Abese Suresi 25–32. Ayetler: Yağmur, toprak ve hayatın düzeni
“Yağmurlar yağdırdık. Sonra toprağı göz göz yardık da oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları… bitirdik.”
Bu ayetlerde insanın beslenmesini sağlayan tabiattaki düzen anlatılır. Yağmurun toprağa ulaşması, tohumun filizlenmesi, ağaçların meyve vermesi ve hayvanların beslenmesi Allah'ın insanlara sunduğu nimetler olarak hatırlatılır.
İnsan bu nimetlerin sahibi değil, onlardan yararlanan ve kullanırken sorumluluk taşıyan bir varlıktır.
Güncel örnek: Kuraklık, ormansızlaşma, toprakların kirletilmesi ve su kaynaklarının bilinçsiz tüketilmesi, insanlığın geleceğini tehdit etmektedir. Tarım topraklarının betonlaşması ve gıdanın israf edilmesi, verilen nimetlerin değerini yeterince bilmediğimizi göstermektedir.
Kur’an'ın tabiata bakışında yalnızca faydalanma değil, şükretme, ölçülü olma ve yeryüzünde bozgunculuk yapmama ilkeleri de vardır.
Abese Suresi 33. Ayet: Kıyametin sarsıcı sesi
“Kulakları sağır eden o ses geldiğinde…”
Burada kullanılan sâhha kelimesi, kıyametin insanı dehşete düşüren büyük sesini ifade eder. Dünya hayatında kalıcı gibi görünen bütün düzenlerin sona ereceği o büyük olay hatırlatılmaktadır.
Güncel örnek: Büyük depremler, savaşlar ve felaketler, insanın kurduğu düzenlerin ne kadar kırılgan olabildiğini gösterir. Ancak bu olayları doğrudan kıyamet olarak yorumlamak doğru değildir. Bunlar, insanın sınırlılığını anlamasına yardımcı olan örneklerdir.
Abese Suresi 34–37. Ayetler: Herkes kendi hesabıyla baş başa
“İşte o gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar. O gün herkesin kendine yetip artacak bir derdi vardır.”
Bu ayetler, mahşer gününün dehşetini anlatır. İnsan, dünya hayatında en çok sevdiği yakınlarıyla bile ilgilenemeyecek derecede kendi hesabının kaygısına düşecektir.
Burada aile sevgisinin değersiz olduğu söylenmemektedir. Aksine insanın en güçlü bağlarının bile hesap gününün ağırlığını ortadan kaldıramayacağı ifade edilmektedir.
Güncel örnek: Dünyada güçlü ailelere mensup olmak, nüfuz sahibi çevrelere yakınlık veya yüksek makamlar kimi zaman insanları hesap vermekten kurtarabiliyor. Kur’an ise ilahî adalet karşısında böyle ayrıcalıkların geçerli olmayacağını bildirir.
Kimsenin yakınlığı, başkasının işlediği zulmü haklı çıkarmaz.
Abese Suresi 38–39. Ayetler: Aydınlık yüzler
“O gün birtakım yüzler parlak, güleç ve sevinçlidir.”
Bu ayetler, hesap gününde kurtuluşa ve Allah'ın rahmetine kavuşan insanların sevincini tasvir eder. Yüzlerdeki aydınlık, iç huzurun ve güzel sonucun bir ifadesidir.
Güncel örnek: Hayatını dürüstlükle sürdüren, başkasının hakkını gözeten, yoksula yardım eden, yetimi koruyan ve kötülüklerden sakınmaya çalışan insan, Kur’an'ın övdüğü ahlaki değerlere yaklaşır.
Elbette kimin ahirette kurtuluşa ereceğine dair kesin hüküm vermek insanın yetkisinde değildir. Nihai hüküm Allah'a aittir.