20 Mayıs 1983’te 37 arkadaşıyla kurduğu Anavatan Partisi ile Turgut Özal “yeni sağ”ın Türkiye sahnesindeki başrolünü oynamaya başlamıştır. Aslında Turgut Özal ve arkadaşlarının kurduğu parti 1980 öncesi partilerle kişisel ilişkiler kurmuş siyasetçilerden oluşmaktaydı. Türkiye’nin 5 yıllık kalkınma planları ve stratejileri ile yürütüldüğü dönemde 1969’da Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı’ndan 1979’da Başbakanlık Müsteşarlığı’na kadar gelen Özal’ın kariyeri, 1977 yılı genel seçimlerinde Milli Selamet Partisi’nden milletvekili adaylığı ve 1970’li yıllarda Madeni Eşya Sanayicileri Sendikası başkanlığı ile siyasal ve sivil örgütsel bir deneyimi de içermekteydi. Süleyman Demirel’e yakın çizgisiyle bürokrasi sürecini yaşayan Turgut Özal, merkez sağa yakınlığı kadar muhafazakâr eğilimleriyle de bilinen bir siyasal aktördür. Özal, 24 Ocak 1980 istikrar tedbirlerinde Türkiye tarafının yetkilisidir.
Gelişmiş kapitalist ülkelerin 1970’li yıllar boyunca içine düştüğü krizi aşmak için geliştirilen;
- Ekonomide devletin yükümlülüklerini azaltmayı,
- Özelleştirme yoluyla devleti küçültmeyi,
- Kamu harcamalarını azaltmayı,
- İktisadi liberalizmi tam olarak uygulamayı amaçlayan;
Ronald Reagan yönetimindeki ABD ve Margaret Thatcher yönetimindeki İngiltere’de başta olmak üzere, 1980"li yıllar boyunca Avrupa, Japonya ve Türkiye gibi ülkelerde sağ iktidarların benimsemiş olduğu ideolojidir.
Cumhuriyet dönemi Türkiye ekonomisindeki gelişim süreci incelendiğinde, iki ana dönemin olduğu anlaşılmaktadır. Bunlar, “1980 öncesi dönem” ve “1980 sonrası dönem”dir. 1980 öncesi dönemin temel ekonomi politikası, “ithal ikameci sanayileşme (kalkınma)” politikası iken, 1980 sonrası döneminin ekonomi politikası ise “ihracata dayalı sanayileşme (kalkınma)” politikasıdır.
1980 sonrası dönemde uygulanan iktisat politikalarının uygulanmasına, hem ülke içindeki olumsuz sosyo-ekonomik gelişmeler hem de dış dünyadaki (özellikle ABD ve İngiltere’deki) uygulanan ekonomik politikalar ve istekler sebep olmuştur. Uygulanan ekonomi politikasının adı ise “arz-yanlı” veya “arz-yönlü” politikadır. Turgut Özal Dönemi ekonomi-politiğini öne çıkan hususlar aşağıdaki gibi özetlemek mümkündür.
- Özal döneminde; özelleştirme vurgusu 1950’den sonra en çok öne çıkarılmasına rağmen, bu dönemdeki toplam özelleştirme geliri 1 milyar dolar civarındadır. Yani çok önemli özelleştirmeler yapılamamıştır.
- Turgut Özal, daha önceden olmayan bir model geliştirmemiş, gelişmiş dünyada işleyen ve “başarılı olan” bir iktisadi anlayış ve yapılanma modelini (arz-yanlı iktisat) Türkiye’ye aktarmaya çalışmıştır.
- Turgut Özal’ın 1980’li yıllardaki açılım politikaları 1990’lı yıllara hazırlık olmuştur (Özellikle SSCB sonrası dönem için).
- Özal döneminde 1950’den sonra ihracatın ithalatı karşılama oranının en yüksek olduğu yıl, %81,1’e 1988 yılında ulaşılmıştır. Bunun sebebi, uygulanan ihracatı teşvik politikalarıdır.
- Özal döneminde yakalanan ortalama büyüme oranı %5,1 ile Cumhuriyet dönemindeki tüm dönemler içinde beşinci sıradadır.
- Özal döneminde, ihracattaki artış oranı itibarıyla tüm dönemlerin önünde bir performans sergilenmiştir (%25,3).
- KDV vergisi Turgut Özal ile birlikte Türkiye’nin gündemine girmiştir (1985).
Turgut Özal dönemi ile ilgili Türkiye’nin 1980’e kadar uyguladığı ekonomi politikalarının değişmesine bağlı olarak ortaya çıkan olumsuzluklara yönelik yapılan temel eleştirileri de aşağıdaki gibi özetlemek mümkündür;
- Vahşi kapitalizmin Türkiye’ye yerleştirilmesi,
- Hayali ihracatın altyapısının hazırlanması,
- Vergi sisteminde adaletsizliğin getirilmesi,
- Azerbaycan’ın İran’a daha yakın olduğunun açıklanması (sonra telafi edildi),
- Rüşvet ve yolsuzluklara göz yumulması,
- Türkiye’nin IMF ve Dünya bankasının kontrolüne verilmesi…vb.
Son söz: I. Özal Hükümeti döneminde bir ilerleme, II. Özal Hükümeti döneminde ise bir gerileme trendi yaşanmıştır. Bunun yanında, Özal dönemi, Türkiye’de köklü sosyo-ekonomik politika değişikliklerinin yaşandığı ve Türkiye’nin dünya piyasasına girme mücadelesi içinde olduğu bir dönem olarak tarihteki yerini almıştır.