Tebrizkapı semtinde bulunan Mehdi Efendi Cami’nin bir ismi de Sığırcık Camii’dir. Tapu kaydına göre cami Mehdi Efendi Vakfı’na aittir. Mehdi Efendi’nin kim olduğu ve caminin ne zaman yapıldığına dair arşiv belgesi mevcut olmamakla birlikte bu kişi Mehdi Abbas ile ilişkilendirilmiştir. Beygu, bu caminin yerinde önceden Mehdi Abbas Mescidi ve Medresesi’nin olduğunu belirtir. Cemaleddin Server Revnakoğlu ise bu camiye Sığırcık Camii denilmesinin nedenini şöyle anlatır:
“Bir sene Erzurum’da bir çekirge afeti görülür, tarlalar çekirgeden geçilmez. Bir çare olarak ikindi namazının sünnetini hiç geçirmemiş bir Allah dostunun tarlaları sulamasıyla çekirgelerin yok olacağına kanaat getirilerek böyle biri aranır. Buradaki ilk mescidi yaptıran Mehdi Abbas, bu işe gönüllü olduğunu söyler. Dışardan bir kaynaktan şehre su getirmek için yola çıkar. Dönüşte daha Erzurum’a varmadan çekirgeleri yiyecek olan sığırcık kuşları Mehdi Abbas’ın başında birikir. Bu hadise şehre haber verilir ve şehir halkı Mehdi Abbas’ı camisinde beklemeye koyulur. Mehdi Abbas şehre vardığında tarlaları sulamaya koyulurken sığırcıklar bütün çekirgeleri yer, bitirir. Bu olay üzerine caminin diğer bir adı Sığırcık Camii olur.”
Beygu’nun yazdığına göre, ahilerin lideri olan Kırşehir’deki Ahi Evran halifesi her sene Erzurum’a gelir ve bu münasebetle Debbağlar Tekkesi’nde büyük bir merasim yapılırdı. Bütün esnaf şeyhleri tarafından istikbale koşulur ve tekkede saklı olan tarikat bayrağı çıkarılarak tekkenin kapısına asılırdı. Ayrıca, Ahi Evran’ın Kırşehir’deki türbesindeki kuyudan getirilen su, Mehdi Abbas Mescidi’nin yerine yapılmış olan Sığırcık Camii’nin minaresine asılırdı. Bu sayede sığırcık kuşları çoğalır ve çekirge istilasının önüne geçilmiş olurdu. Bu gelenek 1883 yılına kadar devam etmişti.
Osmanlı Arşivi’nde tespit ettiğimiz konuya ilişkin belgeler, Revnakoğlu ve Beygu’nun aktardıkları rivayetlerin tarihî gerçekliği tam olarak yansıtmadığını göstermektedir. Belgelerden anlaşıldığı kadarıyla bu su Ankara Vilayeti’nin Yabanabad (Kızılcahamam) kazasına bağlı Şeyhler köyünde bulunan Şeyh Ali Semerkandî Tekkesi’nden getirilmekteydi. Bu suyu getirenlere “sığırcık suyu şeyhi” veya “çekirge şeyhi” deniliyordu. Bunlar genellikle iki kişi olarak suyla birlikte Erzurum’a gelir ve burada bir dua merasimi yapılırdı. Kutsal olarak kabul edilen suyun çekirgeleri ve diğer bazı zararlı hayvanları yok edecek olan sığırcık kuşlarını bölgeye çektiğine inanılırdı.
Sığırcık meşayihinden Şeyh Hacı Ali ve Derviş Hilmi’nin sadaret makamına gönderdikleri 17 Eylül 1890 tarihli bir yazıda şu ifadeler yer almaktadır:
“Hazret-i Farukiyye’den cedd-i alamız bulunan Ali es-Semerkanî kuddise sırrahu’l-ali efendimiz hazretlerinin istihrac buyurdukları (çıkardıkları) sığırcık suyunu Trabzon, Erzurum ve Sivas vilayetlerine götürmek niyetinde bulunduğumuzdan vali-i vilayete birer kıta tavsiyename ihsan buyurulması hususunda müsaade-i sadaretpenahileri buyurulmak babında emrü ferman hazret-i menlehü’l-emrindir.”