Ölüm ve yeniden diriliş
“Sonra ona yolu kolaylaştırdı.” (Abese 20) Bu ayet iki temel şekilde yorumlanmıştır. Birincisi, insanın anne rahminden dünyaya gelişinin kolaylaştırılmasıdır. İkincisi, insana hayatını sürdürebileceği imkânların ve doğru ile yanlışı ayırt etmesine yardımcı olacak bir yolun gösterilmesidir. İkinci yoruma göre insan, tamamen başıboş bırakılmamıştır. Akıl, irade, vicdan ve peygamberlerin rehberliğiyle kendisine sorumluluklarını yerine getirme imkânı tanınmıştır. Aynı eğitimden geçen iki insandan biri bilgisini hastalıkları tedavi etmek için kullanırken diğeri insanlara zarar verecek teknolojiler geliştirebilir. İnsanın sahip olduğu bilgi kadar, onu hangi amaçla kullandığı da önemlidir.
21–22. Ayetler: Ölüm ve yeniden diriliş
“Sonra onun canını aldı ve kabre soktu. Sonra dilediği bir vakitte onu yeniden diriltir.” İnsan doğar, büyür, yaşar ve ölür. Gücünün, servetinin ve makamının ölüm karşısında hiçbir ayrıcalığı yoktur. Kabir, dünya hayatının sonlu olduğunu hatırlatır. Ancak Kur’an'a göre ölüm, insanın varlığının mutlak sonu değildir. Allah, onu yeniden diriltecek ve dünya hayatında yaptıklarıyla yüzleştirecektir. Dünyanın en zengin insanları da en güçlü devlet adamları da ölüm karşısında eşittir. Modern tıp ömrü uzatabilir; ancak insana dünyada sonsuz yaşama garantisi veremez. Bu ayetler insana şu soruyu sordurur: “Bir gün bütün servetimi, makamımı ve unvanlarımı geride bırakacaksam bugün ne için yaşıyorum?”
23. Ayet: İnsanın yerine getirmediği sorumluluk
“Hayır! (İnsan) Allah'ın emrettiğini yapmadı.” İnsan, kendisine verilen nimetler karşısında her zaman sorumluluklarına uygun davranmamıştır. Ayetin uyarısı yalnızca inanmayanlarla sınırlı düşünülmemelidir. Allah'a inandığını söylediği hâlde adaletsizlik yapan, kul hakkını çiğneyen ve insanlara zulmedenler de bu uyarıdan ders çıkarmalıdır. İbadetlerini yerine getirdiğini söyleyen bir kişinin rüşvet alması, çalışanının hakkını ödememesi veya kamu malını şahsi çıkarı için kullanması, inanç ile davranış arasındaki ciddi bir çelişkidir. Kur’an'ın istediği kulluk, ibadetle birlikte dürüstlüğü, merhameti ve adaleti de gerektirir.
24. Ayet: İnsan yediğine baksın!
Bu kısa ayet, üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir çağrıdır. İnsan, sofrasına gelen ekmeğin, meyvenin ve diğer yiyeceklerin nasıl meydana geldiğini düşünmelidir Bir lokma ekmeğin oluşması için yağmur, toprak, güneş, tohum, çiftçinin emeği ve sayısız doğal süreç birlikte çalışır. İnsan bu düzenin yaratıcısı değildir; ondan yararlanmaktadır. Bir tarafta milyonlarca insan açlık ve yetersiz beslenme yaşarken diğer tarafta büyük miktarlarda gıda israf edilmektedir. Sofrasındaki nimetlerin değerini bilen bir insanın israftan uzak durması ve açlarla paylaşması beklenir. Bu ayet, şükürle birlikte tüketim ahlakını da düşündürmektedir.