Sonbaharla birlikte havalar soğumaya, kışın ayak sesleri daha güçlü duyulmaya başladı. Erzurum’da ve bölgemizde kış hazırlıkları hız kazanırken, bu hazırlıkların beraberinde getirdiği ek maliyetler de kendini hissettiriyor. Isınma giderlerinden kışlık giyeceklere, erzak alışverişinden evlerin kışa hazırlanmasına kadar her kalem, aile bütçesine yeni bir yük getiriyor.
Maddi durumu iyi olanlar için kış beyaz örtünün güzelliği, kayak keyfi ve kar manzaraları demek olabilir. Ancak dar gelirli için kış, geçim mücadelesinin daha da ağırlaştığı bir dönemdir.
Bir tarafta doğalgaz faturasını otomotik ödeme talimatı veren, kapalı otoparkında aracını soğuktan koruyan, şöminesinin dekorasyonunu yenilemeyi düşünenler var. Diğer tarafta ise doğalgaz faturasını nasıl ödeyeceğini, kömürünü nasıl alacağını, çocuğunun ayağındaki eski botların yerine yenisini nasıl koyacağını hesaplayan aileler…
Aynı şehirde, aynı karın altında ama birbirinden çok farklı hayatlar...
Kar, kimileri için beyaz bir gelinlik, kimileri içinse sabırla göğüslenmesi gereken uzun bir imtihan…
Birileri kar yağdığında kayak merkezlerine gitmenin, kar manzarası eşliğinde kahvesini yudumlamanın hayalini kurarken bir başkası, evinin yeterince ısınıp ısınmayacağını düşünüyor. Bir çocuk karın altında neşeyle koşarken, başka bir çocuk soğuktan korunabilmek için sağlam bir montun hayalini kuruyor.
İşte tam da bu nedenle kış yaklaşırken yalnızca evlerimizi, araçlarımızı ve bütçemizi değil, vicdanımızı da kışa hazırlamalıyız.
Maddi imkanları yerinde olanların bu dönemde çevrelerine daha duyarlı yaklaşması büyük önem taşıyor. Kış bahçesindeki sobasını, şöminesini ya da evinin konforunu düşünenler, aynı zamanda ihtiyaç sahibi ailelerin durumunu da göz önünde bulundurmalı. Bir ailenin yakacak ihtiyacını karşılamak, bir çocuğa bot ve mont almak, bir yaşlının soğuk günlerde kapısını çalmak bazen en büyük iyiliklerden biridir.
Üstelik yardımlaşmak için mutlaka büyük imkanlara sahip olmak da gerekmiyor. Bir kap yemek, bir poşet erzak, bir çift eldiven ya da içtenlikle uzatılan bir yardım eli… Bazen küçücük bir destek, bir ailenin kışını değiştirebilir.
Unutmayalım ki kışın soğuğunu yalnızca termometreler ölçmez. Bazen bir evin içindeki sessizlik, bazen çocuğunun ihtiyaçlarını karşılayamayan bir annenin çaresizliği, bazen de kimseye derdini anlatamayan yaşlı bir insanın yalnızlığı anlatır soğuğu…
Erzurum’un ayazı serttir, kışı uzundur. Ancak bu şehrin insanının yüreği de bir o kadar sıcak olmalıdır. Komşusu açken tok yatmamayı öğütleyen kültürümüzü, paylaşma ve dayanışma geleneğimizi bugünlerde daha fazla yaşatmalıyız.
Kış kapıya dayandı. Sobamız yanarken, evimiz sıcakken, soframız doluyken çevremizdeki ihtiyaç sahiplerini unutmayalım. Çünkü soğuk havaları değiştiremeyebiliriz ama bir insanın hayatına sıcaklık katabiliriz.