İnsanın yaratılışı, nankörlüğü ve hesap günü
Abese suresinin 17–42. ayetleri, insanın yaratılışından ölümüne, yeryüzündeki nimetlerden ahiretteki hesabına kadar uzanan bir hayat muhasebesidir. Bu ayetlerde insanın nereden geldiği, nasıl yaşadığı, kendisine verilen nimetlere karşı nasıl davrandığı ve sonunda nereye gideceği sorgulanmaktadır.
Kur’an, insanı önce kendi yaratılışıyla yüzleştirir. Ardından sofrasındaki nimetlere, tabiattaki düzene ve nihayet ölümden sonraki dirilişe dikkat çeker. Bütün bunları hatırlatarak insandan yalnızca inanmasını değil, inancını davranışlarına yansıtmasını ister.
17-42. ayetlerin temel mesajları
İnsan kibirlenmemelidir. Çünkü başlangıcı küçücük bir nutfedir. Sahip olduğu güç, servet ve makam kendisine verilmiş geçici imkânlardır.
İnsan yaratılışını düşünmelidir. Kendi bedeninde ve hayatında Allah'ın kudretinin işaretlerini görebilir.
İnsana yaşama ve tercih imkânı verilmiştir. Bu imkânları iyilik veya kötülük yolunda kullanması onun sorumluluğudur.
Ölüm kaçınılmazdır. Dünya hayatının geçici oluşu, insanın davranışlarını anlamlı ve sorumlu kılmalıdır.
Ölümle her şey bitmez. Kur’an, yeniden dirilişi ve hesap gününü haber verir.
İnsan nimetlere karşı nankör olmamalıdır. Yediği bir lokma ekmeğin arkasında bile su, toprak, güneş, emek ve Allah'ın kurduğu düzen vardır.
Tabiat bir ibret ve şükür vesilesidir. İnsan çevresini yalnızca tüketilecek kaynaklar olarak görmemeli, onu korumalıdır.
Ahirette herkes kendi hesabıyla yüzleşecektir. Aile yakınlığı, makam veya servet kişiyi sorumluluktan kurtaramaz.
Sonuçta insanın amelleri belirleyicidir. Kur’an, iman ve salih amelle yaşayanların sevincini, inkâr ve günaha saplananların pişmanlığını anlatır.
17. Ayet: İnsanın nankörlüğü
“Kahrolası insan! Ne inkârcıdır!”
Bu ayetteki sert ifade, insanın kendisini yaratan Allah'a karşı sergilediği inkârı ve nankörlüğü kınamaktadır. Burada özellikle nimetleri kendinden bilen, yaratılışını ve sorumluluklarını unutan insan zihniyeti hedef alınır.
Güncel örnek: Bilimsel başarılar, teknolojik gelişmeler ve ekonomik güç bazı insanları sınırsız bir kudrete sahip oldukları düşüncesine sürükleyebilir. Oysa insan, bütün ilerlemelerine rağmen hastalığı, yaşlanmayı ve ölümü ortadan kaldıramamaktadır.
Bilgi sahibi olmak değil, bilgiyi kibir ve nankörlük gerekçesi yapmak eleştirilmektedir.
18–19. Ayetler: İnsanın yaratılışı
“Allah onu neden yarattı? Bir nutfeden yarattı da ona şekil verdi.”
İnsan yaratılışındaki başlangıcı düşünmeye davet edilir. Büyük iddialarla dünyaya hükmetmeye çalışan insan, başlangıçta gözle güçlükle görülebilen hücrelerden gelişmiştir.
Kur’an bu hatırlatmayla insanın değerini küçültmez; aksine onun yaratılışındaki olağanüstü düzeni göstererek kibirlenmesini önlemeyi amaçlar.
Güncel örnek: İnsan genetiği, embriyoloji ve tıp alanındaki gelişmeler, anne karnındaki gelişimin ne kadar karmaşık ve düzenli olduğunu ortaya koymaktadır. İnsan bu bilgiler karşısında hem bilimsel araştırmalarını ilerletmeli hem de varoluşu üzerine düşünmelidir.