Hikâye 1912'de başlar. Osmanlı İmparatorluğu'nun topraklarındaki petrol haklarını paylaşmak için Türk Petrol Şirketi kurulur. Yanlış anlaşılmasın, Türk Petrol Şirketi’nin Osmanlı veya Türkiye ile ilişkisi yoktur. Paylaşımı ifade eder. 1928'de Belçika'nın Ostend kentinde büyük konsorsiyumun kuralları belirlendi. Calouste Gulbenkian haritanın üzerine kırmızı kalemle çizgi çekti. Bu çizginin içinde bugünkü Irak, Suriye, Körfez ve Türkiye'nin güneydoğusu yer alıyordu. Türkiye bu anlaşmanın tarafı değildi; ama coğrafyasının tam ortasındaydı.
Kızıl Hat Anlaşması, eski Osmanlı topraklarındaki petrol haklarını Batılı şirketler arasında paylaştırdı. Türkiye masada yoktu; ama coğrafyasının içindeydi.
Belge 2 · 1946 ABD Genelkurmay: 'Türkiye Orta Doğu'nun En Kritik Askeri Unsurudur'
Sovyetler 7 Ağustos 1946'da Türkiye'ye nota verdiler: Boğazlar üzerinde müşterek savunma hakkı istiyoruz. ABD Genelkurmayı bu talebe karşı 23 Ağustos'ta Çok Gizli damgalı bir değerlendirme kaleme aldı. Belge, Sovyetlerin Boğazları kontrol etmesi halinde domino etkisinin nasıl işleyeceğini ve bunun Orta Doğu petrolü üzerindeki yıkıcı sonuçlarını adım adım çiziyordu. Bu belge Truman Doktrini'nin ilk taslağıydı. Ve Türkiye'ye gidecek askeri yardımın jeopolitik gerekçesini kurdu.
ABD Genelkurmay'ının bu kritik belgesi, Sovyetlerin Türk Boğazları'nı kontrol etmesi halinde tüm Orta Doğu'nun Sovyet hâkimiyetine gireceğini ve petrol güvenliğinin çökeceğini açıkça ortaya koydu. Belge, Türkiye'nin Truman Doktrini'nin mimarlarını nasıl ikna ettiğini gösteriyor.
Belge 3 · 1949 NSC 26/2:
Sovyet İşgalinde Orta Doğu Petrolünü Yak, Yık, Göm
Soğuk Savaş'ın en karanlık sırlarından biri. Başkan Truman 1949'da imzaladığı NSC 26/2 ile Sovyetlerin Orta Doğu'yu işgal etmesi halinde tüm petrol tesislerinin imha edileceğini karara bağladı. CIA, Aramco başta olmak üzere büyük petrol şirketlerine gizli ajan yerleştirdi. İngiliz belgeleri İran ve Irak için nükleer silah kullanımını da tartıştı. Türkiye ve diğer bölge ülkeleri hiçbir zaman bilgilendirilmedi. Belge 1985'te bir arşivcinin hatası sonucu kamuoyuna sızdı; CIA şoke oldu.
Başkan Truman'ın onayladığı bu gizli plan, Sovyetler Orta Doğu'yu işgal ederse ABD ve İngiltere'nin petrol tesislerini imha edeceğini öngörüyordu. CIA petrol şirketlerine gizli ajan yerleştirdi. İngiliz belgeleri İran ve Irak için nükleer silah seçeneğini de tartıştı. Türkiye ve diğer müttefikler hiçbir zaman bilgilendirilmedi.
Belge 4 · 1957
Standard Oil, Dışişleri Bakanlığı ve Türkiye Güzergâhı
Süveyş Krizi'nin ardından büyük petrol şirketleri Londra'da anlaştı, Nisan'da Dışişleri kapısını çaldı. Körfez'den Irak ve Türkiye üzerinden Akdeniz'e uzanacak dev boru hattı için Washington'ın onayı gerekiyordu. 980 milyon dolar, günlük 1.2 milyon varil. Türkiye bu toplantıdan habersizdi.
Standard Oil yöneticileri Körfez-Irak-Türkiye boru hattı için Washington'dan diplomatik destek istedi. 980 milyon dolar maliyet, günlük 1.2 milyon varil kapasite. Türkiye bu toplantının yapıldığından habersizdi.
Belge 5 · 1957
Dışişleri'nin Türkiye Politikası: Üç Güzergâh, Bir Tercih
Aynı dönemde Dışişleri üç güzergâhı karşılaştırdı: Trans-Türkiye, Trans-İsrail ve Süveyş. Washington açıkça Trans-Türkiye'yi seçti. Hem Irak hem İran hem de Kuveyt petrolüne erişim sağlıyordu.
Belge 6 · 1957 NSC'ye Giden Memorandum: 'ABD'nin Ulusal Güvenliği İçin Hayati'
Dört ay içinde ikinci kritik adım. Dışişleri, Türkiye güzergâhlı boru hattını Ulusal Güvenlik Konseyi'ne "ulusal güvenlik açısından hayati" diye tescil etti. Süveyş'te yaşanan yüzde seksen beşlik düşüşün tekrar yaşanmaması için Türkiye artık vazgeçilmez sayılıyordu.
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın NSC'ye sunduğu bu memorandum, Türkiye güzergâhlı boru hattını "ABD'nin ulusal güvenliği açısından hayati" olarak tescil etti. (Kaynak: petrolandeco.blogspot.com)
Peki, Türkiye’nin haberi olmadığı bu toplantı ve kararlardan sonra ne oldu?
Devamına bırakalım.