Kıyamet arifesidir artık
Bizden önceki neslin, bizlere bıraktığı zaman.
Buruk gözlerden sızan hüsran görüyorum ne yana baksam
Mezarı dehlizlerde kayıp geçmiş güzel zamanların
Şimdi soframda biraz alev kırmızısı
Biraz hicran kırıntısı var
Kimbilir iştahsızlığımın açık delilidir belki bunlar
Uzun zaman oldu özürlü kalplerden istifa edeli
Artık yok arsız zihinlerde yerim
Çürümüş dudaklardan bizar eyledim
Kalmadı günahkar yataklarda, yastığım, yorganım, mitilim
Açık kapılarımdan sızan davetsiz hüzünler yorgunluğumun failidir
Yağmacı hüzzamları saymıyorum bile
Aç susuz, intikal halinde düşlerim.
İhtiyar hayallerimin veremli merdivenlerinden ürker oldu bacaklarım.
Islak, paslı demir yalar gibi hissediyorum ne vakit bir sevda söylemi geçse
Ve en büyük soru işaretlerimden biridir
Gizlenmek için büyük çaba harcarken böyle aşikar oluşum
Hırpalanmış dostluklardan yadigar kalan ürkek ve istemsiz selamlaşmalar
Çürümüş anılarımdan yayılan dayanılmaz kokular midemi bulandırırken
Sanmıyorum artık cesedimin yakışıklı olacağını, yolun yarısına varmışken
Farkında olmam sanılır en büyük derdim
Oysa bu ancak acılarımın yontulmasından kalan toz birikintisi sadece
Devasa bir kedere adım adım ilerlerken
Tanımsız çığlıkların eksperiyim artık.
Ansızın öldürülen umutların görgü tanığıyım
Usandım artık şahit yazılmaktan
Sussun istiyorum, faili meçhul cinayetler içimde
Susmak istiyorum, sonsuzluğun gözleri gözlerimde
Ömrüme musallat olan tüm yalanları bir kenara atıp
Gitmek istiyorum, tek heceye, gerçeğin ta kendisine