Doğu Anadolu Bölgesi Türkiye’nin en çok göç veren illerinden oluşan bir bölgedir. Bu sorun 1960’lardan 2000’li yılların başına kadar artarak devam etmiş, 2000’li yıllarda ise göç oranındaki azalmaya rağmen bitmemiştir. TÜİK verileri incelendiğinde görülecektir ki bölgenin kentlerinin hemen hepsindeki veriler negatiftir. Bu bölgedeki göç sorunu hem bölgeyi hem de Türkiye’nin diğer bölgelerini olumsuz etkileyebilmektedir. Yaşanan göç, hem göç veren kentlerde hem de göç alan kentlerde değişik sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasal sorunlara sebep olabilmektedir. Bu yazı kapsamında göç sorunun çözümüne katkı amaçlı aşağıdaki öneriler bölge için yapılabilir.
- Yaptığımız bilimsel çalışmaların sonuçlarına göre; Kars, Ardahan, Iğdır ve Ağrı illerinden oluşan Ağrı Alt Bölgesindeki göçün en önemli sebepleri sosyal gerekçelerdir. Erzurum’da ise ekonomik gerekçeler öne çıkmaktadır. Bu nedenle, Ağrı Alt Bölgesi ve bölgenin diğer illerinde ekonomik ve sosyal gerekçelerin düzeltilmesi göçü önleyecektir. Bunun için “eğitimde fırsat eşitliği” sağlanmalı, “sağlık hizmetlerinden kaliteli, adil ve eşit faydalanma” ilkesine işlerlik kazandırılmalı ve bölge kentlerindeki sosyal hizmetler artırılmalıdır.
- Bölgede olumsuz bir neden olarak algılanabilen iklim koşulları, göçü önlemede pozitif katkı yapan bir unsura dönüştürülebilir. Örneğin, kar sporları, kar ile ilgili sanatsal ve eğitim faaliyetleri vb. uygulamalar yapılabilir. Ağrı Dağı ve Sarıkamış Kayak Merkezinin, 2011 kış olimpiyatlarında palandöken ile birlikte dünyaya sunulamamasının eksiklikleri şimdi tamamlanmaya çalışılmalıdır. Böylece hem Erzurum hem de bölge kazanacak ve göç konusunda anlamlı katkı olacaktır. Ayrıca, Bölgede “kış ve yaz film şehirleri” oluşturularak dünyadaki her türlü film ve sanatsal etkinliğin gerçekleştirileceği alt yapı oluşturulması ve “Doğu Anadolu Bölgesi Tren Ringi” projesinin hayata geçirilmesi turizm açısından bölgeyi cazibe merkezi haline getirebilecektir.
- Bölgedeki sosyal huzursuzlukların göç sebebi olmaması için özellikle kamu yönetici ve görevlilerinin en nitelikli ve deneyimli kişilerden oluşması önemli katkı yapacaktır. Özellikle Vali, Kaymakam ve diğer kamu yöneticilerinin belli tecrübeye ulaştıktan sonra bölge illerine gönderilmesi önemli avantajlar sağlayacaktır.
- Bölgedeki gelir dengesizliğinin giderilmesi için uygun ortam hazırlanmalı ve uygulamalar yapılmalıdır. Örneğin, 1991 yılında SSCB’nin dağılması sonrası bölgede ortaya çıkan dış ticaret potansiyeli, bölge için önemli bir avantaj olarak görünmektedir. Sınır komşusu ülkelerle bu tür potansiyellerin (ticaret, eğitim, sağlık, turizm vb.) geliştirilmesi uygun bir çözüm olabilir. Yakın gelecekte açılması muhtemel olan Ermenistan sınır kapıları ve dolayısıyla Ermenistan pazarına yönelik bu bölgedeki yapılabilecek üretim altyapısının oluşturulması uzun dönemli önemli faydalar sağlayabilecektir.
- Yaşanan göç sürecinin, göçün tersine çevrilmesi çabalarıyla bölgesel kalkınmaya katkı yapan bir unsur haline dönüştürülmesi mümkündür. Bunun için model konutlar ve çeşitli altyapı yatırımları tamamlanarak geriye göç için uygun ortam hazırlanmalıdır. Çünkü göç eden bölge insanları çoğunlukla ayrıldığı yerdeki durumundan daha üst bir gelir seviyesine ulaşmakta buna rağmen bölgeye olan duygusal bağlılıkları devam etmektedir. Özellikle “köysel dönüşüm” projeleriyle oluşturulacak yaşanabilir konutlar, tersine göçü hızlandırabilecektir.
- Günümüz itibarıyla göçün önemli bir yönü de psikolojiktir. Bu nedenle, bölge insanlarını doğru bilgilendirmeler ile yörede tutmak gerekmektedir. Bölgede geçmişten beri “yenilmişlik psikolojisi veya kompleksi mevcuttur”. Oysa ulusal ve yerel tüm iletişim kanalları ile bölgenin güzelliklerini tanıtmak gerekmektedir. Yöre insanının zihni berraktır. Vatan-Millet bağlılığı çok yüksektir. Bunun zedelenmemesine yönelik ortamlar sunmak ve oluşturmak gerekmektedir.
- Kısacası; “bölge hakkındaki algıyı değiştirmek gerekmektedir”. Çünkü Bölgede; batıda çoğu yerde olmayan duble yollar, hemen hemen her ilde havalimanları, doğal gaz, başarıyla organ nakli bile yapan sağlık merkezleri var. Üstelik stres yok, huzur ve mutluluk var. Bu durumların diğer bölgelere doğru yöntemler ile duyurulması durumunda bölge göç alabilen bir konuma kavuşturulabilir.
- Tüm bunların olabilmesi için güçlü kamu desteği ve bölgede yaşamanın ekonomik kolaylıklarının sağlanması ve bilinmesi gerekmektedir. Mevcut süreçte bölgedeki her kesimin serbest piyasa ekonomisi kurallarıyla değerlendirilmesi doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Ancak güçlü kamu desteği ile güçlenen bölgenin serbest piyasa ekonomisi şartlarına terk edilmesi uygun olacaktır.
Su faturaları çok yüksek. Çarpık kentleşme, ev fiyatları İstanbul'la yarışıyor. Tramvay yok. Hızlı tren yok, uçak biletleri çok pahalı. Şehir içi toplu ulaşım çok kalabalık ve pahalı. Yollar köstebek yuvası gibi. Kentsel dönüşüm rantsal dönüşüme döndü. Bahçeli evlerdeki ağaçları kesip deprem bölgesi olan Erzurum'da çok katlı ultra lüks güneş görmez ucubeler yapılıyor. Ağaçlandırma çok yetersiz.