Kooperatifçiliğin yalnızca geçmişte yaşanan olumsuz örneklerle anılması doğru değildir. Uygulamada karşılaşılan bazı modellerde, doğru planlama, güçlü bir organizasyon ve güven zemini sağlandığında kooperatiflerin etkili bir kalkınma aracına dönüştüğü görülmektedir.
Konuyu örneklendirmek için bir ilimizde uygulanan modelden bahsetmek istiyorum.
Uzun yıllar ihtiyaç duyulan peyzaj ürünlerini şehir dışından temin eden bir kurum, lojistik maliyetlerini azaltmak ve yerel üreticiyi desteklemek amacıyla ürünlerin yerelde üretilmesine karar veriyor. Yapılan planlama sonucunda üreticileri kooperatif çatısı altında örgütlendirerek ihtiyaç duyulan ürünlerin üretiminin il sınırları içinde gerçekleştirilmesi planlanıyor.
Ancak yeni bir ürüne geçmek üretici açısından kolay olmuyor. Yatırım, teknik bilgi ve pazar riski olduğundan üreticiler, yıllardır sürdürdüğü üretim alışkanlığını bırakmak istemiyor. Doğal olarak yeni ürün üretme konusunda tereddüt ediyor.
Kurum üreticileri bilgilendirilip, doğru bir organizasyon kuruyor. Ardından belirli şartlar çerçevesinde üretilen ürünleri satın alma güvencesi veriyor. Bunun üzerine kooperatif aracılığıyla üretim yapılıp, taahhüt edilen alımlar gerçekleştiriliyor. Üreticiler katma değeri yüksek ürünler ürettiği için gelirlerinde ciddi artış sağlanıyor. Kurum ise ihtiyacını daha düşük maliyetle karşılamış oluyor. Model başarılı oldukça katılım daha da artıyor ve kooperatif yapısı güçleniyor.
Bu uygulama iki gerçeği ortaya koymaktadır.
Birincisi; üreticinin katma değeri yüksek alanlara yönelmesinin genellikle kendiliğinden gerçekleşmediğidir. Bu değişim çoğu zaman yönlendirme ve güvence mekanizmalarıyla mümkün olmaktadır.
İkincisi; pazarlama ve alım güvencesinin üretici kararında belirleyici olduğudur. Üretici, ürettiği ürünü hangi şartlarda ve kime satacağını bildiğinde risk almaktan kaçınmamaktadır.
Benzer bir örnek kadın kooperatiflerinde görülmektedir.
Sanayi bölgesinde kurulan bir kadın kooperatifi, esnaf lokantası işletmektedir. Yemekler evlerde değil, lokantanın mutfağında hazırlanmaktadır. Hangi gün hangi yemeğin yapılacağı ve o gün mutfağa kimin gireceği önceden planlanmaktadır.
Kazanç emeğe dayalıdır. Kooperatif ortağı olmak tek başına gelir sağlamamakta; üretime fiilen katılan ortak kazanç elde etmektedir. Üretime katkı sunan kazanmakta, sunmayan gelir elde etmemektedir.
Bu örnekler açıkça göstermektedir ki sorun modelde değil, doğru organizasyonun kurulamamasındadır. Olumlu örneklerin sayısı son yıllarda hızla artmaktadır. Bu verilen örnekler dönüşüm için neler gerekebilir sorusunu cevaplarken ufkumuzun açılması için verilmiştir. Tek başlarına sistem bu şekilde yürür anlamı çıkmamalıdır.
Peki Kooperatifçilik uygulamalarında karşılaşılan temel problemler ve çözüm önerileri nelerdir? Sonraki bölümlerde bu sorulara cevap arayacağız.