İnsanları veya bir grubu tek tip elbise giymeye mecbur etmenin arka planında devletin o grubu kontrol altına alma ve o grubu daha kolay takip etme amacı bulunmaktadır. Zaten kıyafet kelimesi Arapça bir kişinin ardını, izini sürme manasındaki “kvf” kökünden türetilmiştir.
Toplumlarda kargaşa ortamının artması tek tipleşmeyi hızlandırmıştır. Bu şartlarda devletin denetim mekanizması kolaylaşmış, bireyleri tanınır hâle getirmiş, onların davranışlarına sorumluluk yüklemiştir.
Çok kültürlü bir millet yapısı olan Osmanlı’da giyim kuşam ortamı da çok renklilik göstermiş, her dinin, her milletin kendini tanımlayacak giyim tarzı olmuştur. Bir gruba dâhil olan kişiler o gruba uygun elbiseleri giyme zorunda kalmıştır. Osmanlı’da genelde Müslümanların kavukları ve ayakkabıları sarı, sarıkları beyaz; Ermenilerin şapka ve ayakkabıları kırmızı, Yunanlıların siyah, Yahudilerin ise mavi renkteydi.
III. Selim’in katledilmesi ve Osmanlı’da kaos ortamının hakim olması nedeni ile II. Mahmut, devlet otoritesini göstermek, toplumu disiplin altına almak ve yenilikleri halka kabul ettirmek için 1839 yılında “kıyafet nizamnamesi” çıkarmış, böylece çeşitleri on yediyi bulan tüm memurlara fes giyme mecburiyeti getirmiştir. Bu zamandan sonra kaymakam, zabit, kâtip, ulema vb gibi memur grupları fes takma mecburiyetinde kalmışlardır.
Yenilikçi bir tavrı olan padişah bu uygulama ile memurlara Avrupaî bir tarz vermeyi, tebaa arasındaki farkı ortadan kaldırmayı amaçlamıştır.
Gayrimüslimlere benzememeyi şiar edinen, beyaz giymeyi ve sarık takmayı Peygamberin sünneti olarak algılayan Müslüman kesim sarıkla kılınacak iki rekât namazın, sarıksız kılınacak yetmiş rekât namazdan daha makbul olacağı hadisinden hareketle sarığa manevi bir anlam yüklemiş, fesin sarığın yerini alacak olmasına direnç göstermiştir.
İlk başlarda sadece memurlara özgü olan fes takma durumu kısa zaman sonra tüm Osmanlı kesimine yayılmıştır.
Gayrimüslim azınlıkların da fes takmaya ve hatta bazılarının kendilerini bu giyim tarzı ile gizlemeye başlaması Müslümanlar arasında rahatsızlık oluşturmuş, gavura benzememek için gömleğinin yakasını keserek hakim yaka gömleğe dönüştüren Müslümanlar, gavurlarla aynı tarz elbise giymekten aşırı rahatsız olmuş ve II. Mahmut’un diğer uygulamalarına da tepki göstererek ona “Gavur Padişah” sıfatını takmıştır.
Mısır’da fes:
Kavalalı Mehmet Ali Paşa zamanında Mısır’da sarık- fes tartışmaları başlamış, başta ulemalar olmak üzere birçok kesim fese tepki göstermiş fakat zamanla ulema ve halk da başlarına fes takmayı kabullenmiştir.
Hatta Batılıların fese karşı alaycı tavırları nedeni ile halk fesi sahiplenmeye ve Batıcılığa karşı İslam’ın bir parçası olarak görmeye başlamış, İngilizlerin Mısır’ı işgal etmesi ile fes takmak İngilizlere karşı direnmenin sembolü hâline gelmiştir. Mısır halkı fes takarak İngilizlere karşı direnç geliştirmiş, fes takmayı bayraklaştırmış, fes bağımsızlığın sembolü hâline gelmiştir.
Zamanında fese karşı benzer direnç gösteren Mısır ve Türk insanı, bir dönem sonra farklı bir noktaya evirilmiştir. Atatürk 1925 yılında Şapka İnkılabı ile fesin giyilmesini yasaklamıştır. Türk milletinin bir kısmı, düne kadar modern olmanın bir parçası olarak gördüğü fesi, şimdi başından çıkararak gericilikten kurtulma çabasına girerken, Mısırlılar da zamanında gâvurlaşma aracı olarak görmüş oldukları fesi İslam’ın sembolü hâline getirip bağımsızlığın aracı unsuru yapmışlardır.
Hatta 29 Ekim 1932 yılında Atatürk’ün Cumhuriyet’in ilanı ile ilgili yabancı ülke temsilcilerine Ankara Para Palas otelinde vermiş olduğu bir baloya Mısır büyükelçisi İngilizlere ve Cumhuriyete tepki olarak başına fes takarak katılmıştır. Atatürk’ün bu duruma tepki göstermesi nedeni ile bu durum, tarihe “fes hadisesi” olarak geçecek olan Mısır ve Türkiye arasında bir krize neden olmuştur.
Toplumlar çok ilginç hikâyeleri içinde barındırmaktadır. Düne kadar kafasına fesi takmamak için kellesini vermeye hazır olan insanlar, çok kısa bir zaman sonra aynı fesi çıkarmamak için kellelerini verme durumuna gelmiştir. Gelecekte toplumları nasıl ilginç hikâyelerin beklediği doğrusu merak konusudur.