Cirit sporunun kurumsal bir çatı altında toplanmasından önce bu geleneğin sürdürülmesi,yaşatılması ata ve cirite ilgi duyan fedâkar gönüllüler sayesinde olmuştur. Yağcı Akif Ağa bu gönüllülerin başında gelir. Gür sesi meydanın bir ucundan diğer ucuna yankılanan Akif Ağa, ciritçileri köylüler ve şehirliler diye iki takıma ayırarak ciriti başlatır,hatası olanlara ceza verir, “ Bu gün köylüler veya şehirliler kazandı” diyerek müsabakayı bitirirmiş.
Bu gönüllüler içerisinde ön plana çıkan isimlerden biriside Gümrük İşhanı’nda iş yeri bulunan Ragıp Onurlu’dur.
1960-1970 yılları arasında Atlı Cirit Kulübü başkanlığı da yapan Ragıp Onurlu’nun ,ciritin Erzurum’ da yaşatılması ve sevdirilmesi konusunda büyük emekleri olmuştur. Çok disiplinli biri olan Ragıp Onurlu başkanlığının yanısıra müsabakalarda hakemlik yapmış.ciritin yaşatılması için maddi ve manevi katkılarda bulunmuş, ciritçileri sıkı şekilde çalıştırmış, iyi oynayanlara forma giydirmiştir.Kılık kıyafetine de özen gösteren Ragıp Onurlu, ciritin kuralsız oynandığı(kara cirit) dönemlerde kendi disiplini ile cirit sporunun onurunu yükseltmiştir. Herhangi bir kuralın olmadığı o dönemlerde Rauf Beyi’n ortaya koymuş olduğu kurallar geçerliymiş; Cirit takımlarını (Karasu’nun öbür tarafı), (bu tarafı) diye iki guruba ayıran Ragıp Bey, sporcunun ahlâklı, terbiyeli olmasınada bir hayli önem verirmiş. Bu nedenle o dönemde tek kulüp olan Atlı Spor Kulübü’ne girmek bir hayli zormuş. Ata biniş, cirit atış ve kabiliyetin yanısıra terbiyeli olanlar ancak takıma kabul edilirmiş.
Ragıp Bey, öyle titizmiş ki kulübe alacağı ciritçiler için savcılıktan sabıka kaydı dahi ister yetenekli olanları takip eder, onlara özel ilgi gösterirmiş.
Onun koyduğu kurallar öylesine etkili olmuştur ki “ o günkü kuralsız dönemin bu günkü kurallı düzenden daha iyi olduğunu söyleyenler” dahi çıkmıştır.
Üzengiye takılan ayağının kırılması sonrası ciriti bırakan dönemin genç ciritçilerinden Müdürgeli Mücahit Harmandar ” Ragıp Bey hayatta olsaydı ayağım üç kez kırılsaydı da yine cirit oynardım” diyerek Ragıp Bey’in cirit ve kendi üzerindeki etkisini ifade etmektedir.
Pazar günleri Kavakkapı’ya gidecek olan ciritçiler ilk önce Ragıp Bey’in Gümrük Hanı’ndaki işyerinin önünde toplanırlarmış. Bu esnada davulcu Ağa Dede’nin çalmasıyla Kavutlar’ın Mevlüt ile İdris Kenger, ciritleri alıp Köroğlu barını oynar, ortama renk katarlarmış.Öndeki faytona Ragıp Bey, arkasındaki körüğü açık faytona çalgıcılar biner, at üzerindeki ciritçiler de onları takip ederek cirit meydanına giderlermiş.
Ciritten önce , güreş tutulup , bar oynanması da asla ihmal edilmezmiş.Godo Şeref ile Hedelemekli Mevlüt güreş tutar; kahveci Eyüp,Kürtoğlu Şerif, Marangoz Nuri,Lağımcı Eşref,Felekler’in Efendi,Kavutların Mevlüt bar tutarlarmış.Tam bir karnaval havasının yaşandığı cirit meydanında simit, sımışka, gazoz vb. şeyler satanlarda eksik olmazmış. Cirit meydanının değişmeyen renkli simalarından birisi de resmî elbisesiyle sahada boy gösteren Polis Hüsnü’dür (Yıldırım).
Cirit meydanında seyirciler yerini aldıktan sonra güreş ve bar tutulur bu arada cirit oynayacak olanlar atlarıyla birlikte sıraya dizilir; başkan Ragıp Bey’in sporculara dönerek “Birbirinizi sakın incitmeyin, Dadaşça bir oyun olsun” demesi ve düdüğünü çalmasıyla cirit başlarmış.
Meydanda kıran kırana geçen müsabakalardan hafızalara kazılmış olanlar az değildir.
Yeni nesil ciritçilerinden Gıyam ile Muammer (Çiğdem) arasında Kombina’da oynanan maç bunlardan biridir. Gıyam’ın atı iyi değilmiş ama ciriti iyi atarmış. Muammer ise ata iyi bindiği gibi ciriti de iyi atarmış. Karşılıklı vuruşmalardan sonra Gıyam, Muammere 5 mt kala kurşun gibi bir cirit atmış, Muammer atın karnına saklanmış (Eyer boşaltmış)eyerin üstünde ayağı kalmış. süratle gelen cirit Muammer’in ayağına değmiş ve müsabaka bu unutulmaz sahneyle birlikte sona ermiş.
Ciritte en önemli unsur şüphesiz at ve onun üzerindeki ciritçidir.En iyi cirit atı yerli Erzurum atlarından olurmuş. Yerli atlar içerisinde ise Ortuzu’nun atlarıyla, Hınıs’ın kolu kısa atları en elverişli olanıymış.Atın ok gibi fırlaması ,kısa olması ,sert kalkması ,tavşan gibi iki ayakla dönüş yapması istenilen özelliklerdir.
Cirit atlarının , Küçük Kır,Kömeoğlu,Dadaş,Şahin,Şahlan,
Lideroğlu,Koroğlu gibi isimleri vardır.Hulusi Seven’in Ankara’daki koşularda derece almış Derviş,Serdar,Efe,Yıldız,Emrah ve Hayyam isimli atları meşhurdur.
Eskiden kulüp imkânları kısıtlı olduğundan herkes kendi imkânları ile spor yapar velhasıl durumu iyi olanlar ata binermiş.
Oyuncularda aranan özelliklerden biri takım arkadaşları arasındaki dayanışma diğeri de sporcuların centilmence yarışmalarıdır.
Savaş provası gibi görünse de ciritte Türk’ün asaletini gösteren çok anlamlı davranışlar vardır.
Sporcunun, rakipten gelen atlıyı kollayıp arkadaşına cirit attırmaması ,fırsat düşkünü olmaması, ciriti vurur gibi yapıp “Seni, doğuran anana bağışladım.” demesi ,bağışlanan sporcunun at üstünde diğer sporcuyu tebrik etmesi ,yüze ve ata cirit atılmaması ,huzur bozanların rencide edilmesi ciritin ruhunu yansıtır.
Seni doğuran anana bağışladım !
Ciritçilerin belli bir giysileri yoktur. Mevsime göre kışın uzun kollu kazak, yazın ise gömlek tercih edilir.Bazı takımlar Dadaş kıyafeti (zığva,yelek,gömlek) giyerek cirit oynarlar, yalnız bellerine kuşak sarmazlar
Erzurum’da cirit sporunun dünden bu güne ulaştırmasında Ragıp Onurlu,Nihat Özbey,Sebahattin Solakoğlu,Muttalip Yargılı ,Mığdat Bayramoğlu,Haver Dede(oğlu) gibi bu işe gönül vermiş cirit sevdalılarının payı çoktur. Ayrıca bir dönem Federasyon başkanlığı yapan ve “Geleneksel Sporlarımızdan Ata Sporu Atlı Cirit” kitabın yazar Nihat Gezder’in de cirit sporuna büyük katkısı olmuştur.Ata sporu cirite katkıları olanlardan biri de Haydarili Fazıl Bey’in torunu Zeki Timur’dur.
DEVAM EDECEK…
ERDAL