Bu ayet, kendisini yaratan Allah’ı ve öldükten sonra dirilmeyi inkâr eden insana yöneltilmiş sert bir uyarıdır. Buradaki kınama bütün insanlığı kapsamaz; insanın inkârcı ve nankör tutumunu hedef alır. Diyanet’in Kur’an Yolu tefsiri de ayetin öncelikle yeniden dirilmeyi reddeden müşriklerle ilgili olduğunu belirtir.
“Kahrolası” sözü nasıl anlaşılmalı? Arapçadaki “kutile” ifadesinin kelime karşılığı “öldürülsün” olmakla birlikte, burada sert bir yergi ve kınama anlatır. Dolayısıyla ayet, insanlara bir başkasını öldürme emri vermez. İnkârın ve nankörlüğün ne kadar kötü olduğunu çarpıcı bir ifadeyle bildirir.
“Ne inkârcıdır!” ifadesinde nankörlük anlamı da vardır. Nitekim Diyanet İşleri Başkanlığı mealinde bu bölüm “Ne nankördür o!” şeklinde çevrilmiştir. İnsan hayatını, bedenini ve imkânlarını kendisi meydana getirmediği hâlde bunları veren Allah’ı tanımaz, nimetlerin sorumluluğunu üstlenmez. Ayetin sitemi bu tutumadır.
Devamındaki ayetler bu uyarının gerekçesini açıklar: Allah insanı küçük bir başlangıçtan yaratmış, ona ölçü ve biçim vermiş, yolunu kolaylaştırmıştır. Ardından ölümünü ve yeniden dirilişini hatırlatır. Böylece insan, kendi yaratılışı üzerinde düşünmeye ve özgürlüğünü sorumlulukla kullanmaya çağrılır. İlk yaratılışını kabul eden insanın, kendisini yaratan Allah’ın onu yeniden diriltebileceğini düşünmesi istenir.
Ayetin hayatımıza dönük mesajını şöyle ifade edebiliriz: İnsan, sahip olduğu hayata ve nimetlere bakıp kendisini yeterli görmemeli; onların kaynağını tanımalı ve şükrünü (kulluk) davranışlarıyla göstermelidir. Bu açıdan ayeti okurken yalnızca başkalarının inkârını düşünmekle yetinmeyip kendi nankörlüklerimizi de sorgulayabiliriz: Verilen ömrün, aklın ve imkânların hakkını gözetiyor muyuz?