Öncelikle terörün tarifiyle başlayalım. Terörü en güzel tarif eden Terörle Mücadele Kanunumuzdur (TMK). TMK’nın terör tarifi şöyledir; “terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir”.
Bu tarifte geçen baskı, korkutma, yıldırma, sindirme tehdit yöntemleri 1980 sonrası yaşanan göçü tetikleyen önemli hususlardan olmuştur. Doğal olmayan bir göç süreci ise hem ayrılınan yerlerde hem de gidilen yerlerde ülkemize çok çeşitli sosyo-ekonomik maliyetler yüklemiştir. Örneğin, Doğu Anadolu Bölgesinin kalkınamamasının altında yatan ana sebeplerden birisi de şimdiye kadar bölgeden yaşanan göç sürecidir.
Rakam vermek gerekirse; internetteki kaynaklara biraz göz attığınızda şunu görüyorsunuz. 1985’ten günümüze kadar Türkiye’de değişik tarihlerdeki açıklamalara göre,100 milyar dolar ile 3 trilyon dolar arasında olduğu ifade edilmektedir. 2013 yılında Sayın Cumhurbaşkanımızın bir konuşmasında telaffuz ettiği rakam 300 milyar dolardır. 2013 yılındaki bu rakamın ne kadar büyük olduğunu dost ve kardeş Azerbaycan’ın GSYH ile karşılaştırdığımızda anlıyoruz. Azerbaycan’ın GSYH’sı yaklaşık 75 milyar dolardır. Yani Kafkasya’nın en zengin ülkesinin GSYH’nın yaklaşık 4 katını Türkiye 2013 yılına kadar teröre harcamıştır.
Yine tarafımızca 2016-2017 dönemlerinde yapılan araştırmalarda teröre harcanan toplam rakamın 700 milyar dolar civarında olduğu anlaşılmıştır. O dönemlerde PKK, FETÖ, IŞİD ve diğer terör gruplarına harcanan rakamlar meblağı yükseltmiştir.
Son günlerde terör için harcanan rakamın ise 2-3 trilyon dolar civarında olduğu ifade edilmektedir. Böyle bir rakamın büyüklüğünü ise şu büyük projelerin maliyetlerine bakarak anlayabiliriz. Örneğin, İstanbul Havalimanının maliyeti= 10,2 miyar Euro’dur. Demek ki teröre harcanan rakam ile 200 tane İstanbul Havalimanı yapılabilirmiş. Ya da 2013’teki 300 milyar dolarlık rakam ile yaklaşık 30 İstanbul Havalimanı yapılabilirdi.
Çanakkale Köprüsünün maliyeti = 2,5 milyar Euro, Marmaray’ın maliyeti= 1,7 milyar Euro, Avrasya Tünelinin maliyeti= 1,2 milyar dolar, Yavuz Sultan Selim Köprüsünün maliyeti= 810 milyon dolardır. Teröre harcanan kaynaklar ile bu büyük projelerden yüzlercesinin yapılabileceği bu rakamlar ile kolayca anlaşılmaktadır.
Bir de bu rakamlara terörün yatırımlara ve turizme verdiği olumsuz etkileri de kattığınızda Türkiye’ye ne kadar büyük maliyetler yüklediği daha net anlaşılmaktadır. Türkiye teröre harcadığı kaynakları GAP projesi gibi projelere harcayıp üretim gerçekleştirebilseydi, Ortadoğu’nun en büyük tarım üreticisi ve ihracatçısı olacaktı.
Yine refah açısından şöyle bir değerlendirme de yapabiliriz. Eğer Türkiye teröre bu kaynakları harcamasaydı, ülkenin her köşesindeki her ailenin güzel bir arabası ve yaşanabilir güzel bir evi olurdu. Bunun refah ve aile mutluluğu açısından etkileri düşünüldüğünde, terörün şimdiye kadar Türkiye’ye yüklediği maliyetin büyüklüğü daha iyi anlaşılmaktadır. Ayrıca, Türkiye iç ve dış borçsuz bir ülke olurdu ve dış dünyaya borç veren ülke konumunda olarak liderlik yapabilirdi.
Peki ülkeye olan yüksek maliyeti anlaşılan terörün bir daha yeşermemesi için çözümler neler olabilir?
Her sıkıntının temel çözüm yeri eğitim sisteminin etkinleştirilmesidir. Ülkemizde de hem terör sorununu hem de cehaleti yenmek için “okuyan-düşünen-tartışan-üreten insan modeli” yetiştiren bir eğitim sistemi oluşturulmalıdır.
Ayrıca, ailelerin, din adamlarının ve toplumun kanaat önderlerinin bu sürece katkı yapmaları gerekmektedir.
Bir diğer çözüm de uluslararası konsensüsün sağlanmasıdır. Özellikle batılı devletlerin terör konusunda çifte standart uygulamamaları gerekmektedir. Uluslararası konsensüs sağlanarak finansal desteği kesilen hiçbir terör örgütünün yaşama şansı olmayacaktır. Toplum arasına sokulan nifağın iyi anlaşılması için de iki büyük şairin mısralarıyla yazıyı tamamlayalım.
Mehmet Akif Ersoy:
Girmeden tefrika bir millete düşman giremez,
Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.
Muhammet Hüseyin Şehriyar:
Haydar baba gökler bütün dumandır
Günlerimiz birbirinden yamandır
Birbirizden ayrılmayın amandır
İyiliği elimizden almışlar
İyi bizi yaman güne salmışlar