Hayatta herkesin anlama kabiliyeti, olayları değerlendirme biçimi ve harekete geçme zamanı farklıdır. Kimi bir sözü bir kez duyar, gerçeği hemen kavrar. Kimi defalarca anlatılmasına rağmen anlamamakta direnir. Kimi de her şeyi anladığı hâlde adım atmak için bir türlü harekete geçmez.
İşte atalarımız, bütün bu durumları birkaç kelimeyle anlatmış: “Ağır kazan geç kaynar.”Ancak bu atasözünün anlamı yalnızca geç anlamak, geç öğrenmek ya da bir işi ağırdan almak değildir. Bazen ağırdan almak olgunluğun, susmak sabrın, acele etmemek ise aklın göstergesidir.
Günümüzde hızlı karar veren, çabuk konuşan, anında tepki gösteren insanlar daha becerikli ve daha güçlüymüş gibi algılanabiliyor. Oysa her hızlı hareketin doğru, her yüksek sesle söylenen sözün haklılığı temsil ettiği söylenemez. İnsan bazen bir adım atmadan önce düşünmeli, bir söz söylemeden önce tartmalı, bir karar vermeden önce sonuçlarını hesaplamalıdır.
Çünkü aceleyle verilen kararların bedeli ağır olabilir. Öfkeyle söylenen bir söz yılların dostluğunu bitirebilir. İyice araştırılmadan atılan bir imza büyük kayıplara yol açabilir. Bir anlık heyecanla alınan karar, uzun yılların emeğini boşa çıkarabilir. Bu yüzden ağırbaşlı insanlar her olay karşısında hemen öfkelenmez, her duyduklarına inanmaz, her gördüklerine göre hüküm vermezler.
Elbette işini sürekli erteleyen, sorumluluklarını yerine getirmeyen, zamanında yapması gerekenleri savsaklayan insanları da ağırbaşlılıkla açıklayamayız. Tembellik başka, olgunluk başkadır. İşini geciktirmekle düşünerek hareket etmek arasında büyük bir fark vardır. Birinde sorumluluktan kaçış, diğerinde ise sağduyu vardır.
Bugün toplum olarak en çok ihtiyaç duyduğumuz özelliklerden biri de bu ayrımı yapabilmektir. Bir mesele ortaya çıktığında hemen taraf oluyor, ayrıntıları öğrenmeden hüküm veriyor, dinlemeden konuşuyor, anlamadan eleştiriyoruz.
Sosyal medyada birkaç satır yazı okuyor, olayın tamamını biliyormuş gibi yorum yapıyoruz. Sonra da yanlış anlaşılmaların, haksız suçlamaların ve gereksiz tartışmaların içinde kayboluyoruz.
Hayat bize her zaman hızlı olmayı değil, doğru zamanda doğru işi yapmayı öğretir. Bazen sabırla beklemek gerekir, bazen de hiç vakit kaybetmeden harekete geçmek. Önemli olan, bu ikisi arasındaki dengeyi kurabilmektir.
Ağırbaşlılık, olaylar karşısında tepkisiz kalmak değildir. Olgunluk, gerektiğinde kararlı olmak, sabır haksızlığa boyun eğmek değil, doğru mücadeleyi doğru yöntemle sürdürmektir. Yeter ki geç kaynayan kazan, ihmalkarlığın değil olgunluğun eseri olsun. Yeter ki sabrımız korkaklığa, sakinliğimiz duyarsızlığa, ağırbaşlılığımız da tembelliğe dönüşmesin.