CIFIT
Ekonomi sohbetine Sekmen’in çıkışı damgasını vurdu.
‘’Anlaşıldı. Sen bu trene bizi bindireceksin’’
Yeni stadyum, hafif raylı sitem, hızlı tren. Son zamanlarda Erzurum’da hükümet yetkililerinden en çok istenen şeyler bunlar. Sıklıkla dile getirilen bu talepler karşısında elbette hükümet mensupları da imkanlar nispetinde çalışmalar içine koyulurken, özellikle hızlı tren konusunu öncelikleri arasına alan MÜSİAD Başkanı Abdulkerim Kavaz oluyor. Gittiği hey yerde bunu dillendiren, her platformda yüksek sesle dile getiren Abdulkerim Kavaz’ın bu konuda ki bir talebi de geçtiğimiz günlerde gerçekleşen bir toplantıda daha da öne çıktı. Kısa adı Müstakil İşadamları Derneği olan MÜSİAD’ın genç başkanı Kavaz, Atatürk Üniversitesi ile ortaklaşa düzenledikleri ve her 2 ayda bir gerçekleşen Ekonomi Sohbetleri başlıklı toplantıda da bu talebini iletti ve Müceldili konağında ki toplantıya katılan Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’den de sempatik bulunan bir tepki ile karşılaştı.

---
Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Ahmet Hacımüftüoğlu’nun da iştirak ettiği toplantının son bölümünde kapanış konuşması yapmak üzere mikrofonu eline alan Abdulkerim Kavaz, hep de dillendirilen hızlı tren maliyeti ile ilgili çarpıcı bir bilgi paylaştı, ‘’Genelde hızlı trenin maliyetinin hep yüksekliğinden bahsediliyor. 50 Milyar dolarlardan sözediliyor. Oysa gerçek öyle değil. Devlet Demir Yolları bu konuda bir çalışma yapmış ve Sivas ile Erzurum arasında ki hızlı tren maliyetin sadece 4,5 milyar dolar ediyor. Bunu ben demiyorum, devletin bu işle ilgili kurumu diyor. Sivas-Erzurum arası hızlı tren maliyetini çalışmış, 4,5 milyar lira olarak belirlermişler. Demek ki neymiş, maliyet denildiği gibi fazla değilmiş’’ dedi. Bunun üzerine yanında bulunan Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’in, Kavaz’a tebessüm ederek, ‘’Anlaşıldı. Sen bizi bu trene bindireceksin’’ demesi, gülüşmelere yol açtı.

Her gören Atlıkonak’da ki Evliya dağını Palandöken dağına benzetiyor..
Adeta Bob Ross’un fırçasından fırlamış
Sanki de Palandöken dağının bir maketini yapmış, Aziziye ilçesine bağlı eski adı Evrenli, yeni adı Atlıkonak olan köye koymuşlar. Yıllarca TRT’den tükülerini zevkle dinlediğimiz Türk Halk Müziği’nin emektar sanatçılarından kıymetli hemşehrimiz Mehmet Çalmaşır ve Ziraat Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Önder Çalmaşur’un köyü olarak da bilinen Atlıkonak köyü, yanıbaşında ki Palandöken dağını andıran sıra dağları ile dikkat çekiyor. Geniş ovası, yeni yerleşim yeri olması sebebiyle de evleri modern görünümünde ki köy güzel köy ama bu güzelliğine bir güzellik de eteğine yerleştiği dağ katıyor. Önceleri 150 olan hane sayısının 40’lara düştüğü merkeze 30 kilometre uzaklıkta ki Atlıkonak köyünde ki sıra dağlarını görenler Palandöken dağını görüyor gibi oluyorlar. Bob Ross’un resimlerinden fırlamış gibi.
Adeta 3125 metrelik Palandöken dağının küçük kardeşi.
***
Köy halkının Evliya dağı dedikleri ve efsaneye göre tepesinde Abdurrahmangazi Hazretleri’nin kardeşinin mezarının da bulunduğu söylenen dağ, butik, sevimli görüntüsüyle adeta insanı büyülüyor. Kıvrımları ile ilk bakışta Palandöken’i anımsatan dağ,
yumuşak yamaçları ile de sanki de ‘gel gel’ ediyor, davetkar bir hava veriyor. Henüz kayak için keşfedilmemiş gibi de duran dağı görenler, rakıma takılmadan ‘Palandöken’in tıpkısının aynısı. O kadar silüet Palandöken dağını andırıyor ki, insanın çıkıp gezesi, kar olduğunda kayası geliyor. Yerleşim yerine yakınlığı da o kadar cazibesini artırıyor. Bir köy bir dağa da ancak bu kadar yakışır’’ demekten kendilerini alamıyorlar.
--
Her kat çıktığında benim de canım çıkar!
Baharın gelmesi ile birlikte inşaat sektörü maşallah eski yoğunluğunu tekrar yaşamaya başlamış görünüyor. Şehrin muhtelif bölgelerinde özellikle konut inşaatlarında yeniden hareketlenme gözlenirken, bana her imal edilen ev başka bir şey anlatır. Çocukları. Nihayetinde hazır hale gelecek olan bu konutlarda oturanlar arasında çocuklar da olacak. Özellikle de ana arterlerde yapılan çok katlı konutlar, Allah güvendirsin, anne babaları ev sahibi oldular diye sevindirecektir kuşkusuz ama çocuklar adeta betona hapsolacaklar. Apartmanlarının kapısından çıktıklarında minnnacık kaldırımda, yoğun araç trafiğinin içinde olacaklar. Kuşkusuz bu durum da yaşamdan zevk alamama, motivasyon düşüklüğü, boşlukta olma ve duygusal yorgunluk haliyle tanımlanan bir durum, ruh eksikliğini beraberinde getirecektir.

***
Küçüklüğümüzü, oyun alanı konusunda ki konforumuzu düşündükçe şimdiki konutlarda oturan çocuklara acıyorum. Ne bileyim, yükselen her apartman bana çocukları hatırlatıyor ve 2 torun sahibi olarak beni büsbütün kahrediyor. Koşup oynayacağı en küçük alan dahi bulunmayan konutlar, çocuklar için bir hapishaneden farksız olacak. Örneğimi lütfen yadırgamayın, hele de bölgede belediyelerin oyun parkı yoksa, o zaman hapishaneler o çocuklar için tek kişilik Sinop Cezaevinin zifiri karanlık hücrelerinden farksız olacak. O yüzden de fotoğrafını da sunduğum bu konutlar, bana o şanssız çocukları hep hatırlatıyor, onlar adına çok üzülüyorum, bu benim son kararımdır.
Erzurum kadını, Bodrum’a damgasını vurdu
Su böreği yaptı altını kaptı!
Erzurumlu Ayşe Gürcan, evli kızı Zeynep Keleş Ezgi’yi ziyarete gittiği Bodrum’da tesadüfen katıldığı bir yarışmada yaptığı su böreği ile birinci oldu. Her yıl düzenlenen, bu yıl da 21’ncisi gerçekleşen Uçurtma Festivalinde ilk defa organizasyonda yemek yarışması da yapıldı ve bu yarışmaya da çok sayıda kişi katıldı. Çocukların uçurtma uçurduğu, gönüllerince eğlendiği festivalde yöresel yemekler tadıldı, derecelendirme yapıldı. Proğrama 10 yaşında ki torunu Emin Doruk ve Yiğitcan Ezgi’nin ısrarı ile tesadüfen Erzurum su böreği yaparak katılan Ayşe Gürcan, birinci olacağını aklının ucuna dahi getirmedi.

***
Yüzlerce katılımcının yemeğinin arasında jürinin tattığı su böreği beğenildi ve dolayısıyla ödül de Erzurumlu Ayşe Gürcan’a verildi. Altın ile ödüllendirilen Gürcan, şaşkınlığını dile getirirken ‘’Doğrusu torunum istedi diye o uçurtma şenliğine iştirak ederken ben de yemek yarışmasına katıldım. Evde bildiğim, her zaman da yapmaktan zevk aldığım su böreği yaptım, jüriye onu sundum. Artık çok hoşlarına gitmiş olmalı ki, birinci olarak beni sahneye davet ettiler.

Doğrusu hem çok şaşırdım hem de çok sevindim. Em azından Erzurum’un meşhur su böreğini orada tanıttırdığım ve tattırdığım için de bir Erzurumlu olarak gurur duydum, onur duydum’’ dedi.

--
Dünya tanır oldu, daha çıkmayanlar var!
İstanbul’da yaşayıp da denizi görmeyenlerin olduğunu duyduğumda inanmazdım, artık inanacağım. Hele de Erzurum’da olup da Palandöken dağına hiç çıkmamış birini duydum, gördüm, tanıdım ya, artık o konuda inancım daha sağlam olacak.
Erzurumlu hat sanatçısı Şakir Gökgöz, işte Erzurum’da yaşayıp da hayatında hiç Palandöken dağına çıkmamış biri. 50 yaşına merdiven dayamış olmasına rağmen bugün olmuş merak da edip Erzurum’un dünya markası Palandöken dağına çıkmamış. ‘’Hiç çıkmayı da düşünmedim, çıkma girişim de olmadı. Bilmiyorum işte, belki de merak etmedim, ilgimi çekmedi ondandır’’ diyen Gökgöz, sadece uzaktan baktığını ve bir gün de olsa çıkmayı aklının ucundan bile geçirmediğini de söylüyor ki, şaş kalıyor, şaşa kalıyor insan.
--
SEVDİĞİM BABA SÖZLER: Elinizde sadece çekiç varsa, her şey çiviye benzer! (Abraham Maslow)
DUVARIN DİLİ: Mesele, birine yaşarken omuz vermekti. Ölüyü taşımak zaten sünnet!