02.10.2026 tarihinde Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği (DAİB) Kamil Polat Konferans salonunda, Erzurum Kalkınma Vakfı (ER-VAK), DAİB, MÜSİAD ve Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyetinin ortaklaşa tertiplediği 30. Sultan Sekisi Toplantısının gündeme aldığı konunun “Zengezur Koridoru” olması anlamlı ve önemliydi.
Toplantıyı önemli kılan; ER-VAK tarafından geleneksel hale getirilen “Sultan Sekisi” toplantıların 30.’sunun Erzurum’un dört önemli STK’sı tarafından ortaklaşa düzenlenmesi, Erzurum Valisi Sayın Aydın Baruş’un toplantıya katılarak değerlendirmelerde bulunması, katılımcıların Erzurum’un kanaat önderi konumundaki insanlardan olması, konuşmacıların bölgenin 3 üniversitesinden (Atatürk Üniversitesi, Kafkas Üniversitesi ve Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi) öğretim üyeleri ve Nahcivan’dan katılan Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Başkanından oluşması ve Zengezur Koridorunun ülkemiz ve Doğu Anadolu Bölgesi için geleceğe hazırlık yapmayı gerekli kılan konulardan birisi olmasıydı.
Geleceğe hazırlık dememin sebeplerine gelince; herşeyden önce Zengezur Koridorunun açılacak olması Türkiye’yi karadan Azerbaycan’a ve Orta Asya ülkelerine bağlayacak. Diğer taraftan, Çin’den Avrupa’ya uzanan “Demirden İpek Yolu”nun Kars-Tiflis-Bakü kolunun en önemli “tamamlayıcı alternatifi” olan Kars-Iğdır-Nahcivan-Bakü kısmı açılmış olacak. Ayrıca, Zengezur Koridorunun açılmasını takiben veya öncesinde Ermenistan sınır kapılarının açılacağı beklentisinin olması ve bölgede yaşanacak ticari hareketlilikten merkezi il olan Erzurum ve diğer şehirlerde farkındalık oluşturulması açısından büyük önem içermektedir. Böylece hem iş adamları hem halk hem de devlet yetkililerinin gerekli altyapıyı oluşturacakları hazırlıkları hızlanacaktır.
Türkiye açısından iktisat bilimine dayalı durum değerlendirmesi de yapılabilir. İktisat bilimi 1776 yılında Adam Smith’in yazdığı “Milletlerin Zenginliği” adlı eser ile bilimsel nitelik kazanmıştır. Eserin ana vurgularından birisi “serbest ticaretin olması durumunda tüm ülkelerin kazançlı çıkacağıdır”. O dönemde batı sanayide ve üretimde diğer ülkelerden üstün olduğu için bu anlayıştan günümüze kadar en çok kazananlar da onlar olmuşlardır. Şimdi bölgede ortaya çıkan ticaret potansiyelinde Türkiye bölge ülkelerine göre önemli avantajlara sahip konumdadır. Bu nedenle ticaret potansiyelinden en çok faydalanan ülkelerden birisi olabilecektir. Örneğin, Azerbaycan ile yaklaşık 8 milyar dolarlık dış ticaret hacmi yaklaşık 15-20 milyar dolara çıkabilecektir. Yine kalkınma iktisadında şu vurgu önemlidir. “demiryolu ağı iyi örülmüş ülke veya bölgelerin kalkınma şansları yüksektir”. İşte Zengezur Koridorunun bölge ülkeleri arasında demiryolu ağlarının örülmesinde önemli tetikleyici unsur olarak da kalkınmayı olumlu etkileyeceği söylenebilir.
Kalkınma stratejileri yönünden de konuya bakılabilir. Kalkınma stratejileri iki tanedir. Bunlardan bir tanesi “ihracata dayalı kalkınma ya da sanayileşme” stratejisi, bir diğeri de “ithal ikameci kalkınma ya da sanayileşme” stratejisi. İşte bu bölgedeki şu anda yakalanan potansiyel ihracata dayalı bir kalkınma potansiyelidir ki Zengezur Koridoru bunun anahtarıdır. Geçmişin “Merkezi Planlı Ekonomisi”ne sahip olan Çin’in, ihracatı, liberal politikaları ve ihracatın serbestleştirilmesini savunmasının sebebi de ihracattaki kendi üstünlüğü ile kalkınmasını gerçekleştirebileceğini farketmesindendir.
Zengezur Koridorunun açılması durumunda pek çok sosyo-ekonomik etkileşimler olacaktır. Ancak okuyucuyu sıkmamak için Erzurum için iki öneri yaparak bitirmek istiyorum.
Önerilerimden birisi, özellikle iş adamları ve akademisyenlerin ortak projeler ile yol güzergahına ve karşı ülkelere (Ermenistan dahil) ziyaretler gerçekleştirerek bağlantılarını güçlendirmeleridir. Diğeri ise KUDAKA ve SERKA gibi bölge kalkınma ajanslarının destek politikalarını bu konuyla da uyumlu hale getirmeleridir.
Son olarak toplantının panel kısmında moderatörlük görevim dolayısıyla başta Erzurum Valimiz Sayın Aydın Baruş’a panele gösterdiği ilgi ve değerlendirmeleri için teşekkür ediyorum. Ayrıca, Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Nahcivan Bölümünün Başkanı Sayın Prof. Dr. İsmayıl Hacıyev’e, Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü-İktisat Politikası Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Dilek Özdemir’e ve Kafkas Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Halit Hamzaoğlu’na katkıları ve etkili değerlendirmeleri için teşekkür ediyor, bu özellikteki toplantıların devamlılığını diliyorum.