Meraba Sevgili Pusula Okurları,
Hashimoto tanısı alan birçok kişinin aklına gelen ilk sorulardan biri şudur: "Gluteni tamamen bırakmalı mıyım?" Özellikle sosyal medyada glutensiz beslenmenin Hashimoto hastalığını iyileştirdiğine yönelik pek çok paylaşım görmek mümkün. Peki bu iddialar ne kadar doğru? Bilimsel çalışmalar gerçekten bunu destekliyor mu
Öncelikle Hashimoto tiroiditi, bağışıklık sisteminin yanlışlıkla tiroit bezine saldırdığı kronik bir otoimmün hastalıktır. Kadınlarda erkeklere göre daha sık görülür ve hipotiroidinin en yaygın nedenlerinden biridir. Hastalığın ortaya çıkışında genetik yatkınlık önemli bir rol oynasa da çevresel faktörler, bağırsak sağlığı ve beslenme alışkanlıklarının da hastalığın seyrini etkileyebileceği düşünülmektedir.
Bu nedenle son yıllarda glutensiz beslenme, Hashimoto üzerine en çok araştırılan beslenme yaklaşımlarından biri hâline gelmiştir. Mevcut bilimsel çalışmaların bir kısmı, özellikle çölyak hastalığı veya gluten duyarlılığı bulunan Hashimoto hastalarında, glutensiz beslenmenin anti-TPO ve anti-TG gibi otoantikor düzeylerinde azalma sağlayabileceğini göstermektedir. Bazı araştırmalarda inflamasyon belirteçlerinde iyileşme, D vitamini düzeylerinde artış ve bazı hastalarda yaşam kalitesinde olumlu değişiklikler de bildirilmiştir.
Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken önemli bir nokta vardır. Bugüne kadar elde edilen bilimsel veriler, çölyak hastalığı olmayan her Hashimoto hastasının mutlaka glutensiz beslenmesi gerektiğini desteklememektedir. Başka bir ifadeyle, glutensiz beslenme herkeste aynı etkiyi göstermemektedir. Bazı kişiler kendilerini daha iyi hissederken, bazı hastalarda tiroit hormonları veya hastalığın seyri üzerinde anlamlı bir değişiklik görülmemektedir.
Peki bazı hastalar neden gluteni bıraktıktan sonra kendilerini daha iyi hissettiklerini söylüyor?
Bunun olası nedenlerinden biri bağırsak sağlığıdır. Bağırsaklarımız yalnızca besinlerin sindirildiği bir organ değildir; bağışıklık sistemimizin önemli bir bölümünü de barındırır. Bağırsak mikrobiyotasındaki dengenin bozulması inflamasyonu artırabilir ve tiroit hormonlarının sağlıklı çalışması için gerekli olan selenyum, demir ve çinko gibi minerallerin emilimini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle günümüzde Hashimoto'nun beslenme tedavisinde yalnızca glutene odaklanmak yerine bağırsak sağlığının da desteklenmesi önem kazanmaktadır.
Bir başka önemli nokta ise glutensiz beslenmenin her zaman sağlıklı beslenme anlamına gelmemesidir. Günümüzde marketlerde satılan birçok glutensiz ürün; rafine nişasta, ilave şeker ve yağ açısından zengin olabilmektedir. Bu nedenle yalnızca "glutensiz" etiketi taşıdığı için bir ürünü sağlıklı kabul etmek doğru değildir.
Diyetisyen olarak benim yaklaşımım ise tek tip öneriler sunmak yerine kişiyi bütüncül olarak değerlendirmektir. Hashimoto tanısı alan bireylerde çölyak hastalığı veya gluten duyarlılığı olup olmadığı araştırılmalı; bağırsak sağlığı, laboratuvar bulguları, beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı birlikte ele alınmalıdır. Çünkü beslenme tedavisinde başarı, popüler diyetlerden değil, kişiye özel planlanan sürdürülebilir yaklaşımlardan geçer.
Sonuç olarak, glutensiz beslenme Hashimoto hastaları için mucizevi bir tedavi değildir. Ancak çölyak hastalığı veya gluten duyarlılığı bulunan kişilerde önemli faydalar sağlayabilir ve uygun hastalarda tedaviyi destekleyici bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir. Unutulmamalıdır ki Hashimoto'da amaç tek bir besini hayatımızdan çıkarmak değil; bilimsel kanıtlar doğrultusunda, kişiye özel ve sürdürülebilir bir beslenme planı oluşturmaktır. Çünkü sağlığımızı koruyan şey yasaklar değil, doğru ve bilinçli seçimlerdir.