı bayrağın altında yaşayanların birbirine tahammül edememesi, kardeşin kardeşi düşman görmesidir.
Aramızda gerçek kardeşliği tesis etmek istiyorsak partiyi, lideri, cemaati, tarikatı ve ideolojiyi hakikatin yerine koymaktan vazgeçmeliyiz. Çünkü yarın ne parti kalacak, ne makam, ne lider, ne iktidar, ne bugünkü siyasi rüzgâr, ne alkışlayan kalabalıklar ne de günü kurtarmak için üretilmiş siyasi sloganlar...
Geriye insanlık kalacak. Millet kalacak. Vatan kalacak. Hak kalacak. Hukuk kalacak. Adalet kalacak ve hepimizi bir gün aynı yerde toplayacak; Allah’ın hesabı ve adaleti kalacak.
Öyleyse bir kez daha soralım: Kur’an’ın emrettiği anlamda gerçekten kardeş miyiz?
Yoksa yalnızca bizim gibi düşünenlerle mi kardeşiz?
Eğer kardeşliğimizin ölçüsü Yüce Allah’ın emrettiği gibi “mümin olmak” değil de “benden olmak” ise, bunun adı kardeşlik değil, taassuptur ve ayete aykırıdır.
Hakiki kardeşlik şunu diyebilmektir:
“Benim gibi düşünmeyebilirsin. Partime oy vermeyebilirsin. Liderimi sevmeyebilirsin. Benim inandığımı senin de benimsemen gerekmeyebilir. Ama yine de kardeşimsin. Çünkü senin insanlığın ve inancın benim siyasi tercihimden çok daha değerli ve önemlidir.”
Ve insanlığın üzerinde de hepimizi bir gün aynı kapının önüne getirecek, aynı hesaba çekecek bir hakikat vardır.
Özetle, kişinin lideri, partisi, ideolojisi, cemaati, tarikatı, hocası veya şeyhi, karşısındaki insanın mümin kimliğinden daha önemli hâle geliyor; bu bağlılıklar insanları birbirine düşman ediyor ve kardeşliği ortadan kaldırıyorsa bunun adı kardeşlik değil taassuptur.
Ve bu taassup, Allah’ın “Müminler ancak kardeştir” buyruğuyla ortaya koyduğu kardeşlik anlayışına açıkça aykırıdır.
Ahmet Efe çok doğru söylüyorsun. G. Kılı olayım diyerek yaşayan kişiden kimseye kıl kadar fayda gelmez. Bunların ömründen Rabbim alsın kesi köpeğe versin
Kişiyi lideyri cemaati vb vb karşındaki insanın mümin kimliğinden daha önemli hale getiriyorsa bence sorun o kişidedir. O kişi inanmış imam etmiş olamamış birey olamamış kişidir. Sorun ne liderde be cemaatte ne partidedir. Götünün kılı olayım diyen birisinden ne bekliyorsunuz hocam. Sorun bu kişidedir.
Süleymancı nurcu menzilci ışıkçı bilmem nevi İsmail ağacı bakın müdlümanlar 70 fırkaya ayrılmış herkes kendi cemaatine bağlı bu şekilde kim kimle kardeş olacak. Kuranı bırakmışız sahte şeylerin peşindeyiz. Bu cemaatlerin hepsi bakın hepsi Amerikan oyunudur. Namaz kalıyoruz oruç tutuyoruz kıbldmiz bir dilimiz bir labemiz bir bu cemaatleri bırakın gerçek mümin olun diyeceğim ama nerde hepsi
Bu ülkede ve İslâm toplumlarında Lawrensler bitmez, Lawrensleri kutsayanlar hiç bitmez. Bu ülkede Abdülhamid Han'ı parmağında oynatan İngiliz ajanı Reşit Efendiler de bitmez. Bu millet her sakallıyı şeyh, her namaz kılan, Kur'an okuyanı kutsadığı sürece içimizde Lawrenler, Reşit Efendiler barındığı ve kutsandığı müddetçe kardeşlik ancak masal olur.
Bebek, asker, polis katili vatan hainine "Kutsal Önder diyenler ve "Bebek, asker, polis katili binlerce teröristi serbest bırakanlar" kime ve ne adına kardeş olacaklar.
MÜMİNLER KARDEŞ Mİ sorunuzun cevabı tabi hayır. Bugün PKK'LI ile MHP'Lİ ve AKP'li kardeş ama kendilerine karşı çıkan Mümin düşman
tarihe bakıyoruz müminler hep kardeştir diyorlar ama müslüman müslümanı kesmiş öldürmüş. işte sıffın savaşı işte cemel vakası iste emeviler abbasieler hep birbiriyleriyle savaşmışlar. o dönemde amerika yok batı yok yani dış güçlerde yok. yani laf başta icraat başka.
Kaleminize sağlık kıymetli hocam. ????
Hocam iyi ki varsınız taassup sahibi insanlar yüzünden hayattan soğuduk, bu tarafgirlik ve adaletsizlik inanın hayatımızı zehir etti
Bağnazlık, taassup, fanatizm adını ne koyarsanız koyun insanları merhametsiz, zalim ve akılsız kılar. Bu yazıyı bu durumu çok iyi anlatıyor.
Hocam, Kur’an’ın kardeşlik ilkesiyle günümüzün parti, cemaat, tarikat taassubu arasındaki çıkmazı ve çelişkiyi çok iyi bir şekilde ahlaki, vicdani anlatmışsınız. Hakikati partilere, şahıslara, iktidarlara teslim etmeyen merhameti, adaleti, insafı, insanlığı tüm aidiyetlerin üstünde yazınız için Allah razı olsun emeğinize, aklınıza, kaleminize, yüreğinize sağlık
Camilerde PKK için kardeşinizdir diyen ama kendi partisinden olmayanı sürüm sürüm süründüren ve düşmanı gibi gören zihniyet için ayetler değil çıkarları önemlidir
Taassuba karşı olmak, bir düşünceye, inanca veya ideolojiye körü körüne ve akıl yürütmeden bağlanmayı reddetmektir. Bu tutum hoşgörüyü, eleştirel düşünceyi, bilimi ve farklı fikirlere saygılı olmayı gerektirir. Böyle açık fikirli, gerçek kardeşler bulmak ümidiyle.., Çok güzel özetlemişsiniz, kaleminize sağlık hocam.
Çok anlamlı ve ibretlik bir yazı. Rabbim bizleri taassuptan uzak, hakikatten ve adaletten ayrılmayan, gerçek kardeşliği yaşayan kullarından eylesin. Kaleminize, yüreğinize sağlık Hocam.
Kalemine yuregine sağlık değerli kardeşim yine harika bir yazı kaleme almışsın Allah senden ebeden razı olsun saygıdeğer hocam
Şimdi burada acı bir gerçeği görüyoruz, parti ve lider bağlıları için kardeşlik sadece kendi içlerinde öz kardeşleri bile düşman
O hutbe, pkk affı hutbesi idi begi
Hocam çok doğru söylemişsin Allah razı olsun
Çok önemli bir meseleye parmak basmışsınız hocam. Yüreğinize ve elinize sağlık.
Hocam ağzına sağlık bu gün biz Müslümanlarının yada kendine Müslümanı diyenlerin durumu tam da bu...
Can hocam değerli fikirlerinizi aynen kabul ve makbul buluyoruz sevgi ve saygı ile ellerinizden öper bunun gibi gerçek can alıcı yazılarınızı bekliyoruz…
Temel Öztürk eline sağlık gerçekleri açıkça yazmışsın
Evet Rabbimin emrettiği şekilde mümin olmamız gerekiyor. Müminliğin şartlarını da müslümanlara anlatmak gerekiyor, sayın hocam. Ondan sonra müminler kardeştiri özümleyebilelim. Aksi takdirde; köşe yazınızda anlattığınız gibi herkes kendine göre bir taassupluğa bürünüp, biz taassup kardeşliğini ön plana almış oluyoruz. Kaleminize ve yüreğinize sağlık. Selam ve dua ile...
Ellinize kalemize sağlık hocam Aynen öyle hocam haklısınız
Değerli Hocam, Kur’an’ın evrensel kardeşlik ilkesiyle günümüzün grup taassubu arasındaki çelişkiyi son derece net ve vicdani bir dille ele almışsınız. Hakikati şahıslara veya iktidarlara hapsetmeyen; adaleti, insafı ve insanlığı tüm aidiyetlerin üstünde tutan bu değerli çağrınız için gönülden teşekkürler Kaleminize, yüreğinize sağlık
Allah razı olsun Berhan Hocam. Çok kısa ve öz tavsiyeler. Allah bizi hakiki mü’min olarak sırat-ı müstakimde müdavim eylesin.
Tamda bu içinde bulunduğumuz durumu dile getirmişsiniz. Yazıkki ülkemizin hali.
Cuma Hutbesinde bahsedilen ayet particilik ve lidercilik yapanlar için inmemiş sanırım. Etrafımızda parti ve lider için öz kardeşine saldıranlar var sonra da Müslüman'ız diyorlar
ÇOK DEĞERLİ HOCAM DİNİMİZİN EMRETTİĞİ KARDEŞLİK MALESEF KALMADI. TEŞEKKÜRLER
çok doğru hocam.
Berhan Hocam bu devirde taasubu olmayan Mümin İnşallah vardır. Adam partisi lideri vs için anasını, babasını incitiyor. Partiye ve lidere Tapınan bir nesil başımızda