Siyaseti, hizmet etmek düşüncesiyle yapan ,dürüst ve çalışkan bir ilçe belediye başkanımızdan birkaç ay önce “Etik Rehberi” isimli bir kitap hediye almıştım.
Yeni okumaya başladığım bu kitaba göz gezdirirken etik kavramların başlıklar halinde verildiğini görüp" bu davranışlar, siyasette ve kamu yönetiminde sergilenmiş olsa "asri saadet devri gibi bir ortamda yaşıyor oluruz diye düşündüm.
Aslında kitapta anlatılan bu etik kavramlar bizim kültürel değerlerimizin ve inanç sistemimizin bileşkesiydi.
Şeffaflık, dürüstlük, eşit davranma, ayrımcılık yapmama, ahlaklı, ilkeli ve onurlu olma gibi öğretileri anlatan başlıklar arasında gezerken Faruk Nafiz' Çamlıbel'in ,Han Duvarları şiirinde bahsettiği "Neden sonra sarsıldı altımda demir raylar, gözlerimin önünden geçti kervansaraylar" mısraları misali, siyaset dünyası aklıma geldi. Demir raylalar gibi sarsıldım, gözlerimin önünden siyaset dünyasında sergilenen samimiyetsizlikler, ciddiyetsizlikler, basitlikler ve tutarsızlıklar geçti.
Yaz mevsimiydi. Mezarlıkta eski bir siyasetçiyle karşılaşmış, ayak üstü merhabalaşmıştık.
Sn. eski vekil alışa gelmiş kalıp cümlelerle konuşurken, bende içimden " şimdi caddeye çıkıp, bu vekilin ismini vatandaşa sorsak? eminim %99'u ne hatırlar, nede bilir?" diye düşündüm.O anlatırken bende gözlerinin içine bakarak bu adamın bir toplu iğnenin başı kadar topluma faydası var mı? diye kendime soruyor, elbette var diyemiyordum.
Zat, halinden çok memnun görünüyordu. Mis gibi emekli mebus aylığını cebine atıyor, VIP yaşıyordu.
"Bu aldığım maaşın karşılığını bu topluma verdim mi!" diye, vicdan muhasebesi yaptığını hiç zannetmiyorum.
Bir ömür, metrelerce yer altında çalışan maden işçisinin aldığı emekli maaşıyla kendini hiç kıyasladı mı? bilmiyorum.
Maalesef ülkemizde siyasetçi profili, günden güne etik kavramlardan uzaklaşıyor, siyaset ülkenin ve vatandaşın çıkarları ön plana alınmadan kendisi ve ailesinin geleceği üzerinden hesaplanıyor.
Siyaset, artık hizmet etmek, ülkeye fayda sağlamak idealinden çıkıp bir meslek haline dönüşmüş ve meslek dayanışması bu dönüşümün güvencesi olmuş durumda.
Siyasetin vitrininde yer almak için hemen hemen her yol deneniyor. Bu uğurda omurga eğiliyor, bilinen tüm değerler ayaklar altına alınabiliyor.
Kutsalların ağızdan düşürülmediği, vatan ,millet aşkının zirveye taşındığı, Cumhuriyet Laiklik, Atatürkçülük ,etnik milliyetçilik, mezhepçilik gibi kavramların bozuk para gibi harcandığı bu yolda yaşananları ne yazık ki görüyor ve izliyoruz.
Siyaset dünyası artık idealist, şahsiyet sahibi, liyakatli, erdemli, donanımlı kişilerin kapsam alanından uzaklaşıyor.
Bu meydanda, tükürdüğünü yalamak, yalan söylemek, fırıldak olmak, omurgasız davranmak, utanmamak, iftira atmak gibi olumsuzlukları görünce siyasetin etik kavramı nedir? diye soruyoruz.
Toplum olarak birbirine en ağır hakaretleri yapanların, bir müddet sonra sarmaş dolaş olmalarını şaşkınlıkla izliyoruz.
İpin ucunun yavaş yavaş kaçtığı bu sahada, artık her türlü çıkar ve beklentiyi ayaklarının altına alan, yalnızca ülkeye hizmet düşüncesiyle siyaseti tercih eden, yüce gönüllü, erdemli insanların sayısının artmasını ümit ediyor, bu hasbi düşüncelerle siyaset yapan siyasetçilerimizi kutluyor , "en iyi yönetim, en iyilerin iş başında olduğu yönetimdir" diyoruz.
Sayın Yazarım; Noktasından, virgülüne kadar kaleme aldığınız doğrular için ve hasleten makalenizin son paragrafında bahsettiğiniz "En iyi yönetim, en iyilerin iş başında olduğu yönetimdir." günlerinin olması dileğiyle sizi cani gönülden tebrik eder, saygılarımı sunarım.