Kuran ve sünnet yolunda yürüyenleri tenzih ediyorum.
Allah yolunda hizmet eden, insanların gönlüne dokunan, ihtiyaç sahiplerinin elinden tutan, dini samimiyetle yaşamaya ve yaşatmaya çalışan tarikat ve cemaatler hakkında söz söylemek haddimiz de değil zaten.
Benim itirazım, özellikle son yıllarda dini kavramları, manevi duyguları ve insanların iyi niyetini kullanarak akçeli işlerle iç içe geçen yapılara...
İslam, Müslümanların birbirlerine kenetlenmesini, dayanışma içerisinde yaşamasını ve zor durumda olan kardeşinin yanında bulunmasını öğütler. Peygamber Efendimiz (sav) de müminleri, birbirine kenetlenmiş bir binanın tuğlalarına benzetir.
Günümüzde öyle mi?
Şimdilerde o tuğlalara birbirine bağlamak için kullanılan harcın yerini altınlar, dövizler almış! Samimiyetin, kardeşliğin ve Allah rızasının yerine para, makam, nüfuz ve çıkar ilişkileri konulmaya başlanmış!
***
“En iyi cemaat cami cemaatidir” derler.
Katılıyorum.
Çünkü camide saf tutulurken kimsenin makamı, serveti, arabası, şirketi, siyasi gücü sorulmaz. Zengin de fakir de aynı safta durur. Yönetici de işçi de aynı kıbleye döner. Ön sırada duranla arka sırada duran arasında Allah katında bir ayrıcalık oluşturulmaz. Orada insanı bir araya getiren tek amaç vardır, Allah'ın rızası.
Camiye yapılan yardımın nereye gittiği de bellidir. Çatısı akıyorsa tamir edilir.Elektrik faturası ödenir. Kur'an kursunda okuyan öğrencinin ihtiyacı karşılanır.İhtiyaç sahibi bir ailenin kapısı çalınır. Yani yardım eden kişi, verdiği sadakanın nerede kullanılacağını bilir ve gönül rahatlığıyla verir.
***
Dini yaşamak başka, dini kullanarak ekonomik bir düzen kurmak başka şeydir. İnsanların imanını, hayır yapma arzusunu ve manevi hassasiyetlerini istismar ederek servet biriktirmek, İslam'ın hangi ölçüsüne sığar?
Bir yapının büyüklüğünü sahip olduğu bina, araç, şirket, arsa ya da banka hesabıyla ölçmeye başladığımızda orada durup düşünmek gerekir. Dinin büyüklüğü servetle ölçülmez.Bir cemaatin gücü, kasasındaki parayla değil yetiştirdiği güzel insanlarla ölçülür.
***
Bir Müslüman yardım ederken karşılığında makam istemez.
İhale istemez.
Torpil istemez.
Bir gün kendisine kapı açılmasını beklemez.
Çünkü verdiğinin karşılığını yalnızca Allah'tan bekler.
Gençlerin savrulduğu, aile bağlarının zayıfladığı, insanların yalnızlaştığı bir dönemde samimi dini yapılara büyük görev düşüyor. Sözüm samimi şekilde Allah yolunda hizmet edenlere değil. Sözüm, dini bir perde gibi kullanıp arkasında başka hesaplar yapanlara…
İnsanların imanını ticari bir değere dönüştürenlere…
Hayırseverlerin temiz duygularını istismar edenlere…
Ve en önemlisi, Allah adına konuşurken Allah'ın kullarını kendi çıkarları için kullananlara...
Cemaatin harcı para değil, kardeşliktir. O harca altın, döviz ve çıkar karıştığında ise ortaya belki büyük bir bina çıkar, ama o binanın içinde din de kalmaz samimiyet de...