İyisiyle, kötüsüyle koca bir yılı daha geride bıraktık. Gerek sosyal medya, gerekse çevremizden yapılan paylaşımlara baktığımda 2025 yılından pek çok kişinin muzdarip olduğunu gözlemledim. Öncelikle şu hususu belirtmemde fayda var. Onkoloji koridorlarında derman aramadıysak ve bir sevdiğimizi toprağa vermediysek, 2025 yılı çokta kötü geçmemiş demektir ki paranın çözeceği hiç bir zorluk aşılamaz değildir. Belki sıkıntılı süreçten geçilebilir ama çalışmakla, hak aramakla, yakınlarımızın desteğiyle her sorun çözülebilir.
Geçtiğimiz yıl Tüketici Hakem Heyetleri ve bizlerin aldığı şikayetlerde internet ve GSM abonelikleri en fazla müracaat edilenler arasında yer aldı. Ancak bu müracaatların tamamına yakını tüketici aleyhine sonuçlandı. Tüketicinin dilekçesine bakıyorsunuz, kesin kazanacağı bir dava ama sorununu ispatlayıcı bir delil sunmadığından veya sunamadığından dolayı bir sonuç elde edilemedi. Hakem heyetine müracaat ederken, mobil uygulama üzerinden kullanım detaylarının ekran görüntüsünü almak en basit yapılacak işlemdi ama bu ve benzeri bilgi, belgeler eksik sunulduğundan dolayı müracaatların tamamı kaybedildi.
2025 yılında tüketiciler noktasında dikkat çeken önemli bir gelişme de Erzurum özelinde iki Tüketici Hakem Heyeti’nin kapanması oldu. Ticaret Bakanlığı, Hakem Heyetlerinin yeniden yapılanması kapsamında Erzurum genelinde yer alan Palandöken ve Yakutiye İlçe Tüketici Hakem Heyetlerini kapattı ve Ticaret İl Müdürlüğü bünyesinde topladı. Tüketiciler herhangi bir sorunda sistem üzerinden Yakutiye ve Palandöken Hakem Heyetlerine başvuru yapamıyor ancak Kaymakamlıklarda bulunan irtibat personelleri aracılığı ile dilekçe verilebiliyor. İrtibat personelleri başvuruları alarak TŪBİS sistemi üzerinden İl Tüketici Hakem Heyetine iletiyorlar.
2025 yılı asgari ücretliler ve emekliler için geçim sıkıntısı ile geçti. Geçen hafta köşe yazımda asgari ücretle çalışan işçilerin harcamalarını ve sıkıntılarını dile getirmiştim. Yazımı okuyan emekliler, “bizim sıkıntılarımız asgari ücretlilerden daha fazla” diyerek bu konuyu da gündemde tutmamı talep ettiler.
Maaşından başka geliri olmayan ya da en düşük maaşla geçinmeye çalışan emeklilerin hali gerçekten içler acısı... Yakınlarının eline bakan, 70 yaşından sonra garsonluk yapan, kahve de bir bardak çay içemeyen emeklilerin halini her platformda dile getirmek ve gündemde tutmak gerekiyor. Burada irdelenmesi gereken başlıca detay, ülkemizde gelir dağılımında ki adaletsizliktir. Örnek olarak ülkemizde sayısı azımsanmayacak kadar fazla olan emekliler 100 bin liraya kadar maaş alıyorlar. Bunun yanında 16 bin 881 lira alan emeklilerinde sayısı oldukça fazla. İki gelire de aynı zam oranı verilmesi maaşlar arasında ki makası daha fazla açıyor. “Yüksek prim yatırmış bu maaşı alıyor” diyenler olabilir ama 10 bin 500 günle 16 bin 881 lira alan emeklilerin olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle emekli maaşlarına kademeli olarak, en düşükten, en yükseğe doğru farklı oranlarda zam yapılması hem adaletli olacaktır hem de uçurum düzeyinde olan maaş farkını azaltacaktır.