Kooperatiflerde ortaklar arasında en fazla tartışma yaratan konuların başında aidatlar geliyor. Özellikle ekonomik dalgalanmaların yaşandığı dönemlerde inşaat maliyetleri, bakım ve onarım giderleri ya da işletme masrafları beklenenden daha fazla artabiliyor. Böyle durumlarda yönetim kurulları, kooperatifin faaliyetlerini sürdürebilmesi için aidatların artırılması gerektiğini düşünebiliyor.
Peki yönetim kurulu, genel kurul kararı olmadan aidat miktarını artırabilir mi?
Bu sorunun cevabı, kooperatiflerde organların görev ve yetki dağılımını düzenleyen temel kurallarda saklıdır. Kooperatiflerde yönetim kurulu, kooperatifin iş ve işlemlerini yürütmekle görevli organdır. Genel kurul ise ortakların iradesini temsil eden ve kanunun kendisine bıraktığı konularda karar alan en yetkili organdır. Bu nedenle hangi kararın yönetim kuruluna, hangisinin genel kurula ait olduğu yalnızca şekli bir ayrım değil, kooperatif hukukunun temel ilkelerinden biridir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu da bu ilkeyi açık şekilde ortaya koymaktadır. Kanuna göre, kanun veya anasözleşme ile genel kurula tanınan konular hakkında karar alma yetkisi, genel kurulun devredemeyeceği yetkiler arasındadır. Aynı Kanun, yönetim kurulunun da genel kurulun devredilemeyen yetkilerini kullanamayacağını açıkça hükme bağlamıştır.
Aidatın belirlenmesi de ortakların mali yükümlülüğünü doğrudan etkileyen bir konudur. Bu nedenle kanun veya anasözleşme gereği genel kurul tarafından karara bağlanması gereken bir konuda yönetim kurulunun genel kurulun yerine geçerek karar alması hukuken mümkün değildir. Yönetim kurulu, görevlerini yerine getirirken kanunun çizdiği yetki sınırları içinde hareket etmek zorundadır.
Uygulamada ise zaman zaman "Genel kurulu bekleyecek zaman yoktu.", "Maliyetler beklenmedik şekilde arttı." ya da "Kooperatifin acil nakit ihtiyacı vardı." gibi gerekçelerle yönetim kurulunun aidat miktarını değiştirdiği görülebilmektedir. Oysa hukuken belirleyici olan, kararın hangi gerekçeyle alındığı değil, bu kararı almaya hangi organın yetkili olduğudur. İyi niyetle hareket edilmiş olması veya gerçekten mali sıkıntı yaşanması da kanunun öngördüğü yetki düzenini değiştirmez.
Üstelik bu konu yalnızca yetki sınırının aşılması olarak da değerlendirilmemelidir. Kooperatifler Kanunu, genel kurulun devredilemeyen yetkilerinin yönetim kurulu tarafından kullanılmasını yaptırıma bağlamıştır. Kanunda, bu yasağa aykırı hareket eden yönetim kurulu üyeleri hakkında cezai yaptırım öngörülmektedir. Bu yönüyle aidatın belirlenmesi meselesi, yalnızca mali bir karar değil; aynı zamanda yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğunu da yakından ilgilendiren bir konudur.
Peki gerçekten beklenmeyen giderler ortaya çıkarsa ne yapılmalıdır? Hukuki çözüm, yönetim kurulunun resen aidat artırması değildir. Böyle bir ihtiyaç doğduğunda yönetim kurulunun olağanüstü genel kurulu toplantıya çağırarak ek bütçe veya ek aidat talebini ortakların kararına sunması gerekir. Böylece hem kooperatifin mali ihtiyacı hukuka uygun şekilde karşılanmış olur hem de alınan kararların ileride hukuki uyuşmazlıklara konu olmasının önüne geçilir.
Kooperatiflerde yetki kurallarına uyulması yalnızca kanuni bir zorunluluk değildir. Aynı zamanda ortakların yönetime duyduğu güvenin de temel güvencesidir. Çünkü güçlü kooperatifler, yalnızca sağlam mali yapıyla değil, hukuka uygun karar alma kültürüyle de ayakta kalır.