Son yıllarda TRT'nin dizi ve filmleri devletin ve milli hafızanın uyandırılması ve yeniden inşasında başarılı bir 'savaşın' içinde. Son 5-10 yılda TRT’nin yayınladığı dizilerde özellikle Osmanlı, Selçuklu, İstiklal Mücadelesi, MİT ve modern Türk güvenlik yapısı öne çıkarılıyor. İşte bu diziler, “Milli Güvenlik Sineması” denilen yeni bir türün altyapısını oluşturuyor ve Amerikan kurgusu Rambo gibi bireysel kahramanlık yerine, toplumsal, kurumsal ve tarihsel bir bütünlük vurgulanıyor.
TRT’nin bu çizgide öne çıkan dizileri şunlar:
Diriliş: Ertuğrul (2014-2019) – Osmanlı’nın kuruluş dönemini, Türklerin Anadolu’daki kimlik ve varoluş mücadelesini epik bir dille işledi.
Kuruluş: Osman (2019-) – Ertuğrul’un ardından Osman Gazi dönemine odaklanarak Osmanlı İmparatorluğu’nun doğuşunu modern ve görkemli bir üslupla ekrana taşıdı.
Payitaht Abdülhamid (2017-2021) – II. Abdülhamid’in döneminde, Osmanlı’nın ayakta kalma mücadelesi, siyasi ve istihbarat savaşları, Batı’ya karşı savunma refleksleri merkezdeydi.
Uyanış: Büyük Selçuklu (2020-2021) – Selçuklu İmparatorluğu’nun devlet aklı, teşkilat yapısı ve Batınî tehditlere karşı verdiği mücadeleye vurgu yaptı.
Teşkilat (2021-) – Modern döneme ait bir MİT dizisi olarak, Türkiye’nin günümüzde karşı karşıya kaldığı istihbarat, siber savaş, terör ve uluslararası tehditlerle mücadelesini işliyor.
Mehmetçik Kut’ül Amare (2018) – Osmanlı askerinin, I. Dünya Savaşı’ndaki Kut’ül Amare zaferini işleyerek, askeri kahramanlık ve fedakârlık duygusunu ön plana çıkardı.
Yüzyıllık Mühür, Ya İstiklal Ya Ölüm, Tozkoparan gibi dizilerde ise İstiklal Savaşı, milli mücadele ve gençliğe yönelik vatanseverlik temaları işlendi.
Tüm bu dizilerde ortak nokta; Osmanlı’dan bugüne, milli irade, devletin bekası, vatan savunması, istihbarat ve toplumsal dayanışmanın öne çıkarılmasıdır. TRT’nin bu projeleri, “Milli Güvenlik Sineması” başlığı altında yeni bir anlatı geleneği kuruyor. Bu anlatı, Hollywood’un bireysel kahraman mitini yıkıp, toplumsal hafızada kurumsal hafızayı ve ortak kaderi merkeze alıyor. Burada amaç, yalnızca geçmişin başarılarını yüceltmek değil, bugünün güvenlik algısını da şekillendirmek ve toplumda milli şuurun canlı tutulmasını sağlamaktır.
ABD, İsrail ve AB ülkeleri ülkemizin gelişme seviyesinin durdurulması gerektiğine inanmışlardır. Türkiye'nin içinde olan her şey-darbeler, bölücü hareketler, siyasi gruplaşmalar- bu kesimlerin eseridir. Türk Devleti, tüm bu yapıyı çözümlemiş ve tedricen her türlü tedbiri almaya başlamıştır. Savunma sanayii yatırımları bu tedbirin farzı ise Milli Savunma Sineması da sünnnetidir. Sonuç olarak, TRT dizileriyle şekillenen bu milli güvenlik sineması, toplumu Amerika'nın “Rambo” tipi dışsal kahramanlardan uzaklaştırıp, kendi tarihsel, kültürel ve kurumsal köklerine döndürüyor. Modern savunma sanayii ne kadar önemliyse, bu dizilerde işlenen toplumsal bilinç ve tarihsel miras da milli güvenlik mimarisinin vazgeçilmez parçası haline gelmiştir.