Hz. Ömer (r.a.) anlatıyor:
Hayber günü, sahabelerden bazıları öldürülen kişiler için “Falanca şehit oldu, filanca şehit oldu” diyordu. Bir adamın yanından geçerken onun için de “Falanca şehit oldu” dediler.
Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Hayır! Onun, ganimetten gizlice aldığı bir hırka veya aba sebebiyle ateşte olduğunu gördüm.”
Ardından Hz. Ömer’e insanlara şu ilanı yapmasını söyledi: “Bilin ki müminlerin dışında hiç kimse cennete giremez.”(Müslim, İman, 182; İbn Kesîr, Âl-i İmrân, 3/161 tefsiri.)
***
Bugün bu hadisi yeniden hatırlamaya fazlasıyla ihtiyacımız var. Çünkü mesele sadece bir hırka, bir aba veya küçük görülen bir menfaat değildir. Mesele emanettir.
Türkiye’nin gündemindeki fon soruşturması da bize bu kavramı yeniden düşündürüyor. Sermaye piyasası işlemleri, fonlar, para hareketleri ve bazı kişi ve kurumlara ilişkin ciddi iddialar soruşturuluyor. Bazı şüpheliler hakkında adli süreç yürütülüyor.
Elbette soruşturma aşamasında bulunan kişiler hakkında hüküm vermek, onları suçlu ilan etmek doğru değildir. Hukukun işi delilleri değerlendirmek, mahkemenin işi ise hüküm kurmaktır.
Fakat soruşturmanın bize hatırlattığı ahlaki bir gerçek var. Makam emanettir. Yetki emanettir. Kamu görevi emanettir. İnsanların alın teriyle biriktirdiği para da emanettir. Ve emanet, sahibinin kim olduğuna göre değişmez.
***
Bir makam sahibiyseniz, o makam size ait değildir...
Bir kamu görevindeyseniz, o görev sizin şahsi menfaat alanınız değildir...
Bir başkasının parasını yönetiyorsanız, o para sizin paranız değildir...
İslam'ın ölçüsü burada son derece nettir;
“Ne kadar kazandın?” değil, “Nasıl kazandın?”
Kimin hakkı vardı?
Kimin hakkına girdin?
Kime zarar verdin?
Sana verilen yetkiyi nasıl kullandın?
***
Bazen insanlar makamın gücüne, paranın büyüklüğüne, çevrenin genişliğine aldanabiliyor. Oysa insan ne kadar yükselirse yükselsin, hesabın üzerinde değildir.
Bugün devletin herhangi bir kademesinde görev yapan herkes, ekonomik gücü elinde bulunduran herkes, başkasının malına veya parasına yön verme yetkisi taşıyan herkes şu cümleyi zihninden hiç çıkarmamalıdır:
Yetki, şahsi menfaat kapısı değil, hesabı verilecek bir emanettir. Çünkü kamu malı da emanettir. Milletin parası da emanettir. Yatırımcının alın teri de emanettir. Ve emanete hıyanetin hesabı yalnızca mahkeme salonlarında görülmez.
***
Dünyada hukuk karşısında hesap verilir. Ama insanın bir de Allah'a vereceği hesap vardır. Makamlar gelir geçer. Görevler biter. Servetler el değiştirir. Bugün güçlü olan, yarın unutulabilir. Fakat kul hakkı unutulmaz.
Asırlar önce Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Hayber günü yaptığı uyarının asıl ağırlığı da buradadır. Küçük gördüğümüz bir haksızlık, Allah katında küçük olmayabilir.
Ve unutmayalım, makamlar değişir, servetler el değiştirir, insanlar unutulur...
Ama emanetin hesabı unutulmaz.