Resmi açıklamalara göre uyuşturucu kullanımında Erzurum, Türkiye ortalamasının altında. Bunu hem şehrin valisi hem de emniyet müdürü rakamlarla ortaya koyuyor. Elbette bu veriler önemli. Ancak veriler üzerinden “Bu şehirde uyuşturucu sorunu yok” demek mümkün değil.
Çünkü gerçek hayat sadece istatistiklerden ibaret değil. Türkiye’nin birçok şehrinde olduğu gibi Erzurum’da da uyuşturucu kullanımı ve her geçen gün yaygınlaşması, ciddi bir sorun. Devletin ilgili birimlerinin şehirde olup bitenden haberdar olduğuna şüphe yok. Ancak son aylarda özellikle Erzurum’un belirli bir bölgesinden gelen şikayetler de gözardı edilmemeli...
İddialara göre Terminal Caddesi’nde torbacılar cirit atıyor. Uyuşturucu alışverişlerinin yaşandığı, çevre sakinlerinin bu görüntülere sık sık şahit olduğu anlatılıyor. Hatta zaman zaman 112’ye yapılan ihbarlarla durumun yetkililere aktarıldığı da söyleniyor.
Şehrin en işlek noktalarından birinde dile getirilen bu tabloyu, biz de yetkililere duyurmuş olalım. Çünkü mesele yalnızca güvenlik değil, gençlerimizin geleceği söz konusudur.
***
Erzurum’un yetiştirdiği önemli sanatçılardan İbrahim Erkal, ölümünün 9. yılında özlemle anıldı. Ne yazık ki onun değeri de birçok isim gibi vefatından sonra daha iyi anlaşıldı. Oysa yaşadığı dönemde de hem Türkiye hem Erzurum için çok önemli bir değerdi.
İlk şöhret basamaklarını çıktığı yıllarda Shaow TV’de Televole programına haberler yapıyordum. Kendisiyle birçok kez röportaj gerçekleştirdim. Her konuşmamızda sözü mutlaka Erzurum’a getirir, memleketinden büyük bir gururla bahsederdi. “Modern Ozan” olarak anılan sanatçı, hemen her albümünde mutlaka bir Erzurum türküsüne yer verirdi.
Ama acı olan kasetlerinin en az sattığı şehirlerden biri yine Erzurum’du. Bu durum onun gönlünde yara açsa da memleketine olan sevgisini hiçbir zaman azaltmadı.
Palandöken Kış Festivali’ni ilk kez o düzenledi, birçok ünlü sanatçıyı Erzurum’a getirdi. Ancak beklediği desteği göremedi. Ne festival yeterince sahiplenildi ne de elinden tutan oldu. Sonrasında bir daha yapmadı, yapamadı.
Sorun yalnızca dönemin yöneticileri değildi. Şehrin genel duyarsızlığı da onu kırıyordu. Belki de bu yüzden “Erzurum Tuzak Şehir” şarkısını yazdı. O eser, adeta bir isyanın, bir kırgınlığın manifestosuydu.
Birçok değerimiz gibi İbrahim Erkal’a da yaşarken yeterince sahip çıkamadık. Genç yaşta aramızdan ayrıldı, geriye unutulmaz eserler, üç çocuk ve genç bir eş bıraktı. Şarkıları bugün hala dillerde. Hatta Erzurumspor tribünlerinin vazgeçilmez marşlarından biri haline geldi.
Önceki gün ölüm yıl dönümüydü. Ünlüsünden ünsüzüne, siyasetçisinden iş insanına kadar herkes sosyal medya hesabından paylaşımlar yaptı. Elbette yapılmalıydı, elbette hatırlanmalıydı.
Ama bir gerçek daha var… İbrahim Erkal’ın milyonlara emanet ettiği ailesi hala hayatta. Erzurum’da küçücük bir dükkan açan bile onun şarkılarıyla müşterilerini karşılıyor. Buna rağmen eserlerine telif ödemeyenlerin, iki satırlık sosyal medya mesajlarıyla vefa göstermeye çalışması çok da samimi durmuyor.
Yazının başında söylediğim gibi biz Erzurumlular çoğu zaman diriye değil, ölüye sahip çıkıyoruz. Oysa yalnızca İbrahim Erkal değil, yaşayan nice değerimize de gereken kıymeti vermiyoruz.
Bir kez daha İbrahim Erkal’ı rahmetle anıyorum.