Atlı cirit, güreş, binicilik gibi Atayurt’tan Anadolu’ya taşınan geleneksel sporların en fazla ilgi gördüğü illerin en başında Erzurum gelmektedir.Cirit,Arapça “cılınd” kelimesinden Türkçeye geçmiştir. Erzurum da cirit’e halk arasında “cılıt” denilmektedir.
Ata sporumuz cirit Erzurum’dan başka Kars,Bayburt,Uşak ve Konya’da da halen yaşatılmaktadır.
Türk’ün savaş yeteneğinin sergilendiği bir spor olan cirit , Sultan Alpaslan’ın Anadolu kapılarını Türkler’e açtığı günden beri Erzurum’da oynanmaktadır.
Spor eğitmeni Mustafa Subaşı, 1938 yılında hazırladığı Mesai Raporu’nda ananevî sporların Erzurum’da fazlaca rağbet gördüğünü, bilhassa atlı cirit ve karakucak güreşlerinin şehir halkını kadınlı erkekli alâkalandırdığını, bu oyunların iki ay kadar devam ettiğini ve Kavakkapı’da Pazar günleri oynandığını, ilkbaharda havaların ısınmasıyla ve meydanların kurulmasıyla faaliyetlerin başladığını, sahaya yüzden fazla atın geldiğini, at sahiplerinin hem hayvanlarını hem de binicilikleriyle birlikte atıcılıklarını göstermek üzere iki grup halinde cirit oynadıklarını ifade etmektedir.
Dadaşlar’ın büyük ilgi gösterdiği cirit, azmi, cesareti, kahramanlığı, mertliği ve savaşçılığı yansıtan bir spordur.
Erzurumlu halk ozanı Fuat Çerkezoğlu ciritle ilgili duygularını şöyle ifade etmiştir: “Göz atın çağların ta ötesine / Türk olduğu yerde cirit olmaz mı? / Kulak verin tarihlerin sesine / Türk olduğu yerde cirit olmaz mı? – Ozan, güreş, cirit, ecdat kültürü / Koyduğu yerden al, ileri yürü / Bugünün varlığı dünden ötürü / Türk olduğu yerde cirit olmaz mı? – Süvariler atlarına binerdi / Kırat şahlanınca dorat sinerdi / Ala paça orta yerde dönerdi / Türk olduğu yerde cirit olmaz mı?”
1646 yılı Ağustos ayında Erzurum’a gelen Evliya Çelebi, Seyahatnamesi’nde Erzurum’da asker ve delikanlıların meydanda cirit oynadıklarını, kendisinin de atı ile cirit yerine gittiğini, atını kaçırttığını yakalamak için Eğerli Dağ’a (Palandöken) varıp orada bir yatıra rastladığını ,ciritin İç Kale ile ve hisarların içindeki bayırlarda oynandığını…”yazmıştır.
16 yy.’da Haydari,Özbek ve Kevgiri köylerini yurt tutan Seyit Ahmet Paşa’nın da bu yörelerde cirit oynattığı bilinmektedir.
Osmanlı döneminde bir hayli ilgi gören atlı sporlara “Cundilik” denilmektedir.İki takım halinde oynanan müsabakalarda takımlar Bamyacılar ve Lahanacılar olarak adlandırılmaktadır. Osmanlı belgelerinde Lahanacılar arasında Erzurumlu Mehmet Ağa ile Erzurumlu İsmail Ağa’nın isimleri geçmektedir. Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı fethinden önce cirit geleneğinin Kıpçak Türkleri arasında sürdürüldüğü bilinmektedir. 1522 yılında Mısır’a vali olarak atanan Çerkez Bayri Bey de cirit oynanmasını devam ettirmiştir.
Bu tarihten sonra Osmanlı’da “Mısır ciriti” ve “Harhari ciriti” denilen iki çeşit cirit oynanmıştır.
Ata sporu cirit 1826 yılında II. Mahmut tarafından yasaklanmıştır.
Yıllar sonra 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılış kutlamalarının yapıldığı şenliklerde, Erzurum gençleriyle birlikte yaşlıları da cirit oynamışlardır.
Cumhuriyet döneminde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün geleneksel sporlara sahip çıkmasından sonra cirit gerekli ilgiye kavuşmuştur.
Mustafa Kemal,3 Temmuz 1924’te Erzurum’a geldiğinde, Üç Kümbetler’de Dadaşlar cirit oynamış, Gazi’nin takdirini kazanmışlardır. Bu vesile ile ciriti izleyen ve çok beğenen Gazi, bu ata sporumuzun yaşatılmasını istemiştir.
1930’lu yıllara kadar kuralsız ve düzensiz bir şekilde oynanan cirit, 1936 yılında Sipahi Ocağı tarafından bir disiplin içerisine alınmış hakem yönetiminde oynanır hale getirilmiştir.Sipahi Ocağı başkanı Memiş Yazıcı, ciritçileri İş Ocağı’nın bandosu ile meydana çıkarırmış. Ayrıca 1935 yılında Erzurum Halkevi tarafından bir cirit organizasyonu düzenlenmiştir. Daha sonraları 1949 yılında yeni kurulan 12 Mart Gençlik Kulübü tarafından Kavakkapı’da cirit oynanmaya başlanmıştır.
Erzurum’da ciritin resmen örgütlenmesi 1952 yılında olmuştur.Dönemin valisi Cemal Göktan ve Veteriner Müdürü Kemal Damar’ın katkılarıyla Atlı Spor Kulübü kurulmuştur.
Atlı Spor Kulübü’ne en büyük katkıyı sağlayanlardan birisi de Erzurum’un unutulmaz valilerinden Necmettin Karaduman’dır.Atlı Spor Kulübü’nün Aziziye ve Dadaş isimli iki takımı vardır.
Erzurumlu’nun cirite olan ilgisi 15 Ağustos 1958 tarihli Milliyet gazetesi tarafından haber dahi yapılmıştır.
Erzurum’da cirit 17.,18. asırlarda Gümüşlü Kümbet yanındaki meydanlıkta , Bakırcı Cami’nin arkasındaki Hacı İzzet Paşa Hanı’nda, daha sonraları da Karskapı, Topdağı eteği, Kavakkapı ve Köşk mevkilerinde oynanmıştır. Özellikle Pazar günleri Kavakkapı’da oynanan cirite Erzurum halkının ilgisi çok fazla olmuştur.Öyle ki, Cirit’e gidecek olanlar, bayram yerine gider gibi evlerinde hazırlıklar yaparlarmış.Semaverlerin silinmesi, minder ve halıların çırpılması, yumurta ve patateslerin haşlanması, tere ve taze soğanın temizlenmesi, helva kavrulması, civil peynirin didilmesi, ile hazırlıklar tamamlanır ve meydanın yolu tutulurmuş. Meydanın girişinde de gelenler davul zurna ile karşılanırmış.Bostanların içinden cirit meydanına giden yolun üzerinde bulunan davul ve zurnacılar çalgılarını çalarak cirit meraklılarını karşılar onların verdikleri bahşişlerle yevmiyelerini çıkartırlarmış.
Atlı Spor Kulübü’nün kurulduğu tarihlerde davulcu Salık (Çelik) ile zurnacı Şeref’in (Yorumlu) isimleri günümüze kadar ulaşmıştır.
Yine Hoppudi lakaplı Davulcu Topal Neşet Emi ,küçük cüssesine rağmen taşıdığı büyük davul ve sevimli hareketleriyle hatırlanan isimlerdendir.Neşet Emi’ye zurnacı Bayram Emi de eşlik edermiş. DEVAM EDECEK…
Erdal Güzel