ABD-İsrail ile İran arasında 28 Şubat 2026 tarihinde ABD ve İsrail’in sebepsiz ve haksız yere İran’a saldırısı ile başlayan savaşın 40. günün de Pakistan’ın arabuluculuğunda ateşkes kararı geldi. Bu karar her insanın ayrı bir dünya olduğunu düşünen ve ölen her insan ile beraber aynı zamanda bir dünyanın da yok olduğunu düşünenler için oldukça sevindiricidir.
Ateşkesin başlaması sevindirici olduğu kadar müzakerelerde anlaşma olmazsa savaşın yeniden başlaması endişesinden dolayı tedirginlik de yaratmaktadır. Ancak ben tarafların müzakere sürecini uzatarak da olsa bir sonuca varacaklarını düşünmekteyim. Bu düşünce doğrultusunda her iki tarafın isteklerinin gerçekleşme olasılığını irdelemeye çalışayım.
Öncelikle savaşın kazananı ve kaybedeni kim oldu sorulursa; kazanan İran, kaybedenler ise ABD ve İsrail oldu derim. Tarafların isteklerine baktığımızda da kazanan ve kaybedeni belirleyebilmekteyiz.
İran’ın istekleri; ABD'nin saldırmazlık garantisi vermesi, Hürmüz Boğazı'nın İran'ın kontrolünde kalması, Uranyum zenginleştirme hakkının kabulü, İran’a yönelik tüm yaptırımların kaldırılması,BM Güvenlik Konseyinin İran aleyhindeki kararlarının sonlandırılması, İran’ın nükleer çalışmalarına yönelik baskıların kaldırılması, savaş tazminatı ödenmesi, bölgedeki Amerikan varlığının sonlandırılması ve Lübnan dahil tüm cephelerde savaşın sonlandırılmasıyönündedir. Tabii ki bunların hepsi onaylanacak diye bir sonuç beklemek zor olsa da isteklerin durumu İran’ın kazanan ülke psikolojisinde olduğunu göstermektedir.
ABD ise yığınak yaptığı tarihlerdeki isteklerinden çok farklı isteklere yönelmiş görünüyor. Örneğin, ABD, İran’da rejim değişikli olması, petrol ve doğal gazdan pay alma istekleri, İran’ın İsrail’i tehdit etmemesi, nükleer silah ve füze yapımından vazgeçilmesi veya sadece kısa menzilli füze yapılması, özgürlüklerin yaygınlaştırılması, yakalanan ajanların idam edilmemesi gibi isteklerinin çok uzağındadır. Yani artık rejimi değiştirme, içeride isyan çıkarma, özgürlükler veya füze yapılmaması gibi konularda söz söylemediğine göre yenilgi kabullenilmiş demektir. ABD’nin yenilmesi zaten İsrail’in yenilmesi anlamındadır.
Peki bundan sonra yaşanacak gelişmeleri nasıl değerlendirebiliriz?
Eğer müzakereler başarılı olur ve savaş biter ise İran, Çin ve Rusya kazanımlar elde edeceklerdir. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kontrolü tescillenmiş olacak ve ambargolar kalkarsa petrol ve doğal gaz gelirleri ile önemli kazanımları olacak ve kısa sürede yaralarını sarabilecektir. Diğer taraftan bölgede ve dünyada itibarı olumlu etkilenecektir.
Müzakereler başarı olmaz ve savaş devam ederse ve İran 40 gündeki gibi aynı dirençle cevap verirse; Trump Kasım ayındaki seçimi kaybeder ve azledilmesi gündeme gelir.Netenyahu’da İsrail’de yok olur. Bu nedenle, ABD ve İsrail savaşı biz kazandık yalanları ile bitirmeye çalışacaklardır. Diğer taraftan Rusya ve Çin uzayan savaşta daha çok müdahil olurlar ve ABD’nin Zengezur ve Gürcistan’daki varlığı da bitirilebilir. Hatta müzakereler İran açısından başarılı olduğunda da ABD’nin Zengezur’da olmaması istenebilir.
Müzakereler başarılı olur ve savaş biterse,ABD ve İsrail İslâm coğrafyasındaki bu başarısızlıklarını başka yöntemler ile gidermeye çalışacaklardır. Kullanacakları yöntemler içerisinde özellikle ikisi ön planda olacaktır. Bunlar; bölge ülkeleri arasında mezhep çatışmaları çıkarmak ve sınır komşusu olan Müslüman ülkeler arasında sınır anlaşmazlıkları çıkarmaktır. Örneğin, Türkiye-İran, Azerbaycan-İran, Pakistan-Afganistan, Suriye-Irak ve İran ile körfez ülkeleri arasında bu tür provokasyonlar yapabileceklerdir.
Dünya açısından baktığımızda, yapılan tahminlere göre bu savaşın ekonomik maliyeti yaklaşık 1 trilyon dolardır. ABD ve İsrail gibi ülkeler insanları öldürmeye değilde, yaşatmaya yönelik çalışsalardı 1 trilyon dolar ile dünyadaki tüm açlıklar veya yoksulluklar giderilebilirdi.
Dünyanın en gelişmiş silahlarını üreten ve bunları satarak diğer ülkeleri bir anlamda sömüren ABD’nin yanlışlarını ifade etmek için 2021 yılında Erzurum-İstanbul uçak yolculuğumda yazdığım “Dünya” adlı şiirimden iki dörtlüğü siz okuyucularımla burada paylaşmak istiyorum. Böylece aslında dünyanın güçlüler tarafından nasıl şekillendirildiğini de anlamış oluruz.
Mezhepleri birbirine kırdıran
Siyah-beyaz insanları ayıran
Zulüm ile geleceğe yol alan
Esmer çocukları ağlatan dünya
Doğu-Batı, Kuzey-Güney ayıran
Moda ve reklamla algıyı kuran
Rockefeller, Soroslarla güven sağlayan
Örgütle, katille bağ kuran dünya
Ülkemizde Hazine ve Maliye Bakanımızın ifadelerine göre, enflasyon ve cari açık beklentileri artış yönünde revize edilecek. Diğer taraftan savaşın Nevruz Bayramına denk gelmesi ile İranlı turistlerin bu bayram sürecinde her yıl Türkiye’ye bıraktıkları yaklaşık 300 milyon dolardan da savaş nedeniylemahrum kaldık. Tüm bunlar göstermektedir ki, savaşın uzaması dünyayı büyük kayıplar ile yüz yüze getirecektir. Bu nedenle, yol yakınken ve ateşkes kabul edilmişken savaşın bitirilmesi her ülkenin ve dünyanın yararınadır.
Son olarak iktisadi bir durumdan bahsetmek istiyorum. Maliye literatüründe “Sıçrama Tezi” denilen bir kural vardır. Buna göre, vergiler veya zamlar daha çok savaş gibi olağanüstü dönemlerde yapılır. Daha sonra olağanüstü durum bittiğinde, biraz düşüş olsa da olağanüstü durumun başlamasından önceki düzeyine inmez. Biraz üzücü ama literatür böyle diyor! Sebepleri değişiktir.