Tevbe ve İnâbe
Klasik metinlerde tevbeden söz açılınca inâbe de onunla birlikte anılır. Çünkü biri arınmayı, diğeri istikameti ifade eder. Tevbe, modern insan için bir psikolojik yüzleşme cesareti; inâbe ise bilinçli bir yön seçme iradesidir. Ne var ki bugün yalnız modern toplum değil, Müslümanlar da çoğu zaman bu iki kavramı hayatın merkezinden uzaklaştırmış, bazılarımız içinse dilde kalan sözlere dönüştürmüştür. Oysa tevbe ve inâbe, modernite ile savrulmuş insan için bir toparlanma ve denge sistemidir.
Hız, tüketim ve gösteri kültürü içinde hata yapmak sıradanlaştı; fakat hatayla yüzleşmek zorlaştı. Tevbe, insanın kendine karşı dürüst olması, yanlışını inkâr etmeyip sorumluluğunu üstlenmesidir. İnâbe ise bu muhasebenin ardından yön belirlemektir: Sadece “yanıldım” demek değil, “artık buradan yürüyeceğim” diyebilmektir. Bu iki kavram, ruh sağlığını ve ahlâkî bütünlüğü koruyan bir çerçeve sunar.
İnâbe aynı zamanda dağınık dikkat çağında bir merkez kurmaktır. İnsan bugün ideolojilere, markalara, kalabalıklara bağlanıyor; fakat kalıcı bir anlam çerçevesi kuramıyor. Her düşüncede yeniden Allah'a yönelmek, hayatın merkezine aşkın bir anlam yerleştirmektir. Tevbe öz eleştiriyi, inâbe istikameti temsil eder. Modern çağ insanlarının kaybettiği şey belki de budur: Sürekli değişen dış dünyaya karşı, iç dünyada sabit bir yön inşa edebilmek.
teşekkürler iyi ramazanlar.
güzel bir yazı .