Hayatta bazı insanlar vardır, yanlarında geçirdiğiniz birkaç saat, size yılların tecrübesini kazandırır. Prof. Dr. Koptagel İlgün ile Erzurum’a yaptığı ziyaret sırasında uzun uzun sohbet etme fırsatı bulunca bunu bir kez daha hissettim.

Kendisini yıllardır başarılı bir hekim, akademisyen ve yazar olarak tanıyordum. Ancak sohbetimiz ilerledikçe gördüm ki onu asıl özel kılan, mesleki başarılarından çok hayata bakış açısı ve fikir dünyasıydı. İçimden, “Demek ki gerçek büyüklerimiz ve bize yol gösterecek kıymetli insanlar hâlâ varmış.” diye geçirdim.
Prof. Dr. Koptagel İlgün, Şenkaya’nın ilçe olmasına öncülük eden, bölgede okuma kültürünü yaygınlaştıran, eğitimi ve toplumsal kalkınmayı hayatının merkezine koyan Hüseyin Köycü’nün torunudur. Dedesinin bıraktığı fikir mirasını yaşatmayı kendine görev edinmiş; Hüseyin Köycü’nün hayatını, mücadelesini ve düşüncelerini anlatan eserler kaleme alarak bu kıymetli mirası gelecek nesillere aktarmıştır. Aslında bu yönüyle sadece bir hekim değil aynı zamanda kültürel hafızaya hizmet eden bir araştırmacıdır.

Sohbetimiz sırasında yıllardır tuttuğu not kartlarından bazılarını da bizimle paylaştı. Her biri hayatın içinden süzülmüş birer ders gibiydi. İlk söylediği cümle hâlâ kulaklarımda:
“Düşünce ve fikir yıldızlar gibi ölümsüzdür.”
Ardından insanın ilgi alanı ile etki alanını birbirinden ayırması gerektiğini anlattı. Her meseleye enerji harcamanın değil, değiştirebileceğimiz konulara odaklanmanın önemini vurguladı. Özellikle kişinin geleceğini etkileyebilecek sözlerden, şaka bile olsa kaçınması gerektiğini söyledi.

En çok üzerinde durduğu konu ise “söz” idi. Dobra olmanın kıymetli olduğunu ama düşünmeden konuşmanın bedelinin ağır olabileceğini ifade etti. Sonra da yılların tecrübesini birkaç mısraya sığdırdığı dizelerini okudu:

“Sözler var terazide özenle tartılır,
Sözler var çok anlamsız, yırtılır.
Sözler var insanları mert eder,
Sözler var dinleyeni dost eder.
Açık sözlü olmanın yararı tartışılmaz,
Dozu kaçarsa eğer, zararı tartışılmaz.”
Bir başka cümlesi ise zihnime kazındı:
“Akıl işlendikçe gelişir.”
Bilginin kaderden çok gayretle kazanıldığını, bugünü yaşarken yarını ihmal etmenin insanı geliştirmeyeceğini anlattı. Yaşının ilerlemiş olmasına rağmen hâlâ okuyup yazmasının sebebini ise şu sözlerle açıkladı:
“Eski hatalarıma son vermek, bir günün bir ömre bedel olabileceğini düşünerek çalışıyorum. Daha ne kadar yaşayacağımı bilemediğim için hayattan okuyup yazarak zevk almaya çalışıyorum.”
Bu cümleleri dinlerken önümde konuşan kişinin sadece bir profesör değil ömrünü öğrenmeye adamış bir fikir insanı olduğunu düşündüm.
O gün dikkatimi çeken bir başka güzellik ise ailesiydi. Yanında oğlu Levent Bey ve gelini Mine Hanım da vardı. Babalarını sanki ilk kez dinliyormuş gibi pür dikkat takip ediyor, her cümlesine büyük bir saygıyla kulak veriyorlardı. Bu manzara bana, ilmin önce aile içinde nasıl kıymet gördüğünü gösterdi.
Ben de annemi ve kız kardeşim Nazlı’yı bu buluşmaya getirmiştim. Hep birlikte öylesine verimli bir sohbet gerçekleştirdik ki zamanın nasıl geçtiğini anlayamadık. Eve döndüğümde telefonumun ekran süresine baktım; sadece bir saatti. Günümüz dünyasında bunun ne kadar kıymetli olduğunu düşündüm. Çünkü o gün ekranlara değil insanlara; bildirimlere değil bilgiye zaman ayırmıştık.
Birkaç gün sonra Prof. Dr. Koptagel İlgün’den gelen mesaj ise bu güzel buluşmayı benim için daha da anlamlı hâle getirdi:
“Sevgili Canan, anneni ve o güzel Dr. Nazlı’yı getirmen bende çok iz bıraktı. Tüm çocuklarıma ve konferans verdiğim doktorlara hep şunu derim: ‘Daima iz bırakacak bir fiil işleyin.’ İşte sana da bu çok yakıştı. Nazlı tıbbiyeyi kazanınca ilk hediyesi benden olacak, yaşarsam eğer. Sevgiyle kalın.”
Bu satırları okurken hem duygulandım hem de büyüklerin gönlünde yer edinebilmenin ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hissettim. Özellikle Nazlı’nın hekimlik hayaline yaptığı o zarif jest, bizler için unutulmayacak bir hatıra oldu.
Bazı insanlar bilgi anlatır, bazı insanlar ise yaşadıklarıyla öğretir. Prof. Dr. Koptagel İlgün, benim için ikinci grupta yer alan isimlerden biri oldu. O gün anladım ki kitaplar bize bilgi kazandırır fakat bazı insanlar yaşayan birer kütüphanedir. Yeter ki onların yanında oturmayı, dinlemeyi ve söylediklerini hayatımıza not etmeyi bilelim

FOTOĞRAF ALTI: 1
Yıllar önce Erzurum’da yaşadığı Barış Apartmanı