Erzurum'da yine turizm konuşuldu. Her yıl olduğu gibi bu yıl da geniş katılımlı toplantılar yapıldı. AK Parti Ekonomi İşleri Başkanı, bakan yardımcıları, Erzurum Valisi, Belediye başkanları, İl başkanı, iş dünyası, sivil toplum kuruluşları ve siyasetçiler aynı masada buluştu.
Elbette istişare önemlidir. Ortak akıl değerlidir. Ancak Erzurum'un bugün ihtiyacı yeni toplantılar değil, somut sonuçlardır.
Çünkü sorun fikir üretmek değil; üretilen fikirleri hayata geçirebilmektir.
Bu nedenle artık şu soruları sormak gerekiyor:
2025 Turizm Başkenti unvanı Erzurum'a ne kazandırdı?
Kalıcı hangi yatırımlar yapıldı?
Kaç yeni uçuş hattı açıldı? Uçuş sayıları yeterli seviyeye ulaştı mı?
Kaç uluslararası organizasyon düzenlendi?
Yerli ve yabancı turist sayısında anlamlı bir artış sağlanabildi mi?
Konaklama süreleri uzadı mı?
Yeni yatırımlar ve yeni istihdam oluşturulabildi mi?
Bu soruların cevapları yoksa ortada başarı hikâyesinden değil; kaçırılmış büyük bir fırsattan söz etmek gerekir.
Çünkü turizm; afişlerle, sloganlarla ve toplantılarla gelişmez.
Turizm; planlamayla, yatırımla, güçlü ulaşım altyapısıyla, kararlı ve cesur bir yönetim anlayışıyla gelişir.
Ne yazık ki ülkemizde yıllardır değişmeyen bir alışkanlık var. Yapılmayan, yapılmayacak olan ve yapılması düşünülmeyen işler için uzun uzun toplantılar yapılıyor.
Oysa kamu yönetiminde başarı, yapılan toplantılarla değil; ortaya çıkan sonuçlarla ölçülür.
Hazırlanan strateji belgeleri, çalıştay raporları ve vizyon metinleri uygulamaya dönüşmediği sürece raflarda bekleyen dosyalardan ibaret kalır.
Bugün Erzurum turizminin önündeki en büyük engel ulaşımdır.
Şehre yeterli uçak seferi yapılamıyorsa...
Erzurumlular bile bilet bulmakta zorlanıyorsa...
İç hat biletleri zaman zaman yurt dışı uçuşlarından daha pahalı hâle geliyorsa...
Kış sezonunun en yoğun dönemlerinde insanlar uçaklarda yer bulamıyorsa...
2010 yılında sözü verilen hızlı tren ve hafif raylı sistem hâlâ hayata geçirilememişse...
Öncelikle bu sorunları çözmek gerekir.
Çünkü turizmin ilk şartı, bir şehrin güzel olması değil; kolay ulaşılabilir olmasıdır.
Dünyada turizmde öne çıkan şehirlerde önce ulaşım ağı güçlendirilir. Ardından konaklama kapasitesi artırılır. Sonra destinasyon yönetimi oluşturulur, en sonunda profesyonel tanıtım yapılır.
Biz ise bunun tersini yapıyoruz. Altyapıyı tamamlamadan turist bekliyoruz.
Oysa insanların rahat ulaşamadığı bir destinasyon için reklam sonuç vermez.
Gerçek şu ki Erzurum'un hiçbir zaman potansiyel sorunu olmadı.
Binlerce yıllık tarihi...
Palandöken gibi uluslararası bilinirliğe sahip bir kayak merkezi...
Çifte Minareli Medrese, Yakutiye Medresesi, Üç Kümbetler, Kale gibi eşsiz tarihî eserleri...
Termal kaynakları...
Yüksek irtifa spor turizmine uygun coğrafyası...
Doğası, gastronomisi, kongre ve sağlık turizmi için sahip olduğu imkânlar...
Bunlar birçok şehrin sahip olmak isteyeceği değerlerdir.
Eksik olan kaynak değil; bu kaynakları doğru planlayıp etkin şekilde yönetebilme kabiliyetidir.
Bugün başarılı turizm şehirlerinde kamu, yerel yönetimler, üniversiteler, özel sektör ve sivil toplum aynı hedef doğrultusunda hareket ediyor. Hedefler belirleniyor, sonuçlar düzenli olarak ölçülüyor ve kamuoyuyla paylaşılıyor.
Bizde ise kalabalık toplantılar, yapılan konuşmalar, çekilen toplu fotoğraflar ve bu fotoğraflarda yer almak başarı olarak lanse ediliyor.
Oysa iyi yönetim, çok konuşan ve çok karışan değil; sonuç üreten ve sonuca yönelik doğru insanlarla çalışan, kendisini değil şehrini öne çıkarmaya çalışan yönetimdir.
Erzurum'un artık yeni sloganlara ihtiyacı yok.
Yeni lansmanlara da...
Yeni vizyon cümlelerine de...
Şehrin ihtiyacı; kararlılıkla uygulanan bir turizm politikasıdır.
Daha fazla uçak seferidir.
Ulaşımı kolaylaştıracak rekabetçi fiyatlardır.
Dört mevsime yayılan turizm planlamasıdır.
Yatırımcıya güven verecek güçlü bir turizm ekosistemidir.
Çünkü Erzurum'un sorunu potansiyel değil; uygulamadır.
Yıllardır konuşulanların hayata geçirilememesidir.
Artık Erzurum'un yeni toplantılara değil...
Sonuç alan yöneticilere...
Yeni raporlara değil...
Yeni uçak seferlerine...
Hızlı trene, hafif raylı sisteme…
Gerçekleşmeyen vaatlere değil...
Tamamlanmış projelere...
Basın önünde yapılan kalabalık toplantılara ve yeni fotoğraf karelerine değil...
Artan turist sayısına...
Yükselen doluluk oranlarına...
Artan turizm gelirlerine...
Ve uluslararası rekabet gücüne ihtiyacı var.
Çünkü yıllardır Erzurum turizmi masaya yatırılıyor.
Ne yazık ki o masa artık bir toplantı masası olmaktan çıktı; yoğun bakım masasına dönüştü.
Hastalık belli.
Teşhis belli.
Raporlar hazır.
Ama tedavi bir türlü başlamıyor.
Şehir bekliyor.
Zaman akıp gidiyor.
Fırsatlar birer birer kaçıyor.
Ve Erzurum, sahip olduğu bütün imkânlara rağmen, hak ettiği turizm başarısına hâlâ ulaşamıyor.