Kendi karanlığından irkilen geceler gördüm
Suyu zehir bir denizde çırpınan balık gibi ömrüm
Yüreğim, sevdalısına koşmaya yeltenen sakat delikanlı
Bir yanım ihtişam, diğer yanım harabe
Karanlığa kurşun sıkan hayallerim yitik artık
Boş bir çerçeveye loş bir resmi koymaktan sıkıldım
Utangaç bir çocuk kadar çekingen ellerim
Hasta, yorgun ve çok ihtiyar emellerim
Kralların üryan elbiselerine büründüm
Zihinlerindeki karanlıkla, güneşi gölgeleyenler gördüm
Çekilmeyen zamanların her saniyesini çekmek zorundayım,
çaresiz
İçki haram olmasaydı sarhoşların piri olurdum, şüphesiz
Ucu kırık antika bir bıçak var böğrümde
Yeni dünyanın sancılarıyla zonkluyor yaram
Havasız saksılarda, ruhsuz çiçekler büyüyor
Bakire bir heyecan, hüsrana doğru yürüyor
Yaptığım hatalardan ders alıp, aynı hatayı tekrarlıyorum
Kısa zamanda olay yerine geri dönen acemi katil gibiyim
Ancak ritmi şaşınca hatırlıyorum mahallini kalbimin
Sırra ermek için kaf dağının sarp kayalarına yürüdüm
Gökyüzünün yeryüzüne indiğini gördüm
Geceler gördüm, katrandan da katı
Sabahlar gördüm, alt üst eden tahtı
Gezdiğim yağmurlarda henüz kimseyle karşılaşmadım
Gurbet bende mekansız, zaman içimde hastalıktan farksız
Sılaya her döndüğümde, ölüp tekrar tekrar diriliyorum
Herkes hayra yorarken beni, hayra yoramadım ben kendimi
Ölülerin unutulmuşluklarından esvaplar diktim bedenime
Ödevlerimi yapamadığım için tahta önünde tek ayak üzerindeyim
Soldurduğum tüm renklerin ince kederiyle inledim
En derin uykularımı tekinsiz suallerle böldüm
Bir damla sıvıdan doğan o eşsiz kudreti gördüm
Güneşin ısıtmadığı bir şehrin karları altında gençliğim
İnat ve azmi kavi bir tövbedir sevdiceğim
Rüzgarlar gördüm, çatık kaşlı, alnı kırışık
Aklım dağınık, en az Orta Doğu kadar karışık
Devletler gördüm, milletinin derdinden bihaber
Milletler gördüm, devletine düşmandan da beter
Koca bir ümmet gördüm, kardeşinin feryadına sağır
Korkunç bir rüya gördüm, tabiri kurşundan da ağır
Aynanın arkasında, yüzümü yüz parçaya böldüm
Aynanın karşısında, yüzümü yek pare gördüm
Kelamlar gördüm, kendini kendi elleriyle boğan
Kederler gördüm, hasedin tohumlarından doğan
Ölümsüzlüğün ancak ölümle mümkün olması ne garip
Mazi buruk, gelecek yaban, bugünler tahrip
Çürümüş göğüslerle emzirmiş sanki beni yaşam
Gündüz Selamı sabahı kesti, tanımıyor beni akşam
Mümkünken temiz bir sayfayı karalamak
Mümkün olmadı temiz bir sayfa açmak
Ruhumun dehlizlerinde sayısız defa öldüm
Kendi derinliğinde boğulan, okyanuslar gördüm
Analar gördüm, evlatlarına çelikten kalkan
Cesur babalar gördüm, evlatlarından korkan
Ölümler gördüm, yaşarken de yaşamamış
Yaşamlar gördüm, ölüme hiç hazırlanmamış
Zenginler gördüm, fakirden de fakir
Fakirler gördüm, gönlü bakireden de bakir
Topraklar gördüm, bir ekene üç veren
Topraklar gördüm, üç ekene hiç veren
Bulutlar gördüm, rahmetle çağlayan
Bulutlar gördüm, yıldırımlarıyla yakan
Canlı kanlı bir rüyada kendi cenazemi gördüm
Milyarlarca insanı, yaşarlarken ölü gördüm