İklim değişikliği artık bilim insanlarının tartıştığı bir teori değil, hayatın tam ortasında yaşanan bir gerçek.
İstanbul Teknik Üniversitesi'nin (İTÜ) 1950-2025 dönemini kapsayan araştırması bunu rakamlarla ortaya koyuyor. Türkiye, son 75 yılın en şiddetli sıcak hava dalgalarını 2023 ve 2025 yazlarında yaşamış. 2023 yılında sıcak hava dalgalarının etkisi geçmiş dönemlere göre yedi katın üzerine çıkarken, 2025 yazında bu oran yaklaşık on bir katına ulaşmış.
Yani mesele artık "hava biraz daha sıcak" demekten çok daha öte bir noktaya geldi.
Ülkenin batısında insanlar gündüz dışarı çıkamaz hale geliyor. Ormanlar yanıyor, su kaynakları azalıyor, tarım zarar görüyor. Şehirlerde beton yığınları adeta fırına dönüşüyor. Klima artık bir konfor değil, zorunluluk haline geliyor.
Peki bizde durum ne?
Ülke genelinde yaşanan sıcak iklim, doğuda yerini klima iklimine bırakmış durumda. Bir çoğumuz, “hala ısınamadık gitti” diye şikayet ederken bunu bir nimet olarak görüp değerlendirmek lazım. Sahip olduğumuz en büyük zenginliğin farkında değiliz.
Yaz ortasında akşam serinliğini yaşayabilmek, pencereyi açıp rahatça uyuyabilmek, gündüz bunalmadan çalışabilmek bugün dünyanın önemli bir bölümünün özlem duyduğu bir yaşam tarzı...
Yıllardır Palandöken'i kış turizmiyle ön plana çıkarmaya gayret ediyoruz. Artık tek mevsime bağlı kalmamak gerek. Değişen dünyada insanların tatil alışkanlıkları da değişiyor.
Bugün Avrupa'da ve Türkiye'nin sıcak bölgelerinde yaşayan milyonlarca insan yazın birkaç haftalığına nefes alabileceği serin şehirler arıyor. Spor kulüpleri yüksek rakımlı kamplar için uygun merkezleri tercih ediyor. Yaşlı nüfus sıcak havadan kaçıyor.
Erzurum ise bütün bu taleplere cevap verebilecek özelliklere sahip olmasına rağmen bunu ekonomik değere dönüştüremiyor.
Neden yaz boyunca "serin Erzurum günleri" düzenlenmesin?
Neden yüksek rakım kampları daha kapsamlı hale getirilmesin?
Neden sağlık turizmi, doğa yürüyüşleri, bisiklet rotaları ve yayla turizmi daha güçlü şekilde planlanmasın?
Neden büyük şehirlerde bunalan insanlar için Erzurum bir yaz kaçış merkezi olmasın?
Bunlar hayal değil. İklim değişikliği devam ettikçe serin şehirlerin değeri her yıl biraz daha artacak. Bugün birçok kişi Erzurum'un yazını yeterince sıcak bulmadığı için şikayet ediyor olabilir. Ancak birkaç yıl sonra aynı insanlar bu serinliği bulabilmek için kilometrelerce yol kat edecek.
Mesele yalnızca havanın serin olması değil, bu avantajı görebilmek ve doğru değerlendirebilmektir. Şehirler artık sadece yollarıyla, binalarıyla ya da fabrikalarıyla yarışmayacak. Yaşanabilir iklimleriyle de rekabet edecekler.
Erzurum'un elinde kimsenin üretemeyeceği bir değer var.
Bu değer ne bir fabrika ne de bir maden...