Bir şehirde tabelalar artarken, sermaye neden azalır?
Erzurum gibi sermayesi sınırlı, girişimci sayısı kıymetli bir şehirde yapılan her yatırım, sadece kişisel bir tercih değildir.
Aynı zamanda şehrin geleceğine konulmuş bir tuğladır.
Bu yüzden burada yapılan her yanlış yatırım, büyük şehirlerdeki hatalardan çok daha ağır sonuçlar doğurur. Çünkü Erzurum’da sermaye bol değildir. Bir girişimci battığında, onun yerine hemen yenisi gelmez. Kaybolan sadece bir dükkân değil; bir umut, bir cesaret ve çoğu zaman bir aile düzenidir.
Son yıllarda Erzurum’da da sıkça gördüğümüz bir tablo var:
Bazı sektörler bir anda parlıyor. Kafeler, belirli hizmet alanları, dönemsel ticaret başlıkları… Şehrin belirli noktalarında tabelalar artıyor, sosyal medyada “iş yapıyor” algısı dolaşıyor. Dışarıdan bakanlar için mesaj net:
“Burada para var.”
Oysa bu mesaj çoğu zaman yanıltıcıdır.
Parlama ile kazanç arasındaki fark
Bir sektörün görünür olması, onun kârlı olduğu anlamına gelmez.
Kalabalık mekanlar, dolu masalar, yoğunluk… Bunlar çoğu zaman sadece nakit döngüsünün hızlı olduğunu gösterir; kârın yüksek olduğunu değil.
Erzurum’da bu yanılgı daha da tehlikelidir. Çünkü şehir ekonomisi sınırlı bir talep havuzuna sahiptir. Bir sektöre aynı anda çok sayıda yatırımcı girdiğinde, pasta büyümez; dilimler incelir. Son girenler çoğu zaman ayakta kalamaz.
Ve ne yazık ki bu girişlerin büyük kısmı, ciddi bir ön hazırlık olmadan yapılır:
Gerçek gider kalemleri hesaplanmaz,
Kış şartlarının işletme maliyetine etkisi yeterince öngörülmez,
Yerel talebin sürdürülebilirliği analiz edilmez,
“Yazın iyi, kışın idare ederiz” cümlesiyle karar alınır.
Sonuç çoğu zaman bellidir: Birkaç ay sonra kapalı kepenkler.
Bu sadece bireysel bir kayıp mı?
Hayır.
Erzurum ölçeğinde bu durum, yerel servet kaybıdır.
Bir işletme kapandığında:
Yerel tedarikçi alacağını tahsil edemez,
Çalışan işsiz kalır,
Maliye, vergi gelirinden olur,
Belediye harç ve benzeri gelirlerinden olur,
Kiralanan dükkân atıl kalır,
Sermaye bir daha risk almamaya yemin eder.
Bu zincir, şehir ekonomisinde sessiz ama derin bir yorgunluk oluşturur. Bir süre sonra şu cümle yaygınlaşır:
“Bu şehirde iş yapılmaz.”
Oysa sorun şehir değildir. Sorun, bilinçsiz yatırım döngüsüdür.
Erzurum’da asıl eksik olan ne?
Erzurum’da girişimci yok değil.
Çalışkan, niyetli, elindeki birikimi memleketinde değerlendirmek isteyen çok insan var.
Ama şu yok:
Yatırım öncesi gerçekçi yönlendirme.
Bugün Erzurum’da bir kişi bir iş kurmak istediğinde:
“Bu sektöre girmeli miyim?” sorusuna net cevap alabileceği, onu heyecanlandırmak yerine soğukkanlı analiz yapacak, “Bu iş sana uygun değil” deme cesareti olan kurumsal bir yapı neredeyse yok.
Herkes cesaret veriyor,
kimse filtre olmuyor.
Oysa küçük şehirlerde filtre hayati önemdedir. Çünkü ikinci deneme şansı çoğu zaman yoktur.
Yanlış yatırımlar neden Erzurum’da daha yıkıcı?
Büyük şehirlerde yanlış yatırım:
Bireyi yorar,
Ama ekosistem devam eder.
Erzurum’da yanlış yatırım:
Sermayeyi küstürür,
Çevresini de etkiler,
Yeni girişimleri caydırır.
Bir kişinin batışı, beş kişinin “ben girmeyeyim” demesine yol açar. Bu da zamanla şehirde üretim cesaretinin azalmasına sebep olur. Sermaye ya bekler ya da şehri terk eder.
Bu noktada mesele sadece ekonomi değil; psikolojiktir de.
Dünyada artık girişimciliğe bakış değişiyor.
Amaç, çok sayıda işletme açmak değil; doğru sayıda, sağlam işletme kurmak.
Bu yüzden gelişmiş örneklerde:
Sektörel eleme mekanizmaları var,
Ön fizibilite zorunlu,
Mentorluk sistemi romantik değil, gerçekçi,
Başarısızlık analiz ediliyor ama tekrar edilmesine izin verilmiyor.
Bizde ise hâlâ şu yaklaşım hakim:
“Denesin, olmazsa kapatır.”
Bu yaklaşım Erzurum gibi şehirler için lükstür.
Ne yapılmalı?
Erzurum için çözüm büyük ve pahalı projeler değildir.
Aksine, küçük ama akıllı adımlar yeterlidir:
Sektör bazlı yerel yatırım rehberliği,
Belediye (veya valilik)–meslek odaları–üniversite iş birliğiyle yatırım öncesi eğitim programları,
Gerçek maliyetleri anlatan şeffaf tablolar,
“Her iş herkese uygun değildir” ilkesini açıkça söyleyen bir dil.
Bu yapılmadıkça, parlayan sektörler gelip geçecek;
ama olan kayıp giden sermayelere olacaktır.
Hülasa Erzurum’un en büyük ihtiyacı daha çok tabela değil;
daha doğru kararlar.
Bu şehirde sermaye kıymetlidir.
Bir kez yandığında, yerine yenisi kolay gelmez.
O yüzden asıl mesele “hangi iş para kazandırır” değil;
“hangi işe hiç girilmemelidir” sorusunu cesaretle sorabilmektir.
Çünkü Erzurum’un kaybedecek sermayesi yok.
Ama kazanacak çok geleceği var.
Tespitler çok doğru,saygılar
güzel bir yazı