Gençlik dönemi, duyguların hızla değiştiği, umutla kaygının zaman zaman yer değiştirdiği bir süreç...
Hayat bazen coşku verir, bazen durgunluk; bazen büyük hayaller kurdurur, bazen iç sıkıntılarını büyütür. Bu değişimler son derece normaldir fakat tehlike, geçici dalgalanmaların kalıcı bir karamsarlığa dönüşmesidir.Zira karamsarlık bir çıkış değil, zihnin kurduğu bir gölgedir, başarının önüne çekilmiş bir settir.
Günümüzde özellikle doğuda yaşayan genç kuşağın belki de en büyük hastalığı, karamsarlık!
Gelecek kaygısı, bölgesel etkenler vs...
Bir gencin kendi ve yaşadığı şehir hakkında yaptığı karamsar yorumlar, “nasıl olsa olmayacak” diyerek oluşturduğu kötü beklentiler, mantıksız genellemeler ve otomatik olumsuz düşünceler zamanla ruhunu esir alabilir. Fakat unutulmamalı ki; insan düşüncelerini fark ettiği anda onları dönüştürme gücüne de sahip olur.
Kabul ediyorum, bölgemizde yaşam standartları batıya oranla daha kısıtlı. Ancak bardağın dolu tarafına da bakmak lazım. Çünkü, dünya ne tamamen cennettir ne de bütünüyle cehennem. İnsanlar da melek değildir ama şeytan da değildir. Hayatta sadece siyah ve beyaz yoktur; gri tonları da vardır.
Bu yüzden insan aklına geldiği gibi değil, olması gerektiği gibi düşünmeli.
Ve en önemlisi şartları sonuna kadar zorlamalı, hiç bir zaman karamsarlığa kapılmamalı.