Erzurum Rüsumat (Gümrük) İdaresi 1893 yılında, şehrin dış tarafındaki Karskapı civarında, Duyun-ı Umumiye Nazırı Kirkor Şabanyan’a ait fabrika binası ve arazisini 860 liraya satın alarak yeni gümrük mahalli yapmaya karar verdi.
Bu fabrika, Avrupa’dan yeni ticari aletler getirerek iyice zenginleşen Şabanyan Kardeşler tarafından 1872 yılında, Karskapı yakınındaki geniş bir arsa üzerinde yapılmıştı. Burada içki, sabun ve makarna üretilecekti. Bu işler için Şabanyan Kardeşler tarafından 4.000 lira sarf edilmişti. Bu fabrika 1870’lerin başında işler vaziyetteydi. Fransa’dan satın alınan makineler, İzmirli bir mühendisin kontrolünde çalıştırılıyordu. 1879’a kadar çalışan fabrika yakıt (odun) tedarikinde yaşanan sıkıntı yüzünden faaliyetlerini durdurdu. İşte bundan sonra fabrika binalarının ve arazisinin gümrük dairesi yapılmak üzere devlete satılması gündeme geldi.
Bu durum, asırlardan beri Dervişağa Hanı civarında faaliyet gösteren han ve benzeri işletmelerin büyük tepkisine neden oldu. Bu tepki, Erzurum’un ileri gelen âlimleri tarafından 8 Mayıs 1893’de sadaret makamına gönderilen bir dilekçeyle dile getirildi. Söz konusu dilekçede özetle şöyle deniliyordu:
“Erzurum’da vaki iki cami ve bir büyük köprü evkafından olup 200 seneden beri gümrük dairesi olarak kullanılan ve Erzurum’un şiddetli soğuklarına karşı dayanacak sağlamlıkta inşa edilmiş olan Gümrük Hanı’nın çok sayıda memuru içine alacak odaları, büyük ambarları ve gayet geniş arsası varken, anlaşılması güç bir şekilde gümrük idaresi tarafından boşaltılmasına karar verilmiştir. Bunun yerine şehrin kenarında ve kabristanın yanında, önceden bir Hristiyan tarafından yaptırılan ve harabeye dönen binalar 800 liraya satın alınmıştır. Burada yaklaşık 600.000 kuruş sarfıyla yeni bir gümrük dairesi yaptırılacağı işitilmiştir.
Hâlbuki mevcut gümrük dairesi için yıllık olarak verilen 18.000 kuruş kira geliri ile yukarıda bahsedilen iki cami ve bir köprünün her türlü tamir ve bakımı ve diğer masrafları yapıldığı gibi devlete de bir hayli vergi verilmektedir. Diğer taraftan gümrük etrafında Derviş Ağa, Yeğen Ahmet Ağa, Köse Ömer Ağa, Narmanlı Hacı Yusuf Ağa, Kadızâde Mehmet Efendi, Cennetzâde Abdullah Edip Efendi, Pervizzâde Mehmet Efendi ve Sarıgümrükçü gibi hayır sahipleri tarafından çok sayıda han, hamam ve dükkân yaptırılmıştır. Bunlardan elde edilen yıllık gelir 700.000 kuruş civarındadır. Bu paranın bir kısmı devlet hazinesine vergi olarak ödenirken geri kalanıyla şehrin çeşitli yerlerinde dokuz medrese, bir kütüphâne, iki köprü ve 80 civarında çeşmenin her türlü masrafı karşılanmaktadır. Yine gümrük civarında çeşitli vakıflar tarafından yaptırılan dükkanların kira gelirinin bir kısmı Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere’ye gönderilmektedir.
Bütün bunlar ortadayken gümrük dairesinin bulunduğu yerden kaldırılması ve yeni bir gümrük dairesi yaptırılması hazinenin 600.000 kuruşu boşuna sarf etmesine sebep olacaktır. Daha da önemlisi bu adım, bunca hayrat ve müberratın iptaliyle birkaç milyon kuruşla vücuda getirilmesi mümkün olmayan ve tamamen zikredilen cami, medrese gibi hayrata ait bulunan mevcut gümrük dairesi civarındaki han, hamam ve dükkânların boş kalarak harap olmasına yol açacaktır. Bütün bu nedenlerden dolayı verilen yanlış karardan dönülmesi ve gümrük dairesinin eskisi gibi Derviş Ağa’nın hanında faaliyet göstermesi arz olunur.”
Bu dilekçede dile getirilen tepkiye rağmen, Rüsumat İdaresi geri adım atmadı. Fakat bu arazinin askerî bölgeye yakın olması nedeniyle askerî makamlar bu tasarıyı uygun görmedi. Sonuçta bahsedilen fabrika binası ve arsası 1898’de askeriye tarafından aynı fiyata satın alınarak topçu ve süvari alayları için talimhane hâline getirildi. Gümrük ise eski yerinde kaldı.